Subscribe For Free Updates!

We'll not spam mate! We promise.

pegasus yayınevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pegasus yayınevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Kasım 2014 Cumartesi

Harika Piç- Christina Lauren | Kitap Yorumu


 Kitap: Beautiful Bastard
Yazar: Christina Lauren
Tür: Romance- Erotica
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Seri: Harika Piç (#1)
Goodreads Puanı: 4.08


Bazen ilişkiler iki bilinmeyenli denkleme dönerler

NEFRET x TUTKU + ŞEHVET= X
KARİYER < Y < KARİYER
X = AŞK x Y / SEKS

Zeki, çalışkan ve hırslı bir stajyer olan Chloe Mills'in yüksek lisansını bitirmesine yalnızca kısa bir süre kalmıştır. Ancak genç kadının büyük bir sorunu vardır; baş belası patronu Bennett Ryan. Kaba, duygusuz, düşüncesiz, yakışıklı, seksi, ah Tanrım çok seksi, öhöm öhöm… Harika Piç!

Bennett Ryan aile şirketinde yönetici olarak işe başladığında asistanının bu kadar etkileyici, kışkırtıcı ve aynı zamanda insanı sinir eden bir kadın olacağını hiç düşünmemiştir. Ancak işyerinde duygusal ilişkilerden uzak duran mesafeli bir patron olarak nam salmış olan Bennett, zamanla adeta bu kadına doğru çekilir.

Nefreti ve cinsel çekimi aynı anda hisseden ikili için birbirlerine duydukları açlık bir ihtiyaca dönüştüğünde kaybedilecekler ve kazanılacakların terazideki yeri değişir. Şimdi bir karar verme ve iki bilinmeyenli denklemdeki X'i ve Y'yi bulma vaktidir…

"Tutku dolu bir seks ve insanı cayır cayır yakan bir heyecan fırtınası."
-RT Book Reviews-

"Harika Piç'in kalbi, sıcaklığı ve kararında fakat iğneleyici bir mizah anlayışı var. Zekice yazılmış hikâyeleri seven aşk romanı okuyucularını inanılmaz ateşli bir sürpriz bekliyor!"
-Myra McEntire-
(Tanıtım Bülteninden)




Merhaba millet, nasılsınız? Ben bu aralar çok iyiyim, vizeler yaklaşmışken hem verimli ders çalışabiliyorum hem de kitap okuyabliyorum. Vaktimi iyi kullanıyorum sanırım. Neyse, bir cumartesi günü iki ayrı derse çalıştıktan sonra üç bölüm dizi izledim hattan ondan sonra da Harika Piç'e bir göz atayım dedim. Ve tabii ki göz atmakla kalmadım, bir oturuşta kitabı bitirdim. Bu kitabın muhteşemliğinden kaynaklanmıyor, tamamen benim beklentiye girmeden okumamdan ve bu tip kitapların nedense çabuk okunmasından kaynaklanıyor.

Chloe Mills patronundan nefret ediyor, hatta ona Harika Piç lakabını takmış. Harika demesinin nedeni inanılmaz derecede yakışıklı olması ve aynı zamanda da zeki olması. Chloe onun yanında stajyer olarak çalışıyor ve bütün huysuzluklarına katlanıyor adamın. Çünkü yüksek lisansını bitirmesine çok az bir süre kalmış. Bennet Ryan -yani patronu- da pek hoşlanmıyor kızımızdan. Resmen aralarında nefret ilişkisi var, tabii aynı zamanda aralarında durmadan asılı kalan cinsel çekimi unutmamak lazım. Tabii ki kitabın konusu gereği aralarındaki cinsel çekim tavan yapıyor ve üçüncü sayfadan itibaren çiftimiz tavşan misali nerede olursa orada birbirlerinin üstüne atlamaya başlıyorlar.

