Subscribe For Free Updates!

We'll not spam mate! We promise.

yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2015 Pazar

Yürüyen Ölüler, Bölüm 1:Günler Sonra- Robert Kirkman, Tony Moore | Çizgi Roman Yorumu


Kitap: The Walking Dead, vol.1 : Days Gone Bye

Yazar: Robert Kirkman, Tony Moore
Tür:  Comics, Zombies
Yayınevi: Marmara Çizgi
Seri: Yürüyen Ölüler (#1-6)
Goodreads Puanı: 4.31

 Gün içinde televizyon başında geirmediğiniz kaç saatiniz var?

En son ne zaman gerçekten elde etmek istediğimiz bir şey için çabaladık?

En son ne zaman gerçekten ihtiyacımız olan bir şey istedik?

Bildiğimiz dünya artık yok.

Ticari ve saçma ihtiyaçların dünyası yerini ölüm kalım savaşı ve sorumluluğa bıraktı.

Mehşeri bir salgın ölülerin dirilip canlılarla beslenmesine yol açtı.

Bir kaç ay içinde toplum düzeni çöktü.






Başlığı atarken içimden ''sen kim çizgi roman yorumlamak kim?'' diye geçirmedim değil. Şöyle engin bilgilere sahip bir okuyucu değilim bu konuda. Ama benim gibi yeni başlayanlar ve bu çizgi romanı alıp almamak konusunda kararsız kalanlarınız için bir iki kelime söylemek istedim. Bu işin artık uzmanı olmuş kişilerden önce özür dileyerek başlıyorum yazıma.

The Walking Dead izlemeyen bir insan evladı kaldı mı? Ya da The Walking Dead hakkında bir şeyler duymamış birileri? Hiç sanmıyorum. İzlemeseniz bile mutlaka konusu hakkında bir şeyler duymuş, sosyal medyada bol bol spoilera denk gelmişsinizdir. Ben dizinin 4. sezonunu izliyorum şu an. Geçtiğimiz yaz ilk sezonu gözlerimde iki küçük kalple izlemiş, aşık olmuştum. 2. sezon ise benim için hayal kırıklığı olmuştu, zar zor bitirip diziyi bir köşeye atmıştım. Yine internette 5. sezon hakkında muhteşem şeyler duyunca bi gayretle 3.sezona başlayıp diziyle yeniden aşk yaşamaya başladım. :D Sınavlar dolayısıyla biraz ara vermek zorunda kalmış olsam da bugünden itibaren izlemeye son hız devam edeceğim. Neyse, ben diziyi bu kadar sevince ve takıntılı hale gelince çizgi romanları gözüme batmaya başladı. Ah keşke kitaplığımda olsalar diyip duruyordum. Sonunda sepete ilk iki sayısını attım ve elime ulaştıkları gibi de ilk sayısını okudum.



Ben Yürüyen Ölüler'i okumaya başlamadan önce dizinin çizgi romandan uyarlandığını bilmiyordum. Büyük ihtimalle diziyle aynı seyirde giden bir şeyler okuyacağıma emindim, ilk sayfalar diziyle paralel gitti. Buradan sonrası diziyi izlemeyenler ve çizgi romanı okumayanlar için -sadece ilk sezondan bahsetmiyorum- spoiler içerir. Lütfen bunu göze alarak okumaya devam ediniz. Hatırladığınız üzere ilk bölümde Glenn ile Rick karşılaşıyorlar ve Glenn bizimkini kendi kampına götürüyordu. Orada Rick ailesini filan buluyordu. İlk farklılık burada başladı, -yanlış hatırlamıyorsam- Gwen malzeme aramak için şehre tek başına gitmiyordu. Yanında kamptan insanlarında olması gerekiyordu. Ama çizgi romanda tek başına gidiyor, Daryl hiç görünmedi, abisi de yok -henüz ilk sayıdayım gerçi belki ortaya çıkarlar-, en bomba olay ise -spoiler geliyoooor-  Shane'i Rick öldürüyordu ve bu hatırladığım kadarıyla ilk sezonda olmuyordu ama çizgi romanda daha ilk sayıda Shane ölüyor ve onun Carl öldürüyor. Buraları okurken resmen gözlerim yuvalarından fırladı.
Spoiler bitti.

