Subscribe For Free Updates!

We'll not spam mate! We promise.

young adult etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
young adult etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Aralık 2014 Pazartesi

Kan ve Yıldız Işığı Günleri- Laini Taylor| Kitap Yorumu

Kitap: Days of Blood & Starlight
Yazar: Laini Taylor
Tür:  Fantasy, Young Adult
Yayınevi: Artemis Yayınları
Seri: Duman ve Kemiğin Kızı (#2)
Goodreads Puanı: 4.26

Bir zamanlar melek ve şeytan birbirine âşık oldu. Savaşların son bulduğu ve akan kanın durduğu bir dünya düşlediler. Bu dünya, O dünya değil, ne hazin…

"Elinizde bırakmak istemeyeceksiniz."
-Entertainment Weekly-

"Kader, umut ve kendini arayışa dair nefes kesici, romantik bir fantezi."
-The New York Times-

"Bir seri nadiren bu kadar nefis başlar."
-Kirkus Review-

"Ustaca yazılmış ve temposu güzel kurgulanmış."
-Publishers Weekly-
(Tanıtım Bülteninden)






Çok gecikmiş bir kitap yorumuyla karşınızdayım. Bir türlü kitap hakkında ne yazacağıma karar verememiştim ve hep erteliyordum. Sonunda cesaretimi topladım ve kısa da olsa Kan ve Yıldız Işığı Günleri'ne yorum yapmaya karar verdim. Umarım becerebilirim. *-*
 Öncelikle kitabı çook uzun süredir bekleyen bir grup var, ben onların içinde değilim. Ben Duman ve Kemiğin Kızı'nı okuduktan yaklaşık 4-5 ay sonra devam kitabı çıkmış oldu. Tabii ki çok sevindim ve 'Vay be kitabı tam zamanında okumuşum ehe ehe.' gibi tepkiler verdim. Neysee. Kan ve Yıldız Işığı Günleri'ni İstanbul Kitap Fuarından almıştım. Çok fazla bekletmeden hemen okudum kitabı. Söylememe gerek var mı bilmiyorum ama beklentilerim bir hayli yüksekti. Peki şimdi günün sorusu geliyor; Kitap beklentilerimi karşıladı mı? Tam olarak evet diyemeyeceğim. Çok daha farklı bir kitap bekliyordum sanırım -kesinlikle konusundan bahsetmiyorum-. Bence daha akıcı, daha hızlı okunan ve temposu biraz daha yüksek olmalıydı. Tabii bu söylediklerimden yanlış bir sonuç çıkarmayın kitap muhteşemdi, ben sadece Laini Taylor'dan daha fazlasını bekliyordum.

İlk kitabın yorumu için buraya tıklayabilirsiniz. Bu yazı ilk kitap hakkında spoiler içerebilir, lütfen ona göre okuyunuz.

Bildiğiniz üzere ilk kitabın sonunda Akiva ve Karou acı gerçeklerle yüzleşiyorlardı. Laini Taylor resmen yüzümüze iki tokat atıp, şimdi ne yaparsanız yapın demeye getirmişti kitabın sonunu. Kan ve Yıldız Işığı Günleri o malum olaydan haftalar sonrasını anlatıyor. Karou meleklerin yakıp yıktığı ülkesine dönmenin bir yolunu buluyor ve gerçekten yaşayan tüm Kimeraların ortadan yok olduğuna inanıyor. Ta ki Beyaz Kurt ile karşılaşana kadar. Korou zaten bir meleği sevdiği için -tüm ırkının yok olmasına neden olan o meleği- kendinden nefret ediyor, Brimstone artık yok yani tamamen çaresiz bir durumda. Ve Beyaz Kurt ile karşılaşınca bir karar veriyor, yıllardır Brimstone'un yanında öğrendiği işi şimdi ırkını kurtarmak adına kendi yapıcak. Diriltme işlemini. Bu Karou'yu hem fiziken hem de ruhen yıpratan bir işlem bir de üstüne kendini güvende hissetmediği bir ortamda bulunduğu için çökmüş durumda.
Akiva ise bambaşka bir konu, Karou'nun peşinden gidiyor ona yardım etmek için ama ne kadar ararsa arasın bir türlü bulamıyor. Daha sonra ise Karou'nun öldüğünü düşünmeye başlıyor ve o da kendince Kimera'lara yardım etmeye çalışıyor. Sonuçta o da kendini suçlu ve perişan hissediyor. *fangirlmod*

