Subscribe For Free Updates!

We'll not spam mate! We promise.

kitap yorumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap yorumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Temmuz 2015 Çarşamba

Silber- Kerstin Gier | Kitap Yorumu

Kitap: Silber
Yazar: Kerstin Gier
Tür: Young Adult, Fantasy
Seri: Rüyalar Kitabı #1
Goodreads Puanı: 4.13 

Rüyaların gizemli ülkesine, merak uyandıran bir yolculuk…

Kertenkele tokmaklı, gizemli kapılar; konuşan taş heykeller ve elinde baltasıyla, delirmiş bir bakıcı… Liv Silber'ın rüyaları son zamanlarda epey tuhaflaşmıştır ve içlerinden biri fazlasıyla kafasını kurcalamaktadır. Bu rüyada geceyarısı dört çocuğun gizemli ve karanlık bir ayin gerçekleştirdiği bir mezarlıktadır. Üstelik Liv bu dört genci normal yaşamında tanımaktadır çünkü Grayson ve üç arkadaşı gerçekten vardır.

Liv kısa süre önce bu dört gencin okuduğu okula kaydolmuştur ve aslında hepsi iyi çocuklardır. Mezarlıktaki geceden daha korkutucu olan, arkadaşlarının Liv'in rüyada söylediği ancak gerçek hayatta hiçbir şekilde sözünü etmediği şeyleri bilmesidir. Çocukların bunu nasıl öğrendiğini çözmek ise, bilmeceleri çok seven Liv'in uzak duramayacağı kadar çekici bir gizemdir…

"Okurları kesinlikle memnun edecek. Dört yüz sayfa yetmiyor ama neyse ki devamı yolda."
-Karin Wehrheim-

"Aşırı eğlenceli, aşk dolu, gizemli bir rüya."
-Brigitte-

"Sempatik ve özgüvenli başkahramanıyla hassas ilk aşklara dair merak uyandırıcı bir roman. Daha ne olsun ki?"
-Stefanie Leo-
(Tanıtım Bülteninden)





Çok mutluyum dostlar! Hiçbir beklentimin olmadığı hatta sevmeyeceğimi düşündüğüm bir kitabı çok sevdim. Bir okur için bundan daha mutluluk verici bir şey olabilir mi?

Kerstin Gier'ı Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer adlı serisinden tanıyoruz zaten. O seriyi okuyup beğenmiş olanlar eminim ki Silber'i de almıştır. Ben bu yorumu diğer serisini sevmeyip, bu kitaba şans verip vermemek konusunda kararsızlık yaşayanlara yönelik yapacağım.

Kısaca konusuna geçersek; Liv ve kardeşi resmen göçebe hayatı sürüyorlar. Annesi ve babası ayrıldığından beri ve durmadan işleri dolayısıyla taşındıkları için hiçbir yerde kalıcı evleri olmamış. Liv ve kardeşi anneleri Londra'da kalıcı bir iş bulunca büyük hayallere 'yeni kalıcı' evlerine taşınmaya gidiyorlar. Tabii ki her şey planladıkları gibi olmuyor. Annesi ve erkek arkadaşı da kendi planlarını kurmuşlar. Ayrı bir eve değil annesinin erkek arkadaşının evine taşınıcaklar. Böylece yeni okul ve yeni iki kardeş -annesinin erkek arkadaşının da iki çocuğu var- başa çıkmaları gerekiyor. Tabii Liv'in bir anda görmeye başladığı gerçekçi ve kapılarla dolu rüyaları da es geçmemek lazım. Liv'in üvey kardeşlerinden biri olan Grayson'ın gizemli davranışlarıyla, kızımızın içindeki Sherlock Holmes dışarı çıkıyor ve böylece rüya yolculuğuna başlıyoruz.


 
Silber kitabının tanıtım filmi.


Konusundan kısaca bahsedicem demiştim ama yine kendimi durduramayıp bir sürü şey anlattım. Ama yukarıda bahsettiğim hiçbir şey spoiler değil, içiniz rahat olsun.