Çizim şekli, hikayeyi anlatış biçimi gibi konulara değinicek kadar kendimi yeterli bulmuyorum. Söyleyebileceğim tek şey ben siyah-beyaz çizgi roman okumaktan nefret ediyordum ama Yürüyen Ölüler'de bu durumdan hiç rahatsız olmadım. Olay akışını da rahatça takip edebildim, konuşmalar arasında kopukluk yaşamadım. Bunlar yeni yeni çizgi roman okumaya başlayan birisi için oldukça güzel bir şey. *-* Neyse. Yukarıda bahsettiğim gibi birkaç temel farklılık daha vardı ve bu farklılıklar beni ikinci sayı için heyecanladırıyor. İlk sayıya ayılıp bayılmasam da devam edeceğim bir seri oldu. Bir de en kısa zamanda kitaplarını da okumak istiyorum. Serinin ilk iki kitabı elimde bulunuyor.

Puanlama: 3/5


19 Aralık 2014 Cuma

TERSYÜZ- AMY HARMON | KİTAP YORUMU (OKUMA ETKİNLIGI)



Kitap: Making Faces
Yazar: Amy Harmon
Tür:  New Adult, Romance
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Seri: -
Goodreads Puanı: 4.45
"Tersyüz bize modern yaşamın unutturduğu duyguları hatırlatıyor. Güzellik sadece yüzeysel olabilir ama bu hikâye ta içinize işleyecek ve uzun süre aklınızdan çıkmayacak."
-A Love Affair With Books -

"Zaman zaman sizi neye uğradığınızı şaşırtan bir kitap okursunuz. Bu kitap benim için tam olarak böyleydi. Bugüne kadar okuduğum en güçlü hikâyeydi ve bana inanın, çok çok fazla kitap okuyorum. " - Holly Kelly, Rising kitabının yazarı.-

"Hiçbir Çirkin, Ambrose kadar yakışıklı, hiçbir Güzel de Fern kadar naif olmamıştı! Tersyüz sizi toplum yargılarının ötesine götürerek, yaralı ve genç kalplerin bir attığı bu duygusal hikâyeyle içine çekecek." -Romancekolik-

"Tersyüz, sevginin, arkadaşlığın, kaybetmenin ve hayata dair ikinci bir şansın, duygusal, yürek burkan ama aynı zamanda içinizi ısıtacak, kolay kolay unutamayacağınız öyküsü."
-Tuğçe'nin Kitaplığı-

Ambrose Young okulun en çekici çocuğu ve kasabanın yıldız güreşçisiydi. Uzun boylu ve yapılı bir vücudu, omuzlarına değen saçları ve yakıcı gözleriyle aşk romanlarının kapaklarını süsleyebilecek kadar yakışıklıydı. Fern Taylor bunun farkındaydı ve Ambrose Young'a âşıktı. Belki de bu kadar yakışıklı olduğu için Fern asla onunla birlikte olabileceğini düşünmemişti. Ta ki her şey tersyüz olana ve Ambrose'un eski yakışıklılığından eser kalmayana kadar… Tersyüz, beş genç adamın küçük bir kasabadan kalkıp savaşa gidişinin ve içlerinden sadece birinin geri dönüşünün hikâyesi... Hayatı, benliği, güzelliği kaybetmenin hikayesi... Bir kızın, yıkılmış bir çocuğa ve yaralı bir savaşçının, sıradan bir kıza olan aşkının hikâyesi... Kalp kırıklığının üstesinden gelen bir arkadaşlığın ve bilinen kalıpların dışına çıkan bir kahramanın hikayesi... Tersyüz, hepimizin içinde biraz iyiliğin biraz da kötülüğün olduğunu keşfettiğimiz modern çağın Güzel ve Çirkin'i...
(Tanıtım Bülteninden)










Kitaptan o kadar çok etkilendim ki konuya nasıl gireceğimi bile bilmiyorum. Daha önceki yazılarımı okuduysanız çok sevdiğim kitapları yorumlayamadığımı biliyorsunuzdur. Sanırım bu kitap hakkında da durmadan çok sevdim, çok güzeldi diyip duracağım. Bunun için şimdiden özür dilerim.