Olaylar yukarıda anlattığım seyirde ilerliyor uzun bir süre, kayde değer çok fazla bir şey olmuyor. Bir de üstüne olaylar sadece Karou'nun ağzından anlatılmayınca arada sıkılıp kitabı bir köşeye bıraktığım oldu. Aslında anlatmak istediğim, bu kitap Duman ve Kemiğin Kızı gibi akıp gitmedi. Çok sevdiğim yeni bir karakter girdi kitaba, arada yazar beni çok şaşırtacak güzel süprizler yaptı hatta kitabın bir yerinde öylesine şok oldum ki yaklaşık 10 sayfayı ağzım açık okudum ama yine de ilk kitap bence çok daha iyiydi.

Sonuç olarak ben kitabı sevdim, okuduğum çoğu fantastik seriden çok daha kaliteli gidiyor şimdilik. Bakalım son kitapta Laini Taylor bize ne gibi şoklar yaşatıcak. Büyük bir merakla bekliyorum.

Puanlama: 5/5
 

6 Ekim 2014 Pazartesi

Bay HiçKimse- Allen Zadoff | Kitap Yorumu



Kitap: I Am the Weapon
Yazar: Allen Zadoff
Tür:  Young Adult, Thriller
Yayınevi: Martı Yayınları
Seri: The Unkown Assassin (#1)
Goodreads Puanı: 3.94



O hiçbir şeydi. Görev ise her şey.

Mükemmel bir askere ihtiyaçları vardı: Bu asker korku, sempati ve öfke duymadan her durumda görevini yerine getirecek; insanları öldürüp duygusal yaralar almadan yoluna devam edecek biri olmalıydı.

Bu yüzdenismi ya da geçmişi olmayan birini yarattılar; mükemmel asker Bay Hiçkimse'yi.

Bay Hiçkimse, sürekli okul değiştiren, çok az kişinin fark ettiği ve etrafındakilerin hakkında fazla düşünmediği biridir. Yeni bir şehirde,yeni bir lisede, yeni bir isimle ortaya çıkar, arkadaşlar edinir ama hiçbir yerde uzun kalmaz. Sadece yeni arkadaşlarının ailesinden birinin ölümüne neden olana kadar oradadır… Görev başarıyla tamamlanır, Bay Hiçkimse bir sonraki görevini gerçekleştirmek üzere ortadan kaybolur; ta ki onu derinden sarsan son olaya kadar…

"Yazarın, 'Genç James Bond' tadında yarattığı etkileyici karakter Bay Hiçkimse, gizem ve heyecan peşinde koşanlar tarafından çok sevilecek."
-The Book Zone-
(Tanıtım Bülteninden)




Bay HiçKimse arka kapak yazısını okuyarak aldığım nadir kitaplardan biri. Bildiğiniz üzere genelde kitap alırken arka kapak yazısını okumam, Goodreads puanına ve türüne bakarak kitap satın alırım. Markette kitabı indirim kısmında görünce elime alıp incelemek istedim, almak gibi bi niyetim de olmadığı için arka kapağını okudum ve görüldüğü üzere hemen satın aldım. Kitabın konusu çok ilginç geldi bana, daha önce bu tipte filmler izlesem de hiç kitabını okumamıştım. Güzel bir değişiklik oldu benim için. Neyse, lafı daha fazla uzatmadan kitabın konusuna geçmek istiyorum.

Yeni görevindeki adıyla Benjamin 16 yaşındadır ve şehir şehir dolaşarak hedefindeki insanları öldürmek için liseye kaydoluyordur. Anlayacağınız üzere Ben bir askerdir ya da asker gibi yetiştirilmiştir de diyebiliriz, onun Anne dediği kişi tarafından eğitilmiştir ama bu kadın öz annesi değil. Ve görevleri de Baba dediği kişiden alıyor, daha önce hiç görmediği bir adamdan. Hatırladığım kadarıyla 3 yıldır sistemin içinde ve aldığı görevlerin nedenlerini sormuyor. Anne ona bir vatan sever olduğunu ve yaptığı işleri ülkesinin güvenliği adına yaptığını söylüyor ve Benjamin de ona güveniyor. Ama son aldığı görev diğerlerinden farklı, hem görev süresi daha kısa -5 gün- hem de görev sırasında başına gelen beklenmedik unsurlar var. Eh işin içine de güzel bir kız girince Benjamin daha önce yapmadığı şeyi yapıyor ve birazıcık görevinden şaşıyor. Böylece olaylar başlıyor.

