Subscribe For Free Updates!

We'll not spam mate! We promise.

young-adult etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
young-adult etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mayıs 2014 Cumartesi

Ruhsuz- JODI MEADOWS| Kitap Yorumu


Kitap: Ruhsuz
Yazar: Jodi Meadows
Tür:  Young Adult- Fantasy
Yayınevi: Dex Kitap
Seri: Yeniruh (#1)
Goodreads Puanı: 3.78


Deneyimli Ruhlar Ve Ruhsuzlar
Binlerce yıldır, Sınır'da milyonlarca ruh yeniden, yeniden dünyaya geldi, her bir yeni yaşamda da geçmiş yaşamlarındaki anılarını ve deneyimlerini beraberinde getirdi. Ana ise bir Yeniruh: yani Ana doğduğunda bir başka ruh yok oldu. Kimse bunun sebebini bilmiyor ve bu, bir felaketin habercisi olabilir.
Ana'nın bir Yeniruh olmasından rahatsız olmayanlar da var.
Bunlardan biri olan Sam, yalnızca bir kez yaşayabilecek bir ruhu sevebilecek mi? Peki Ana'nın düşmanları, insanlar ve yaratıklar, onların birlikte olmalarına izin verecek mi?
Ana, varoluş sebebini açığa çıkarmak zorunda. Fakat onun bu arayışı, reenkarne olup olamayacağını öğrenmek için gittiği Kalp şehrini ve reenkarnasyon yasalarını sonsuza dek yok edebilir.
Jodi Meadows, insan ruhuna bambaşka bir bakış açısı getiren bu hikâyede fantazya ve macerayı birleştirirken, reenkarnasyon ve ruh kavramını sorgulamamızı sağlıyor.




Düşük beklentiyle başladığım kitapların bu denli iyi çıkmasını çok seviyorum. Kitabı beklediğimden daha uzun sürede bitirmiş olsam da zevk aldığım bir okuma süreci oldu. Kitabı niye böyle çok sevdiğimi açıklamadan önce kısaca konusuna değinmek istiyorum.

Binlerce yıldır yaşayan hiçbir ruhun ölmediğini düşünün, bedenleri ölüyor ama belli bir süre sonra başka bedenlerde aynı ruhlar yeniden dünyaya geliyor. Her bir yeni yaşamlarında geçmişe dair anıları ve bilgileri de onlarla beraber geliyor. Hatta çok uzun yıllardan bahsettiğimiz için, geçmişlerini unutmamak için günlükler tutuyorlar. Bir gün yeniden doğması beklenen ruh yerine bambaşka bir ruh doğunca herkes şoka uğruyor ve bundan rahatsız oluyorlar. Böylelikle kitabımızın ana karakteri olan Ana ile tanışmış oluyoruz. Ana onu sevmeyen annesi ile sürgün hayatı yaşıyor ve yeterince büyüdüğünü düşündüğü an Kalp'e -şehir- doğru yol alıyor. Tek bir amacı var neden varolduğunu öğrenmek.


''Gerçekten ne düşündüğümü bilmek ister misin? Bence insanlar seni tanımaya değip değmeyeceğinden  emin değiller. Sabaha yok olacağını bildiğin halde, bir kelebekle arkadaş olup olmamaya karar vermek gibi bir şey bu.''
Sam, sayfa 62

Her yeni kitaba başladığımda yabancılık çeker, yazarın bize sunduğu dünyayı kavramakta zorlanırım. Yani benim için kitapların en sıkıntılı yeri başlarıdır. Ruhsuz'u okumaya başladığımda resmen sudan çıkmış balığa döndüm, kitap hakkında en ufak bir fikrim olmadığı için yazarın yarattığı dünya bana karmakarışık geldi. İlk 50 sayfayı atlattıktan sonra her şey yavaş yavaş yerine oturmaya başladı ve o andan itibaren kitaptan zevk almaya başladım.

Yukarıda kitabı neden bu kadar sevdiğimi açıklayacağımı söylemiştim, bu nedenlerden ilki Ana'nın tipik genç-yetişkin romanlarındaki karakterlerden oldukça farklı oluşuydu. Yazarın bize anlattığı Ana'yı kitabın sonuna kadar istikrarlı bir şekilde sunmasına bayıldım. Yaşadığı kafa karışıklıkları ve güvensizlekleri o kadar yerli yerindeydi ki yaptığı hareketlerden hiç rahatsızlık duymadım. Bir diğer sevdiğim unsur ise Ana ile beraber toplumun yapısını ve diğer şeyleri öğreniyor oluşumuzdu. Genellikle benim kafamın karıştığı yerlerde Ana'nın da kafası karışmıştı ve onunla beraber cevapları aramak çok hoşuma gitti. Kitapla ilgili diğer memnuniyetlerimi de hızlıca sayarsam damdan düşer gibi aşk yoktu ve aradığım tüm soruların cevaplarını kısmen de olsa buldum.