İnanın kitabın hiçbir derinliği yok, karakterler yüzeysel. Ne adamın geçmişinde sorun var ne de kadının. Patron-stajyer yasak ilişkisini bile yazarımız o kadar üstten geçmiş ki o duyguyu da hissedemiyorsunuz. Tüm kitap boyunca Chloe'nin ''Ondan uzak duracağım, kariyerimi mahvetmesine izin vermeyeceğim!'' demesini ve sonra da resmen adamın üstüne atlamasını okuyoruz. Ben karakterleri çok sevmedim, hikayeyi de sevmedim -tabii hikaye yoktu bana göre ama olsun- ve kitabın sonunu da sevmedim. Sanki ucu açık bırakılmış şeyler vardı, bilmiyorum. Belki de kitapta hoşuma giden tek şey yazarın hem Chloe'nin ağzından hem de Bennet'in ağzından yazmış olmasaydı. Bu tip kitaplarda erkek bakış açısını da okumayı çok seviyorum.

Kitap bu kadar boştu, hoşlanmadım deyip durdum ama kitabı yaklaşık 3-4 saatte bitirdim. Ben beklentiye girmediğim için de okurken hoş vakit geçirdim, kafamı dağıttım. Kitabı alın mutlaka okuyun diyemem size, hatta elinizde yoksa başka kitaplara şans verebilirsiniz. Ama Harika Piç'e zaten sahipseniz bir akşamınızı kitaba ayırıp, okunucaklar listenizden bir kitap daha silebilirsiniz.

Puanlama: 3/5

Edit: Yorumu vizeler başlamadan önce yazıp unutmuşum, vizelerim bitti bile. *.*

18 Ağustos 2014 Pazartesi

Keşke Senden Nefret Edebilseydim- Lucy Christopher| Kitap Yorumu


Kitap: Keşke Senden Nefret Edebilseydim
Yazar: Lucy Christopher
Tür:  Romance, New Adult, Contemporary
Yayınevi: Pegasus Yayınevi
Seri: -
Goodreads Puanı: 3.94

Ben seni görmeden önce sen beni gördün.Bir kız: Gemma, havalimanında, ailesiy letatile çıkmak üzere. Gözlerinde öyle bir bakış vardı ki…Bir adam: Ty, salaş, bronz tenli, olgun görünümlü, nedense tanıdık, gözleri buz gibi mavi. Sanki beni istiyormuşsun gibi.Kız ailesinden uzaklaşıyor. Bir anlığına. Adam onun kahvesinin parasını ödüyor. Ve içine ilaç atıyor.Hem de çok uzun süredir.Gemma ne olduğunu anlamadan Ty onu alıp götürüyor. Kumlara ve sıcağa. Boşluğa ve kimsesizliğe. Hiçliğe. Ve onu sevmesini bekliyor.Kurbanın, kendisini kaçırana yazdığı bir mektup olan Keşke Senden Nefret Edebilseydim Gemma'nın hayatta kalmaya dair ümitsizlik dolu öyküsü. Gemma'nın bedenini çalan Ty, genç kızın içinde çığlık atan tüm içgüdülere rağmen kalbini de çalmayı başarabilecek mi?
"Yıldırımın tüm gerilimi, gök gürültüsünün tüm dehşeti. Büyüleyici, korkutucu ve güzel bir kitap."
-John Marsden-
"Duygusal açıdan çok saf bir macera. Hapsedilmeye ve ilişkilerin gücüne dair müthiş bir öykü."
-Publishers Weekly-
"Sarsıcı, yürek burkucu ve bir o kadar güzel."
-School Library Journal-
(Tanıtım Bülteninden)





Kitabın geçtiği çöl; Büyük Sandy Çölü


Bu kitabı o kadar uzun zamandır okumak istiyordum ki çıktığını duyduğum an sevinç çığlıkları atmaya başladım. Tabii çığlık atmaktan sıkılınca da hemen bilgisayarın başına geçip kitabı satın aldım. Elime geldiği gibi okumaya başladım demek isterdim ama sağ olsun Müge yüzünden yeni bir diziye başladım ve kitabı 5-6 gün sonra elime ancak alabildim. Ama ne diyoruz, geç olsun güç olmasın.

Öncelikle yoruma başlamadan belirtmek istiyorum ki ben kitapları alırken arka kapak yazılarını okumuyorum yani elime aldığım kitap hakkında hiçbir fikrim olmuyor. Bu kitaba başlarken de kafamda daha farklı bir kurgu vardı. İngilizce ismine* baktığımız zaman arka kapak yazısını okumamıza bile gerek kalmadan konu hakkında ufak bir ip ucu oluşuyordu ama böylesine bir kitabı kesinlikle beklemiyordum.