Kitabı sevdim, suç-gizem türündeki romanları seviyorsanız bir göz atabilirsiniz ama sakın beni yanlış anlamayın muhteşem bir polisiye demiyorum bu kitaba. Boş vaktiniz varsa ve kitabı zaten satın aldıysanız size güzel zaman geçirtebilecek bir kitap. Kitabın dili de oldukça güzeldi, ilk başlarda ''şunu yaptım, buraya gittim.'' tarzındaki cümleler yüzünden bir türlü ısınamamıştım ama sonra gözüm alıştığı için rahatsız olmadan kitabı bitirebildim. Ayrıca kitabın bölümleri de kısa kısaydı, yatmadan önce okurken bana büyük kolaylık sağladı. Kitapta beni en çok rahatsız eden ve puan kırmama neden olan şey ana karakterin yüzeyselliğiydi. Tam olarak ne düşündüğünü ve hissettiğini anlayamıyoruz çünkü o da kendini anlamıyor. Çok uzun zaman önce bir şeyler hissetmeyi bırakmış. Tek yaptığı; görevi öğren, insanların içine sız ve güvenlerini kazan, hedefi öldür, oradan uzaklaş ve bir sonraki görevi bekle. Duygu yok, his yok. Tabii bu da bize yansıyor, yayınevi devam kitabını çıkarır mı emin değilim ama çıkarırsa kesinlikle okumak istiyorum.

Sonuç alarak mutlaka gidin alın diyemem ama eğer elinizde varsa bu kitap ya da Kiler marketindeki indirime gidip alacak kitap bulamıyorsanız göz atabilirsiniz. Ben oldukça sevdim.

Puanlama: 3.5-4/5



5 Eylül 2014 Cuma

Los Angeles Şekeri- Lauren Conrad | Kitap Yorumu


Kitap: L.A. Candy
Yazar: Lauren Conrad
Tür:  Young Adult, Chick Lit
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Seri: Los Angeles Şekeri (#1)
Goodreads Puanı: 3.38

Los Angeles'ta Tatlı Hayat!
Gözde gece kulüpleri, yakışıklı erkekler ve akla gelebilecek her şeyin tasarımcı versiyonu!
On dokuz yaşındaki Jane Roberts işte böyle bir hayata dalmak üzeredir. Los Angeles'a staj yapmaya gitmiştir fakat eğlenmeyi de aklına koymuştur. Üstüne üstlük yanında en yakın arkadaşı Scarlett da vardır.
"Sex and the City'nin realite versiyonunu" çekmek isteyen bir yapımcı, Jane ve Scarlett'a teklif götürünce kızlar şanslarına inanamazlar. Kısa süre sonra Jane televizyonun en gözde yıldızı haline gelir. Şöhret, büyük şehre yeni gelmiş bir kızın hayal dahi edemeyeceği şeyler sunmaktadır: tasarımcı elbiseleri, en şık kulüplerde seçkin masalar, Hollywood prömiyerlerine davetler…
Fakat hayallerinin peşinde koşan insanlarla dolu bir şehirde hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını ve herkesin ondan bir şey talep ettiğini keşfetmesi Jane'in fazla zamanını almayacaktır…

"Kitabı deneyimlerine dayanarak kaleme alan Conrad, okurların devamını talep edeceği, heyecanlı bir öykü yazmış."
-School Library Journal-
(Tanıtım Bülteninden)






Yine neden aldığımı dahi bilmediğim bir kitapla karşınızdayım. Artık bilinçsiz alışveriş yapma huyumdan vazgeçmem gerekiyor. Konusuna, hakkında yapılan yorumlara hatta Goodreads puanına bakmadan bi kitabı aldıktan sonra böylesine hayal kırıklığı yaşamaktan bıktım. Neyse, daha fazla uzatmadan kısaca kitabın konusuna değinmek istiyorum.