Fern kendini bildi bileli Ambrose'a aşık. Ambrose yakışıklı, sporcu ve oldukça ciddi görünümlü bir çocuk. Küçük bir kasabada yaşadıkları  ve Ambrose çok başarılı bir sporcu olduğu için durmadan göz önünde olan birisi. Fern ise bir türlü yatıştıramadığı kızıl saçları, minik bedeni ve diş telleriyle kasabanın en güzel kızlarından değil. Ama çok zeki, bilge ve tam bir kitap kurdu. Buraya kadar oldukça klişe gidiyor olay, kabul ediyorum ama hikayenin işleniş biçimi çok güzel.  Bir de Bailey var, benim en favori karakterim. Fern'in kuzeni, tekerlekli sandalyeye mahkum. Fern gittiği her yere Bailey'i götürüyor ve yardım ediyor. Birbirlerinin en yakın arkadaşları, aralarındaki iletişim muhteşem. Bibirleri için yaptıklarını okurken insan gözlerinin dolmasını engelleyemiyor. Olaylar ikiz kulelerin vurulmasıyla başlıyor ve olaydan sonra Ambrose'un askere gitmek isteyişiyle devam ediyor. Ambrose askerden dönüyor ama kasabadan ayrılan kişi değil artık. Bundan sonrası ise Ambrose ve Fern'in birbirini bulma ve iyileştirme süreceni anlatıyor. Arka fonda ise Bailey gibi muhteşem bir karakterle tabii.

 Tersyüz aşkı, dostluğu, Shakespeare'i, güzellik ve çirkinlik kavramını konu alan bir kitap. Ana karakterlerimiz -Bailey ve Fern- yaşıtlarına göre oldukça derin duygulara sahip, felsefi yönleri olan kişiler. Bu da kitabı türünün diğer örneklerinden ayıran en büyük unsur. BAILEY gibi bir karakteri daha önce okudum mu hatırlayamıyorum ama sanki ilk defa böylesine müthiş bir karakter okuyormuş gibi hissettim kendimi. Fern ve Ambrose'dan daha çok Bailey ilgimi çekti kitapta, onun olduğu sahneleri iple çektim. Onun düşünceleri, olaylara yaklaşım biçimi, patavatsızlığı ve kusurları. Yaratılan en muhteşem karakterlerden biri bence. Ambrose'a pek ısınamadım, evet çok iyi bir karakter ama onun aşkını tam olarak hissemedim, bilmiyorum. Ama Fern ile uyumları çok iyiydi.
 İnstagramda şuna benzer bir cümle kurmuştum; Bir sayfada gözleriniz dolarken hemen sonraki sayfada kahkaha attırma potansiyeline sahip muhteşem bir kitap. Gerçekten de öyle.

Bu kitabı almanız için yazıda daha ne kadar çok iyiydi ve muhteşimdi demem gerekiyor bilmiyorum ama bence herkesin okuması gereken kitaplardan biri bu. ALIN, OKUYUN VE TANIDIĞINIZ HERKESİN OKUMASINI SAĞLAYIN. LÜTFEN.

Katkılarından dolayı Yabancı Yayınları'na teşekkür ederiz! Çekilişe katılmayı unutmayın *-*

Puanlama: 5/5


a Rafflecopter giveaway

15 Aralık 2014 Pazartesi

Siyah Damar- Tarryn Fisher| Kitap Yorumu


Kitap: Mud Vein
Yazar: Tarryn Fisher
Tür:  Dark, Romance
Yayınevi: Aspendos Yayınları
Seri: -
Goodreads Puanı: 4.03
 

Münzevi yazar Senna Richards otuz üçüncü yaş gününün sabahına uyandığında her şey değişmiştir. Kendisini elektrikli tel örgülerin ardındaki bir kafese tıkılmış ve karların ortasındaki bir eve kilitlenmiş olarak bulan Senna'nın, neden kaçırıldığını öğrenmek için kendisine bırakılan ipuçlarını takip etmekten başka şansı yoktur. Özgürlüğünü geri istiyorsa, dönüp geçmişine bakmak zorundadır. Fakat geçmişi aslında hâlâ hayattadır... Ve onu kaçıran kişi de bulunacak gibi değildir. Kurtuluşu pamuk ipliğine bağlı olan Senna, kısa zaman içinde tüm bunların bir oyun olduğunun fark edecektir. Hem de çok tehlikeli bir oyun. Ve sadece gerçek onu serbest bırakabilir.
(Tanıtım Bülteninden)








