Subscribe For Free Updates!

We'll not spam mate! We promise.

mavi büyü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mavi büyü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Aralık 2013 Pazartesi

En İyiler| 2013



Koskoca bir yılı daha geride bıraktık. Bu yıl çok güzel kitaplar okudum, yeni türler keşfettim. Seneye daha da güzel kitaplar okumak dileğiyle bu yazıya başlamak istiyorum.

 Ne yazık ki bloga yazmaya başlamadan önce okuduğum kitapları bir yerlere kaydetmemişim. Yani benim en iyi kitaplarım mart ayından itibaren okuduklarım arasından seçilecek. Vakit bulabilirsem bir sonraki postta izleyip beğendiğim film ve dizileri de yazmaya çalışacağım. Daha fazla konuyu uzatmadan başlayalım.








Mavi Büyü- Richelle Mead

Vampir Akademisi'ni okuduktan sonra elim bir türlü yan seriye gitmemişti. Bu yıl, sonunda okumaya cesaret
edebildim ve tahmin ettiğiniz üzere kafamı taşlara vurdum. Resmen seri için deli divane oldum. Şimdilik ülkemizde üç kitabı çıktı ve aralarından en iyisini seçmem gerekti, sonuç olarak en sevdiğim kitap Mavi Büyü oldu.


                                                            



Karen Marie Moning- Rüya Ateşi

Buraya serinin bütün kitaplarını yazmamak için kendimi zor tutuyorum. Bugüne kadar okuduğum en iyi
fantastik seriydi. Her gördüğüme zorla okutmaya çalışıyorum, hala okumayanınız varsa lütfen gidip okusun. Hemen! Şu satırları yazarken bile Barrons  diye salya akıtıyorum klavyeye.




                                                                             






Tatlı Bela- Ayaklı Bela- Jamie McGuire

Bu iki kitap neredeyse birbirinin aynısı olduğu için tek maddede yazdım. Çıktığı andan itibaren büyük ses getirmişti bu seri, herkes gibi ben de bayılarak okudum. Ayaklı Bela'dan istediğimi bulamasam da çok sevdiğim bir seri olarak kitaplığımda yerini aldı.



Çıplak Ölüm- Nora Roberts

Bu yıl polisiye adına okuduğum en iyi seri, Nora Roberts'ın Eve Dallas'ı oldu. Kesinlikle herkese tavsiye ediyorum. Karakterler ve kurgu müthiş. Okuyun, okutturun.




Zehir Ustası- Maria V. Snyder

Bu yıl kendi adıma keşfettiğim bir şey oldu, ben tarihi kurguları(böyle mi söyleniyor emin değilim) okumayı seviyormuşum. Zehir Ustası da bu türe ait okuduğum ilk roman oldu. Serinin üç kitabı da ülkemizde çıktı. Göz atmanızda fayda var.

                                                                        
 Gölge ve Kemik- Leigh Bardugo 

Yine severek okuduğum tarihi roman, devam kitabının çevrilmesini büyük bir merakla bekliyorum. Değişik bir konusu var kesinlikle. Bad-boy ihtiyacınızı karşılayacak güzel bir karakter de mevcuttur efendim. Okumanız konusunda ısrar ediyorum.

Bir Milyon Güneş- Beth Revis

Ben ölmeden üçüncü kitabı çıkarsa mutlu olacağım serinin ikinci kitabı. Kitabın konusunu unuttum neredeyse eyy yayınevi, çıkar artık serinin son kitabını.

Mekanik Melek- Cassandra Clare

Ölümcül Oyuncaklar'ın yan serisi. Çok severek okudum ilk kitabı, devam kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum.








Yakut Kırmızı- Kerstin Gier

Çoğu kitabın birbirine benzediği bugünlerde değişik konulu fantastik bir roman arayanlara tavsiyemdir, henüz
son kitabını okuyamadım. Umarım en kısa zamanda okuyabilirim.

Fırsatçı- Tarryn Fisher

Yılın son günlerinde okuduğum bu romana kelimenin tek anlamıyla bayıldım. Serinin devam kitapları ülkemizde ne zaman çıkar bilmiyorum ama ben en kısa zamanda ingilizce olarak okumayı planlıyorum. Umarım başarabilirim. Gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. Okuyun!

6 Ağustos 2013 Salı

Mavi Büyü- Richelle Mead| Kitap Yorumu



Vampir Akademisi benim vampirlerle tanıştığım ilk romandı. Dimitri için ayılıp bayılıyor, Rose'u hayranlıkla okuyordum. İlerleyen kitaplar da Adrian'a olan aşkım kabardı ve Dimitri'nin pabucu dama atıldı. Vampir Akademisi serisi bittiğinde elim hiç Kanbağı serisine gitmemişti. Yazar sanki daha güzel yazamazmış, o büyü bozulurmuş gibi geldi. Uzun bir süre almadım, görmezlikten geldim çıkan kitapları ve sonunda dayanamayıp ben de aldım. Bunları anlatma nedenim eğer benim gibi paranoyaklar varsa, ön yargılarını bırakıp bir kitapçıya koşsunlar. Sonuçta Adrian var, ne kadar kötü olabilir ki?!

Bu kitabı o kadar çok beğendim ki, bütün gece dönüp durdum yatakta aklım romandaydı. Dördüncü kitapta acaba neler olacak sorularıyla kafam meşguldü. Sonu beni çok güzel tatmin etti ama bir kaç sürprizle o sevincim yarım kaldı. Kitabı okurken verdiğim tepkiler genelde; ''Oha, nasıl yani? Ama yaaaa.'' şeklindeydi. Zaten kitap bir çok yönden beni şaşırttı. Bana göre serinin okuduğum en güzel kitabıydı. 

Kesinlikle herkese, Richelle Mead'in yazıdğı kitapların tümünü öneriyorum. Bu kadın mükemmel.


Bu yorum serinin diğer kitapları hakkında bolca spoiler içerir.


Kitap bittiğinde ben de resmen bitmiş oldum. Bildiğiniz üzere ikinci kitapta Sydney yüzünden yüreğimiz ağzımızda üçüncü kitabı bekledik. Sydney açısından hala gelişme yoktu -bi ara öyle güçlü şekilde tokatlamak istedim ki onu, anlatamam- , Adrian ise  hala mükemmel ve fazlasıyla romantikti. Of bana bir tane Adrian lazım. 

Bu kitapta daha güçlü bir Sydney görüyoruz, birden fazla olayı çözmesi lazım. Adrian konusunda olmasa da bir çok konuda kendini daha rahat hissediyor. Adrian'ın dediği gibi savaşçı bir tanrıça değil henüz ama  o yolda ilerlemeye başladı diyebiliriz. Bu kitapta dikkatimi çeken diğer bir unsur ise yazar, Adrian ve Sydney üzerine daha çok yoğunlaşmıştı. Bu benim için güzel bir şey olsa da yan karakterleri özlemedim değil. 

Serinin diğer kitabı için beklentim bir hayli yüksek umarım beklediğim gibi gelir kitap. Çünkü Mavi Büyü beklediğimden çok daha iyiydi. Daha durgun bir roman beklerken, gerilerek okuduğum sayfalar ve ağzımı açık bırakıcak sürprizler oldu. 

Herkese Adrian'lı günler diliyorum. Görüşmek üzere. :D







Ads Inside Post

Sitemize Hoşgeldiniz :)

Haberci

Destek3

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...