Jane ve Scarlett çook uzun zamandır arkadaşlar. Scarlett'in üniversiteyi kazanmasıyla birlikte, ikisi de Los Angeles'a taşınıyorlar. Jane uzun zamandır yanında staj yapmak istediği, ünlülerin  düğün ve partilerini organize eden Fiona Chen'in yanında çalışaçacaktır.  Hayat onların istediği gibi güzel giderken eğlenmeye çıktıkları bir akşam, yeni bir realite show yapmak isteyen yapımcıyla karşılaşırlar ve kızlardan etkilenen yapımcı onlara teklif sunar. İlk başta itiraz etseler de daha sonra seçmelere gitmeye karar verirler ve böylece olaylar başlar.

Ben kitabı cidden sevmedim ya, sevemedim daha doğrusu. Sevmek için çok uğraştım hatta 5 saat gibi kısa bir sürede bitirdim kitabı ama ne karakterlerle bir bağ kurabildim ne de kitapta dişe dokunan olaylar oldu. Tabii böyle olmasında en büyük etkenlerden biri, kitabı bir kişinin bakış açısıyla okumuyoruz. Los Angeles Şekeri'nde oynayan tüm kızların bakış açısından yazılmış hatta bir gazeteci ve yapımcının ağzından da yazılan bölümler vardı. Zaten kitap çok uzun değil, yazarın birden fazla kişinin gözünden olayları anlatması karakterlerle bir bağ kurmamı engelledi. Tam olaylar ilginçleşirken de bir baktım kitap bitmiş.
Kitabı okuyup bitirmemde ki en büyük etken ise yazarın çok sade bir dille yazmasıydı. Dün oynanan Türkiye-Dominik maçı başlayana kadar ve maçtaki aralarda kitabı okuyup bitirebildim. Büyük ihtimalle de birkaç ay sonra kitap hakkında hiçbir şey hatırlamayacağım.

Kitabı benim için ilginç kılan tek şey, yazarın MTV'nin The Hills adlı realite programda yer almasaydı. Zaten bu kitabı da tecrübelerine dayanarak yazmış. Daha önce bu programı duymamıştım ama bugün şöyle bir youtube gezintisi yapmayı planlıyorum. Ayrıca kitabın sonunda yazarın fotoğrafını görünce gözümde direk Jane canlandı.

Seriye devam etme gibi bir planım yok ama eğer edersem de Scarlett ve Jess yüzünden ederim. Sonuç olarak bu kitabı kesin okuyun diyemiyorum, bu türün hayranı değilseniz ve çıkan her kitabı okumak gibi bir alışkanlığınız yoksa uzak durun. Bu türde çok daha güzel kitaplar var.

Puanlama: 3/5

16 Temmuz 2014 Çarşamba

Umutusuz- Colleen Hoover| Kitap Yorumu



Kitap: Umutsuz
Yazar: Colleen Hoover
Tür:  Romance- Young Adult
Yayınevi: Epsilon Yayınları 
Seri: Umutsuz (#1)
Goodreads Puanı: 4.45

Lise son sınıf öğrencisi olan Sky çapkınlığı kendi şanıyla yarışan Dean Holder'la tanışır. İlk karşılaştıkları andan itibaren Holder onu hem korkutur hem de cezbeder. Ona dair bir şeyler, Sky'ın derinlere gömmek için çok uğraştığı sıkıntılı geçmişine ait anılarını ateşler. Sky ondan uzak durmaya kararlı olsa da Holder'ın kararlı tutumu ve esrarengiz gülümsemesi savunmasını yerle bir edip aralarındaki bağın güçlenmesini sağlar. Ama gizemli Holder'ın sakladığı sırlar vardır, bu sırlar ortaya çıkar çıkmaz Sky sonsuza kadar değişir ve güven duygusu gerçekler karşısında yenilgiye uğrar.
Sky ve Holder ancak çıplak gerçeklerle cesurca yüzleşerek yaralarını iyileştirebilecek ve sınır tanımadan yaşayıp birbirlerini sevebileceklerdir.
Umutsuz nefesinizi kesecek, merakınızı uyandıracak size ilk aşkınızı hatırlatacak bir roman.
(Tanıtım Bülteninden)








Bu kitap hakkında ne söylersem söyleyeyim okurken bana hissettirdiği duyguları size anlatamayacağım. O yüzden eğer bu kitabı okumadıysanız hemen satın alın, yorumun devamını bile okumanıza gerek yok. Young Adult türünü sevmiyor olabilirsiniz, bu tip kitapları okurken sıkıntıdan patlıyor da olabilirsiniz ama Umutsuz'a bir şans vermek zorundasınız. Çünkü türünün diğer örneklerinden oldukça farklı ve ayakları yere basan karakterlerle dolu.