Şu an hayattan tüm beklentimi kesmiş şekilde yatağımda uzanıp bu yorumu yazıyorum. Nasıl oluyor da Tarryn Fisher beni bu denli çok etkliyor, her kitabın sonunda beni depresyona sürüklüyor inanın aklım almıyor. Benim üstümde bu denli olumsuz etkileri olduğu halde neden kitaplarını okuyorum bu kadının onu da bilmiyorum. Bildiğim tek şey bu kadının tam bir sadist olduğu ve biz okurlara işkence etmekten büyük bir zevk aldığı.

Kitabın konusunu filan anlatmayacağım, zaten istesem de anlatamam. Tam olarak neyi anlatmam gerektiğini kestiremiyorum çünkü. O kadar yoğun, o kadar karanlık bir kitaptı ki herhalde bu yıl okuduğum en sorunlu kişiliğe sahip ana karakteri okumuş oldum.Tarryn Fisher'ın daha önce ülkemizde çıkan diğer serisini okuduysanız size tanıdık gelen birkaç şey olacaktır mutlaka.



Mesela her ne olursa olsun -kadın karakterimiz dünyadaki en sorunlu insan olsa bile- erkek karakterimiz onu sevmekten asla vazgeçmez, hayatına devam eder ama asla onu geride bırakamaz. Kadın karakter aşırı derecede sorunlu, yaralı ya da siz ne demek isterseniz işte o tipte birisi olur ve kitabın sonuna kadar kafasını kuma gömüp aşkını görmez. Ve kitapları asla tam olarak mutlu bir sonla bitmez. Hiçbir şey güllük gülüstanlık olmaz ve okuyucuyu ağzı bir karış açık bırakır.

 Siyah Damar diğer kitaplarıyla bu kadar benzerliği olmasına rağmen bir o kadar da farklıydı. Fırsatçı serisine benzer bir kitap bekliyordum, evet  biraz daha karanlık bir kitap olabilirdi ama böylesine sorunlu kişiliğe sahip bir karakter benim hayallerimin ötesindeydi. Ve daha etkileyiciydi sanki. Ama yine de kitabı tek oturuşta bitiremedim, ilk 130 sayfayı okuyunca bir gün ara verdim. Kendimi zihnen kitaba hazırladım ve tekrar başına oturdum.

Bu kadar boş laf zırvaladıktan sonra hala kitabı alıp almama konusunda kararsızsanız lütfen kararsızlığınızı bir kenara bırakıp okuyun. LÜTFEN.

Puanlama: 5/5

17 Haziran 2014 Salı

7. KKBT İlk Aşk- John Green| Kitap Yorumu+ Çekiliş+ Fan Art


Kitap: İlk Aşk
Yazar: John Green
Tür:  Young Adult- Contemporary- Romance
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Seri: -
Goodreads Puanı: 3.81