Gemma, ailesiyle birlikte seyahat ederken havaalanında mavi gözlü ve oldukça çekici olan bir adamla tanışıyor. Gemma'yı ona iten ise anlamadığı bir şekilde tanıdık gelmesi. Onu oturması için masasına davet eden mavi gözlü bu yabancıya hayır demeyen Gemma, hayatını sonsuza kadar değiştirecek bu kararı vermiş oluyor ve ileride isminini Ty olduğunu öğrendiğimiz yabancı tarafından kaçırılıyor. Ty, onu çölün ortasına kaçırıyor. Çölün ortasında Gemma ile Ty başbaşa kalıyorlar ve Gemma'nın kaçmak için hiçbir şansı yok.

Kitap, Gemma'nın Ty'a yazdığı koskoca bir mektup. O yüzden Keşke Senden Nefret Edebilseydim'i okumaya ilk başladığımda dilini biraz garipsedim ancak ilk on sayfadan sonra kendimi tamamen kitaba kaptırdım ve kısa süre içerisinde de kitabı bitirdim. Kitabı okurken, Gemma'nın yaşadıklarını resmen iliklerimde hissettim. Böylesine sade bir dille yazılmış kitabı bu denli içimde hissedebilmek beni korkuttu. Gemma, Ty'a nefret duyarken ben de nefret duydum. Yavaş yavaş onu anlamaya başladığında ve ona olan nefreti başka bir şeye dönüşürken, durmadan içimden sövdüğüm bu adama ben de yavaş yavaş ısınmaya başladım. Ve kitabın sonunda en az Gemma kadar üzüldüm, gözlerim dolu dolu bitirdim kitabı.

Ty ise bambaşka bir konuydu. Hâlâ onun biraz kaçık olduğunu düşünsem de yaşadıklarını ve başardığı şeyleri okumak ona hayranlık duymama neden oldu. Ayrıca sayfalar ilerledikçe Ty'ın davranışlarını şaşkınlık içerisinde okudum, beklediğim gibi bir kötü adam mıydı? Kesinlikle, hayır. Gemma'nın Ty'a hissetmeye başladığı şeyler Stockholm Sendromu mu? Bilmiyorum.

Kitabın son sayfasını okurken düşündüğüm tek şey, daha önce hiç böyle bir kitap okumadığım oldu. Eğer değişik bir şeyler okumak istiyorsanız kesinlikle bu kitaba göz atmalısınız. Bildiğimiz toz pembe genç yetişkin romanlarından daha ciddi bir kitap olan Keşke Senden Nefret Edebilseydim, kesinlikle tavsiye listemde yer alacak.

*Stolen: A Letter to My Captor
Not: Kitapta orijinal kapak kullanan Pegasus Yayınevi'ne buradan teşekkürlerimi sunuyorum.

Puan: 4/5

23 Mayıs 2014 Cuma

Labirent: Alev Deneyleri- James Dashner| Kitap Yorumu


Kitap: Labirent: Alev Deneyleri
Yazar: James Dashner
Tür:  Young Adult- Dystopia
YayıneviPegasus Yayınları
SeriThe Maze Runner (#2)
Goodreads Puanı: 4.00



Labirent bulmacası çözülünce her şeyin sona ermesi gerekiyordu…
Thomas, Labirent'ten kaçışın tüm Kayranlılar için özgürlük anlamına geldiğini düşünmektedir. Fakat İsyan'ın işi henüz bitmemiştir. İkinci Aşama daha yeni başlamıştır: Alev Deneyleri.
Kural yok. Yardım yok. Ya başarırsın ya ölürsün.
Güneş ışınlarından en fazla etkilenen bölge olan Alev'i geçmek için iki haftaları vardır ve İsyan, işlerini zorlaştırmak için karşılarına binbir türlü tehlike çıkarmaya hazırdır.
Arkadaşlıklar sınanacak. Sadakat sorgulanacak. Hiçbir şey kesin değil!
Kayranlılar önlerine çıkan tüm tehlikelerle yüzleşmeye hazır olsalar da kurtuluşun tek yolu diğerlerini yok etmekten geçiyor olabilir.
"Nefes kesici, sinematografik bir macera."
-Publishers Weekly-
"İlk kitabı sevenler bu nefes nefese maceranın da esiri olacaklar."
-Children's Literature-
"Bu heyecan dolu kitaptaki ahlaki ikilemler ve ölümcül bir ortamda hayatta kalmaya çalışan çocuklar, hikâyeyi daha da etkileyici bir hale getiriyor."
-VOYA-
"Gerçekte neler olduğunu anlamaya çalışan karakterlerle okuru da meraka sürükleyen bu devam kitabında heyecan hiç sönmüyor.
Son ana kadar kalbiniz sıkışacak."
-Kirkus Reviews-
"Müthiş bir macera; sürükleyici, zekice."
-Newsday-
(Tanıtım Bülteninden)