''Tanrı sırf birini sevdiğin için seni Cehennem'e mahkum edecek biriyse, sonsuzluğu O'nunla geçirmek istemezdim.''
Dean Holder| sf. 219

Sky çok küçükken evlat edinilmiştir ve lise son sınıfa kadar evde eğitim almıştır. Annesinin teknoloji düşmanlığı nedeniyle internete erişimi, cep telefonu ve hatta televizyonu bile yoktur. Yapmaktan zevk aldığı iki şey var; koşmak ve kitap okumak. En yakın arkadaşı ise yan komşusu olan Six. En yakın arkadaşının yardımıyla, annesini son senesinde devlet okuluna gitmeyi ikna ediyor ve böylece gerçeklerle yüzleşeceği zamana doğru adım adım ilerlemeye başlıyor.
Dean Holder şiddet dolu geçmişi olan ve kavgadan kaçınmayan bir tip. Uzun süre ortalıktan kaybolmuş ve sonunda eve döndüğünde ise herkesin dikkatini üzerine çekmiş durumda.
Dean ve Sky tesadüf eseri bir gün markette karşılaşıyorlar. Sky, Dean'in hareketlerine anlam veremiyor ve ondan ürküyor ama aynı zamanda ona karşı koyamadığı bir şekilde de çekiliyor. Zaten bu karşılaşmadan sonra geri sayım başlıyor.

''....Hayat bölümlere değil dakikalara bölünebilir. Hayatınız boyunca olan olaylar hızlı çekim, boş sayfalar ya da bölüm araları olmaksızın ardı ardına devam eden dakikakalar hapsolur, çünkü ne olursa olsun hayat devam eder, kelimeler akar, gerçekler hoşunuza gitse de gitmese de ortaya çıkar ve hayat asla durup soluklanmanıza izin vermez.''
Sky| sf. 276

Kitap başlarken tipik ilk aşk hikayelerinden biri olarak düşünebilirsiniz. Oldukça sevimli çiftimiz birbirlerine yakınlaşmaya başlıyorlar ve aralarında güzel bir iletişim gelişmeye başlıyor filan. Ama daha sonra hikaye ilerledikçe işin içinde daha ciddi ve karanlık bir şeylerin olduğunu anlamaya başlıyorsunuz. Holder'ın kurduğu cümleler, hikayede Sky'ın beklenmedik anda ortaya çıkan küçüklüğüne dair anıları ve daha birçok unsur size sinyaller vermeye başlıyor.

Ben daha ilk geçmişe gittiğimizde olayın ne olduğunu anlamıştım ve buna rağmen okurken etkilenmekten kendimi alamadım. Yazar sade ama bir o kadar da vurucu bir dille yazmış kitabı. Bir yandan Dean Holder'a gönlümü kaptırırken diğer yandan ise Sky'a üzülmekten kendimi alamadım. Kitabın sonlarına doğru ben her şeyi tahmin etmiştim zaten, yazar daha fazla şaşırtamaz beni dediğimde ise üst üste iki gol yediğimi de belirtmek istiyorum.

''İki insan bir olduğunda olan şey buydu: artık sadece sevgiyi paylaşmakla kalmazlardı. Acıyı, üzüntüyü ve kederi de paylaşırlardı.''

Sonuç olarak yukarıda da belirttiğim gibi herkese öneriyorum. Mutlaka göz atın. Hatta D&R indirimleri takip ederseniz oldukça uygun bir fiyata sahip olabilirsiniz zira ben 5 TL gibi bir fiyata satın almıştım.