Konu ilişkiler oldu mu, Colin Singleton'ın tipi Katherine isimli kızlar… Ve konu Katherine isimli kızlar oldu mu, Colin her seferinde terk ediliyor. Tam sayı vermek gerekirse, on dokuz kere. Bir yol macerasına atılan, evden kilometrelerce uzaktaki bu anagram âşığı, hali harap, üstün zekâlı gencin cebinde on bin dolar, peşinde kana susamış bir yaban domuzu ve hemen yanında televizyon bağımlısı, şişman dostu vardır… Ama bir tane bile Katherine yoktur. Yarattığı formülle tüm romantik ilişkilerin geleceğini hesaplamayı uman Colin, Katherine Öngörülebilirliği Teoremi'ni ispatlamak için debelenmekte, tüm Terk Edilenler'in öcünü almanın ve sonunda kızı kapmanın peşindedir. Aşk, dostluk ve ölü bir Avusturya-Macaristan arşidükü, insanın kendisini yeniden keşfetmesini konu alan bu çok katmanlı romana şaşırtıcı bir son ve sıcacık bir yön katıyor.
"Green, bıçak gibi keskin ve zekâ dolu bir başka öykü daha kaleme almış. Komik sayfalarda karşımıza kâh müthiş keyif veren toy ve gösterişçi karakterler, kâh entelektüel bir üslup çıkıyor."
-Booklist-
"Kahkaha attıracak kadar komik… Kendisinden önce gelen pek çok Amerikan yapımı yol öyküsüne hem bir övgü hem de bir taşlama."
-The Horn Book-
"Her detay göz önünde bulundurulmuş, hikâye zarafet ve kaçınılmaz bir devinimle akıp gidiyor."
-New York Times Book Review-
"Diyaloglarla birlikte şiir gibi akıp giden konu yabancı diller, denklemler ve detaylı dipnotlarla canlanıyor. Romantizm, matematik ya da basitçe iyi bir hikâye okumak isteyen herkesin ilgisini çekecek."
-VOYA-
"Bu komik roman üslup açısından Alaska'nın Peşinde ve Aynı Yıldızın Altında'dan ayrılsa da zekice kurulmuş diyaloglar ve merak uyandıran karakterleriyle ortak bir paydada buluşuyorlar."
-Kliatt-
"Romantizm dolu, hüzünlü ve dokunaklı sahnelerden ironik ve eğlenceli üsluba, matematikle harmanlanmış, her şey dâhil bir öykü. Keyifli, gerçekten karmaşık ve müthiş eğlenceli."
-Kirkus Reviews-
(Tanıtım Bülteninden)





Yepyeni bir turdan herkese merhaba! Ülkemizde ve yurt dışında büyük bir hayran kitlesi olan John Green'in İlk Aşk adlı kitabıyla karşınızdayız. Yazının sonunda iki kişiye İlk Aşk adlı kitabı hediye ettiğimiz çekilişe katılmayı unutmayın. Ayrıca Facebook'tan da bir kişiye hediye ediyoruz.

Colin oldukça küçük bir yaştayken üstün zekalı olduğu ortaya çıkar, okumaya ve dil öğrenmeye düşkündür. Ayrıca anagramlara da takmış durumda. -kitabı okurken ben de kısa süreli bir takıntı haline girmiş olabilirim- 
Takıntılı olduğu tek şey anagram değil, Katherine isimli kızlara da takıntılı. Takıntılı derken söylemek istediğim şey, bazı insanlar sarışınlardan hoşlanır bazıları da esmerlerden, Colin ise sadece Katherine isimli kızlardan hoşlanıyor. Daha önce 19 tane Katherine isimli kızla çıkmış ve 19 u da onu terk etmiş. Son terk edilmesinin ardından depresyonun eşiğine gelen Colin, kafasını dağıtmak için en yakın arkadaşı zorlamasıyla bir araba yolculuğuna çıkıyor. En yakın arkadaş demişken hemen Hasan'dan bahsetmek istiyorum. Hasan Müslüman, Colin'i de umutsuz bir şekilde Müslüman yapmaya çalışıyor ve bunu öyle komik bir şekilde dile getiriyor ki insan kendini gülmekten alamıyor. Kitapta en sevdiğim karakter Hasan'dı. Neyse, çıktıkları araba yolculuğunda Franz Ferdinand'ın mezarının olduğu Gotshot isimli küçük bir kasabaya geliyorlar. Orada Lindsey'le tanışıp arkadaş oluyorlar, böylece olaylar başlıyor.

Kitabın çevirisi, kapağı ve konusu oldukça etkileyiciydi. Hatta üstüne basa basa söylüyorum çeviri müthişti. Herkesin daha önce en az bir John Green kitabını okuduğunu düşünüyorum, eğer okumadıysanız da mutlaka okuyun. Çok şey kaçırıyorsunuz. 

John Green'in çok fazla hayranı olduğunu söylemiştim. Bu hayranlar çok güzel fan art çalışmaları yapıyorlar, benim de içlerinden seçtiğim bir kaç çalışmayı sizlerle paylaşmak istedim. Umarım siz de beğenirsiniz.












a Rafflecopter giveaway

Pegasus Yayınları'na katkılarından dolayı teşekkür ederiz.