Kitapla ilgili illa olumsuz bir şey söylemem gerekirse oldukça yavaş tempolu bir kitap, evet son sayfalarda hareketlilik var ama aradığınız aksiyon dolu bir kitapsa size Ruhsuz'u öneremem. Ayrıca karakterlere değinmeyi pek sevmiyorum ama Sam'in mükemmel olmayışını -yazarların bize kusursuz erkek karakter sunmasından sıkılan bir ben olamam?- çok sevdim.

Böyle bir kitabın ülkemizde çok popüler olmamasına anlam veremedim, okuduğum çoğu genç-yetişkin romanından daha başarılıydı. Bir an önce devam kitabını edinmek istiyorum, eğer seri böyle devam ederse favorilerim arasında yerini alacak gibi duruyor. Ayrıca kitabın kapağına aşık oldum, müthiş görünüyor.

Sonuç olarak Ruhsuz, orijinal konusuyla ve tutarlı karakterleriyle gönül rahatlığıyla önerebileceğim romanlardan biri oldu. Kesinlikle tavsiye ediyorum.

Puanlama: 4/5


Not : Daha fazla spoiler vermek istemiyorum ama kitapta ejderhalar var!! 

26 Ocak 2014 Pazar

Avcının İntikamı- Elizabeth May| Kitap Yorumu


Kitap: Avcının İntikamı
Yazar: Elizabeth May
Tür:  Young-Adult, Science Fiction, Steampunk, Fantasy
Yayınevi: Dex
Seri: The Falconer (#1)


Edinburgh, İskoçya, 1844.
Sosyeteye henüz takdim edilmis masum ve büyüleyici bir leydiydi, ta ki annesi öldürülene kadar.
O artık bir peri avcısı.
Gündüzleri çay davetlerinde etrafa yapmacık gülücükler dağıtıyor, geceleri ise kendi yaptığı icatlarla ölüm saçıyor.
İntikam yemini etti, annesinin katilini bulacak.
Önüne hiç tahmin etmedigi bir engel çıkana dek durmayacak.(Tanıtım Bülteninden)








Şimdiden belirtmek istiyorum, bu yorum oldukça olumsuz düşünce içerir. Kitabın kapağından mı başlasam yazım hatalarından mı yoksa çeviri hatası mı yazarın beceriksizliği mi anlayamadığım betimleme eksikliklerinden mi? Neyse, hepsinin sırası gelicek.

Bu kitabı alma nedenim, internette gezinirken kitapta Barrons'a benzer bir karakter olduğunu söyleyen yorumlar okuyuşumdu. Büyük bir heyecanla hemen kitabı sipariş ettim, büyük beklentilerim yoktu ama yine de deli gibi merak ediyordum kitabı.

Okumaya başladığımda yazarın tarif ettiği hiçbir şeyi anlamadığımı belirtmek istiyorum, makinelerden bahsediyordu ama gözümde canlandıramıyordum. Moralimi bozmayıp okumaya devam ettim, ilerleyen sayfalarda bahsettiği şeyleri daha iyi anlarım diye umuyordum. Kitabı bitirdim ve hala dikişçileri-kitapta bahsi geçen bir makine- gözümde canlandırabilmiş değilim. Tabii ki bu yazarın kitabı steampunk tarzında yazmış olmasından kaynaklanıyor olabilir, bu kitapla öğrendim ki izlemesi kolay ama okuması zor bir türmüş. İşte burada kafamda bir soru işareti oluştu, çeviri mi yeterli değildi yoksa yazar gerçekten de tasvirler konusunda başarısız mıydı? Kitabı orijinal dilinde okuyan varsa beni aydınlatabilir mi?

Betimlemelerin yeterli gelmemesine rağmen kitabı içimdeki merak duygusu sayesinde yarıladım. Kiaran'ın daha çok görüldüğü sahnelerde kitabı okumam hızlandı ve böylece kitabı bitirmiş oldum. Sonu merak edici bitti, kitap ülkemizde yayınlandığında alıp almama konusunda karar vereceğim. Ama belirtmek istiyorum ki yazarımız hâlâ ikinci kitabı yazıyor. Neyse ki Dex okuyucuyu bekletmeyi seven bir yayınevi değil, eminim kitap orijinal dilinde yayınlandıktan kısa bir süre sonra ikinci kitap bizlerle buluşur.



Hazır Dex demişken, o kapak ne öyle? Kitap elime geldiğinde acaba korsan olabilir mi diye durup düşündüm. Tamam orijinal kapakların maliyeti yüksek, anlıyorum. Ama böyle de kalitesiz kapaklar çıkarmak okuyucuya haksızlık değil mi? Orijinal edisyonlarında gözüm kaldı yemin ediyorum. Ne kadar güzel görünüyorlar.

Bunca şikayetime rağmen Kiaran sayesinde kitabı sevdim sayılır. Ne yazık ki alın diye çıldırmıyorum. Karar size ait.

3/5

Haberci

Destek3

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...