Puanlama: 5/5

Not: Gerçekçi olalım kızlar, asla Dean Holder gibi bir sevgilimiz olmayacak. :(


5 Haziran 2014 Perşembe

Kayıp Prens- Jennifer A. Nielsen| Kitap Yorumu


Kitap: Kayıp Prens
Yazar: Jennifer A. Nielsen
Tür Fantasy- Young Adult- Adventure
Yayınevi: Nemesis Yayınları
Seri: The Ascendance Trilogy (#1)
Goodreads Puanı: 4.21


4 Çocuk. Tehlikeli bir plan. Ele geçirilmesi gereken bir krallık.
Ascendance topraklarının kralı, kraliçesi ve tahtın varisi olan prensi hain bir tuzakla öldürülmüştür. Bir iç savaşın ya da düşman saldırısının başlaması an meselesidir.
Conner kralın en yakınındaki soylulardan biridir. Ülkeyi kurtarmak için yıllar önce öldüğü düşünülen genç prensle ilgili tehlikeli bir plan yapar. Yetimhanelerden topladığı, prense benzetebileceği dört çocuğu iki hafta boyunca eğitir. Bu sürenin sonunda onlardan birini seçerek prens yapacak ve halkın huzuruna çıkaracaktır.
Çocuklar, iki haftanın sonunda seçilen kişi olmazlarsa öldürüleceklerini bilmektedirler. Aralarında ezici bir rekabet başlar. Bu çocuklardan biri olan Sage'nin ise hem rekabete ortak olması hem de kendi sırrını saklamayı başarabilmesi gerekmektedir.
"Keskin zekası ve kurnaz karakteriyle ile Sage, okurların gerçekten ilgisini çekecek ve yaşadığı hikâyeyi merakla takip etmelerini sağlayacak."
-The Wall Street Journal-







Kayıp Prens, sevgili Duygu'nun önerisiyle sepetime attığım bir kitaptı. Elime geçtiği gibi kitabı okumak içimden gelmemişti ve biraz bekletmeye karar vermiştim. Keşke bekletmeseydim, beklentilerimin çok üstünde bir kitap çıktı.

Kısaca konusuna değinirsek; Kitaba başlarken Conner'ın -kralın etrafındaki soylulardan biri- yetimhanelerden çocuklar topladığını okuyoruz. Ana karakterimizde toplanan çocuklardan biri, oldukça zeki olan Sage diğer çocuklarla arasındaki görsel benzerliğin farkına varıyor ve Conner'ın onları yanına çalışan olarak almadığının farkına varıyor. İlk başta kaçmak için elinden geleni yapan Sage, kaçamayacağının farkına varıyor ve oyuna ayak uydurmaya karar veriyor. Böylece hikayemiz başlıyor.
Kitabın arka kapak yazısı zaten yeterince  bilgi veriyor ama ben genelde kitabı alırken arka kapak yazısını okumam çünkü çoğunlukla benim için spoiler sayılacak şeyler yazıyor. Benim için Goodreads puanı ve zevkine güvendiğim birisinin önerisi yeterlidir. İyi ki arka kapak yazısına bakmamışım, okuduktan sonra bir göz attım da gerektiğinden fazla bilgi verilmiş.

Kayıp Prens oldukça akıcı bir kitap, elinize aldığınız an sayfaları hızlıca çeviriyorsunuz ve sona ne zaman geldiğinizin farkına varmıyorsunuz. Ama benim için bir sorun vardı daha ilk sayfaları okurken, kitabın sonunda sizi şaşırtmak için kullanılacak şeyi tahmin etmiştim. Ya çok fazla kitap okumanın sonucunda bazı şeyleri tahmin edebilecek duruma geliyorsunuz ya da yazarın başarısızlığı. Aslına bakarsanız yazarın başarısızlığı olduğunu pek sanmıyorum çünkü çoğu şeyi tahmin etmeme rağmen kitap akıclık namına hiçbir şeyini kaybetmiyordu. Hâlâ aynı hevesle kitabı okumayı sürdürdüm ve sona geldiğim zaman ikinci kitabın elimin altında olmasını diledim. Ne yazık ki ikinci kitaba sahip değilim ama en kısa zamanda alıp okumak için sabırsızlanıyorum.

Biraz da karaktere değinirsek, her karakteri sevdim yani şöyle dişe dokunur kötü bir karakter yoktu. Zaten bana kalırsa kitabın en büyük eksikliği de buydu. Sage hareketleriyle zaman zaman beni sinir krizine soksa da oldukça tutarlı bir karakterdi. Zaten kitabın sonlarına doğru Sage'in neden öyle davrandığını anlıyoruz.