24 Mayıs 2013 Cuma

CHARLIE'NİN ÇİKOLATA FABRİKASI-Kitap Yorumu






















D&R | kitap yurdu |  okoku |

Herkese merhaba, çok sevimli çok eğlenceli bir kitap yorumuyla karşınızdayım.
Ben çocuk kitaplarını okumayı çok seviyorum, aslında kitabın çocuğu büyüğü olmaz ama sınıflandırmak amacıyla en doğru kelime bu sanırım. Söylemek gerekirse okuduğum en fantastik kitaplardan biriydi. Kitabın verdiği mesajlar eğer arka kapağı okumazsanız-ben arka kapağı okumadan başladım kitaba.- sonuna kadar bu işte bir iş var. Bütün çocukları baştan çıkarıcak olaylar yaşanıyor burda diye düşünüyor insan. Kitap baştan sona kadar sizi gülümsetiyor ve içinize mutluluk doluyor. Ah söylemeden geçemeyeceğim canım deli gibi çikolata çekti, okumadan önce yanınıza mutlaka tatlı bir şeyler alın benden söylemesi!


Veruca Salt'a nam-ı diğer her gördüğünü zırlayarak aldırmaya çalışan velete ayar oldum bütün kitap boyunca. O çukurdan düştükleri zaman ailesiyle oh çektim. ''Umarım o kazanda kaynarsın.'' diye söylendim hatta. Haha. Her karakter kendine özgüydü ve ne kadar sinir olursam olayım hepsi hikayenin önemli parçalarıydı. Kitabın son sayfaları su gibi akıp gitti. Charlie'nin dedesine aşık oldum. Sen nasıl tatlı bir dedesin öyle ! Gel buraya yanaklarını sıkıcam senin. Kitabın sonu çok sevimliydi, çocuk kitaplarının sonlarını bu yüzden seviyorum. İnsana umut veriyor. Ayrıca Umpa Lumpaların söylediği şarkılardan en beğendiğimi sizinle paylaşmak istiyorum tabii yalnızca bir kısmını. :)

Eve gidince atın televizyonu pencereden!
Evde televizyon boşalan yere
Güzel bir kitaplık kurun bir an önce.
Doldurun rafları en tatlı kitaplarla,
Gözler görmesin o kötü kutuyu bir daha.

Bayıldım ben bu kitaba ! Şimdi gidip filmini izleyeceğim. Herkese tavsiye ederim. Rüyanızda Umpa Lumpalar ile şarkı söylemeniz dileğiyle. İyi geceler. :)



2 Nisan 2013 Salı

Bir Milyon Güneş- Çok gecikmiş bir yorum


                                                           
Merhaba arkadaşlar bu gün sizinle Evrenin Ötesi adlı serinin 2. Kitabı hakkında ki görüşülerimi paylaşacağım. Kitap fazlaca elimde süründü öncelikle bunu belirtmeliyim. Elimde süründü derken söylemek istediğim 2 günde bitirebileceğim kitap yaklaşık 5 günde bitti. Kitabın başları biraz yavaş geldi bana sanırım ondan kaynaklandı bu durum. Ama tabii ki kitabın sonlarına doğru bu durum yerini heyecana bıraktı. J Orion’un Amy’e bıraktığı ipuçları kitabı bana okutturan nedenlerin başında geliyor zira çırağın isyanları bastıramamakta ki başarısızlığı beni çıldırtma noktasına getirmişti. Merak edenlere serinin 3. kitabını mutlaka alacağım nedenini merak edenleri spoiler kısmına alalım. 



                                                                       

                              —SPOILER İÇERİR—


Öncelikle değinmek istediğim bir konu var. Çırak senin elin armut mu topluyor? Yok yani çok merak ediyorum çünkü Bartie seni itip kakarken aval aval bakman beni bir ara delirticek duruma getirdi. Bütün kitabı Centauri-Dünya’yı görmeyi bekleyerek okudum fakat yazarımız 3. kitaba bırakmış yeni dünyamızı. İşte 3. kitabı okumamın nedeni de bu yeni dünyayı deli gibi merak ediyorum. Ne var ? Nasıl canlılar var. Niye gemide yaşamayı tercih etmişler. Meraklandım yine.. Diğer değinmek istediğim konu ise doktor. Ağzım açık kaldı okurken. Yorum yapmak istemiyorum. HIH.
                                                                              


Sizin bu kitap hakkında ki düşüncelerin neler? Benimle paylaşırsanız sevinirim. Herkese keyifli okumalar. :)

Haberci

Destek3

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...