Labirent: Ölümcül Kaçış'ın yorumunu yaparken, Pegasus Yayınları'nın bizi çok bekletmemesini temenni etmiş ve büyük bir merakla beklediğimi belirtmiştim. Sonuç olarak yayınevi sızlanmaları duymuş olucak ki :P beklediğimden de kısa sürede serinin ikinci kitabı olan Labirent: Alev Deneyleri'ni çıkardı.
Kitabın ilk birkaç sayfasına göz atma niyetiyle oturmuştum koltuğa çünkü final haftam başlamak üzereydi ve kitap okuyarak dönem uzatma riskine girmek istemiyordum. Sonuç olarak o koltukta saatlerce oturdum ve kitap bittiğinde kalktım. Söylememe gerek yok sanırım, tabii ki ders çalışamadım. Beklediğim kadar güzeldi ama beni sinir krizine sokan yerlerde oldu. Neyse, önce kısaca kitabımızın konusuna değinelim daha sonra bunları konuşuruz.

*Labirent: Ölümcül Kaçış hakkında ağır spoiler içerir. İlk kitabı okumadan bu yorumu okumayınız lütfen. İlk kitabın yorumu için buraya tık.



Bildiğiniz üzere birinci kitabın sonunda tüm Kayranlılar labirentten kurtulmuşlardı. Bir grup onları İSYAN'ın elinden kurtarıp başka bir yere götürüyorlardı. Olaylar da tam oradan başlıyor. Kayranlılar'ın karnı doymuş, temizlenmişler ve rahat yataklarında yatıyorlar. Kendilerini oldukça güvende hissetmeye başlamışlar, bir daha başların böyle kötü olaylar gelmemesini umuyorlar. Teresa'yı diğer Kayranlılardan ayırarak başka bir odaya yerleştiriyorlar, Thomas bunu onun güvenliği için yapıldığını düşünüyor. O gece Teresa, Thomas'a zihin yoluyla ters giden  bir şeylerin olduğunu söylüyor ve ortadan kayboluyor. O andan itibaren aslında her şeyin yalan olduğu, labirentten kurtulmuş olsalar bile hâlâ İSYAN'ın elinde oldukları ve oyunu onların kurallarına göre oynamaları gerektiğini anlıyorlar. Böylece kendilerini yeni bir deneyin içinde buluyorlar; Alev Deneyleri.

Rahatladı. Artık güvendeydi, kurtarılmışlardı ve bu yatakhaneye getirilmişlerdi. Artık endişelenmeyecekti. Izdırap Verenler yoktu. Ölüm yoktu.
Thomas, sf. 7

Labirent: Ölümcül Kaçış serisi bu kitabıyla beraber kesin olarak favorilerim arasına girmiş bulunuyor. Her sayfayı büyük bir merakla çevirdim ve cevaplara ulaşabilmek için yerimden kalkmadan kitabı okudum. Peki aradığım cevapları buldum mu? Hayır. Bir de üstüne kafamda yeni yeni sorular birikti ve buna rağmen ne seriden soğudum ne de kitaptan. Aksine büyük bir açlıkla devam kitaplarının ne zaman çıkacağını merak ediyorum. Umarım Pegasus yine sesimi duyar ve devam kitabını elinden geldiğince çabuk çıkarır. Zira benin cevapları öğrenmek için beklemeye tahammülüm kalmadı.