Güzel çevirisiyle, akıcı anlatımıyla ve heyecanlı sonuyla kesinlikle okunmaya değer bir kitap Kayıp Prens. Tavsiye listemin başlarında yer alıyor, umarım serinin devam kitapları da böyle güzeldir.

Puanlama: 4/5

28 Kasım 2013 Perşembe

Hırsızlar Sosyetesi- Ally Carter| Kitap Yorumu


Kitap: Hırsızlar Sosyetesi
Yazar: Ally Carter
Tür: Young Adult-Mystery
Yayınevi: DeliDolu
Seri: Heist Society 


Hırsızlık Bir Meslek Sayılabilir Mi?
Belki hayatını bu iş üzerine kurmuş insanlar, hatta aileler olduğunu bilmek tüylerinizi ürpertebilir. Ama Katarinanın heyecanlı ve "eğlenceli" dünyası size tüm önyargılarınızı unutturacak. 
Ailesinin sürdürdüğü yasadışı işlerden fena halde sıkılan Katarina Bishop, çareyi, prestijli bir yatılı okulda yeni bir hayat kurmakta bulur. Ama Katin bu firari macerası fazla uzun sürmeyecektir. Milyarder arkadaşı Hale, ne yapıp edip yetenekli hırsızımızın okuldan atılmasını sağlar. Amacı, Katarinayı yalnızca aileye geri kazandırmak kadar masum değildir elbette. Hırsızlar sosyetesinin ileri gelenlerinden Arturo Tacconenin evinden beş değerli tablo çalınmıştır ve soygunun tüm detayları, potansiyel hırsız için tek bir kişiyi işaret etmektedir; Katarinanın pek sevgili babasını.
Kurdukları ekip ile birlikte Kat ve Halein, soyguncuyu yakalamak, aileyi bir araya getirmek ve bazı aşk tohumlarını yeşertmek için yalnızca iki haftaları var; karşılarına çıkacak pek çok engele rağmen bunu başarmak içinse oyundaki aklı Kat, enerjiyi Hale, işlerine duydukları aşk ise ikisinin birlikteliğini yönetecek.
Dünyanın en seçkin müzelerinden biri için planlanan soygun, özünde iyiliğe hizmet etmeli; eserlerin gerçek sahipleriyle buluşmasına, parçalanmış bir aileyi bir araya getirmeye ve biraz da... üzeri örtülen bir aşkın su yüzüne çıkmasına.
Dünya çapında büyük bir okur kitlesine sahip Gallagher Akademisi serisinin çok satan yazarı Ally Carterdan nefes nefese okunacak, eğlenceli ve heyecan dolu bir roman.




Deldidolu yayınlarından çıkan Hırsızlar Sosyetesi 285 sayfa. Çok kısa ve çabuk okunabilen bir kitap. Aile mesleği hırsızlık olan bir aile düşünün, ne kadar ilgi çekici değil mi? Aşağıda belirteceğim olumsuzluklara rağmen kitabı büyük bir merakla okudum. Hatta vize dönemi olmasına rağmen aklım hep kitaptaydı. Günümüzde bir çok roman birbirine benziyorken çok güzel ve farklı bir dünyaya girmek isteyenler için çok güzel bir seçenek.

Hırsızlar sosyetesi'ni daha önce yarım bırakıp başka kitap okumaya başlamıştım. Çünkü okurken ait olduğunu serinin ikinci kitabıymış gibi hissettim. Bir türlü hikayenin içine giremeyip sonunda da sıkılıp yarım bırakmıştım.
Bu sefer de aynı şeyler oldu. Örneğin Simon'ı nereden tanıyorlardı? Konuşma arasında geçen hırsızlık terimlerini açıklamamışlar. Bunların dipnot olarak aşağıda açıklanmasını isterdim. Umuyorum ki ilerleyen kitaplarda geçmişe dair daha çok şey öğreniriz.

Karakterler açısından da gayet güzeldi, bütün karakterleri sevdim. Kitap sonlara doğru inanılmaz derecede akıcı hale geldi. Ben çok sevdim, serinin diğer kitaplarını da büyük bir merakla bekliyorum. Okuyup okumamak arasında kalan herkese tavsiye ederim! 

Ads Inside Post

Sitemize Hoşgeldiniz :)

Haberci

Destek3

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...