Ayrıca  bu kitapta yavaştan bir aşk üçgeninin sinyalleri verilmeye başlandı. Spoiler olmasın diye hangi karakterler arasında olduğunu söylemeyeceğim ama yalnızca aşk üçgenin ortasında çoğu kitabın aksine bir erkek karakterin bulunduğunu belirtmek isterim.  Hazır karakterlerden bahsetmeye başlamışken, bu kitapta birçok şaşırtıcı olaylarla beraber kitaba birden fazla karakter ekleniyor. Her biri hakkında fazlaca bilgi alamasak da eminim ilerleyen kitaplarda o karakterleri daha iyi tanıma şansına sahip oluruz.

Akıcılığı, merak unsuru ve aksiyonu eksik olmayan bir kitaptı Alev Deneyleri. Ben çok sevdim, ayrıca kapağın ve çevirinin güzelliğinden bahsetmeyeceğim bile. Benden tam puan alamamasının nedeni ilk kitapta merak içinde kaldığımız soruların cevaplarını bu kitapta da alamamış olmamızdı.

Puanlama: 4/5

21 Ocak 2014 Salı

Labirent: Ölümcül Kaçış- James Dashner| Kitap Yorumu


Kitap: Labirent: Ölümcül Kaçış
Yazar: James Dashner
Tür:  Young-Adult, Science Fiction, Dystopia
Yayınevi: Pegasus
Seri: The Maze Runner (#1)


Thomas bir asansörde uyandığında hatırlayabildiği tek şey ismidir. Ailesini, evini veya oraya nasıl geldiğini anımsamamaktadır. Zihni bomboştur. Asansörün kapıları açıldığında Thomas kendini Kayran isimli, devasa taş duvarlarla çevrili geniş bir alanda ve burada yaşayan çocukların arasında bulur. Tıpkı Thomas gibi Kayranlılar da oraya neden ve nasıl geldiklerini bilmemektedir. Tek bildikleri çevrelerini saran labirente çıkan taş kapıların her sabah açılıp her akşam kapandığı ve her otuz günde bir aralarına yeni bir çocuk katıldığıdır. Kimse Kayranda kalmak istemese de kurtulmak imkânsız görünmektedir. Yine de Thomasın içinde bir his, çıkış yolu bulabileceğini söylemektedir. Ama bunun için zihninin derinlerinde yatan sırları açığa çıkararak labirentin gizemini çözmesi gerekecektir.




Sevgili Pegasus, kitabı daha dün bitirmiş olmama rağmen ikinci kitap için yalvarıyorum sana. Hemen çıksın, yıllarca bekletme bizi zaten kalbim de dayanmaz. Demir Kral'da yaşadığım hayal kırıklığından sonra kitaba biraz temkinli yaklaşmıştım. İlk sayfalara şöyle bir göz atarken, kitabı okumaktan kendimi alamaz hale geldim ve kitabı bırakıp başka işlerle ilgilenirken bile aklım kitaptaydı. Bu benim için çok nadir olan birşeydir.

Kitabı okumaya başladığınız ilk andan, son ana kadar durmadan birşeyleri merak ederek okuyorsunuz. Her sayfada şaşırma ihtimaliniz yok belki ama bu unsur daha fazla sayfa okumanıza neden oluyor. Benim açımdan bakarsak, bir an önce sona gelip neler olduğunu öğrenmek istedim ve 24 saatten kısa bir sürede bitirdim. Peki, sonuç? Lanet ikinci kitabı istiyorum.

Labirent: Ölümcül Kaçış'ı okurken aklıma sık sık Açlık Oyunları serisi geldi. Konu olarak birbirine benzediklerinden değil, uzun zamandır Açlık Oyunları kadar zevk aldığım nadir distopik romanlardan biri olmasından dolayı. Karakterler, yaratılan dünya, kitabın sonlarına doğru ortaya çıkan gerçekler hepsi zevkten dört köşe olmama neden oldu.

Yazar okunması kolay bir kitap yazmış ve çeviri de çok hoşuma gitti. Pegasus kitabın kapağı, yazı puntoları ve kalitesiyle resmen gönlümde taht kurdu. Ben çok sevdim, Labirent: Ölümcül Kaçış'ı, kesinlikle tavsiye ediyorum. OKUYUN! lütfen.


Son olarak kitabın filmi de çok yakında vizyona giricek, başrolde Dylan O'Brien var.

Bütün lülekafalara buradan selam olsun! :D

5/5

Ads Inside Post

Sitemize Hoşgeldiniz :)

Haberci

Destek3

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...