Silber'in dili gerçekten çok sevimliydi. Okurken sizi hiç yormayan, tek oturuşta bitirebileceğiniz bir kitap. Hatta o kadar akıcıydı ki kitap bittiğinde keşke bi 400 sayfası daha olsaydı diye hayıflandım biraz. Karakterlere iyice ısındım, olay örgüsü akıp gidiyordu. Burada çevirmene de teşekkür etmek lazım gayet güzel bir iş çıkarmış ve duyduğuma göre orijinal dilinden çevrilmiş. Ve bu kitapta uzun zamandır olmayan bir şey oldu ve her karakteri sevdim. Tüm karakterler oldukça keyifliydi, ilerleyen kitaplarda hepsini daha yakından tanımak için sabırsızlanıyorum. Özellikle Henry. *-*

Silber'de ana karakterin yaşı küçük. Yeni 16'sına giriyor ama bu durum okuma zevkinizi baltalayacak bir durum değil zira Liv 16 yaşında olup 26 yaşındakilerin bile yapamayacağı şeyleri başarmıyor. Belki de hikayeyi bu kadar sıcak kılan buydu.
Yazımı sonlandırmadan önce kitabın cildinden ve baskısından bahsetmek istiyorum; sanırım Silber kitaplığımdaki en güzel kitap. İç tasarımı filan çok güzel, bayıldım.

Sonuç olarak ben kitabı öneriyorum. Okurken insanı zorlamayacak ve şu sıcak yaz günlerinde hiçbir şeyi düşünmeden bir oturuşta kitap bitirmenizi sağlayacak bir hikaye.

Puanlama: 4.7/5

Not: İçinizde hâlâ alıp almama konusunda kararsızlık yaşayanlarınız varsa en azından bir kitapçıya gidip ilk iki bölüme göz atmanızı öneriyorum.

17 Temmuz 2015 Cuma

Her Gün- David Levithan | Kitap Yorumu


Kitap: Every Day
Yazar: David Levithan
Tür: Young Adult, Contemporary
Seri: Her Gün #1
Goodreads Puanı: 4.00


 Her gün farklı bedende. Her gün farklı hayatta. Her gün aynı kıza âşık.

Uyandım. Anında kim olduğumu anlamam gerekti. Mesele sadece bedenim de değil… gözlerimi açtığımda kolumun renginin açık mı koyu mu olduğu, saçımın uzun mu kısa mı olduğu, şişman mı zayıf mı olduğum, kız mı erkek mi olduğum, yara bere içinde mi yoksa pürüzsüz mü olduğum… Her sabah farklı bir bedende uyanıyorsanız, vücut en kolay alışılan şey. Kavraması güç olabilen ise bedenin önceden yaşamış olduğu HAYAT. Her gün başka biriyim. Ben, kendimim; kendim olduğumu biliyorum ama ayrıca başka biriyim de. Hep böyle olageldi.






 




''Zeki insanlar parodisini yapıyorsa, daha az zeki olnaların inandığının kesin kanıtıdır.''

Merhaba, bu yoruma nasıl başlayacağımı hiç bilmiyorum. Uzun zamandır böylesine güzel ve etkileyici bir YA kitabı okumamıştım. Ve beni biraz tanıyorsanız biliyorsunuzdur, çok sevdiğim kitaplar hakkında konuşurken biraz saçmalıyorum. Saçmalayacak olmama rağmen bu kitabın yorumunu sizlerle paylaşmak istedim çünkü içinizden bu kitabı okuyup okumamak hakkında çelkişki yaşayan varsa, tereddüt etmeden Her Gün'ü alabilsin.

Konusu hakkında fazla bir şey söylemeyeceğim, bence tek bilmeniz gereken; A her gün başka bir bedende uyanıyor ve uyandığı bedenin sahibini zora sokmayacak şekilde o günü bitirmeye çalışıyor. Kimseye bağlanmıyor ve bir şeyleri düzeltmeye çalışmıyor. Elinden geldiğince konuk olduğu hayatı bulduğu gibi bırakmaya çalışıyor. Ta ki aşık olana kadar.. Rhiannon'dan sonra A'nın hayatının akışı değişiyor ve biz de hikayenin güzelliğine kapılıp gidiyoruz.

David Levithan'ın değindiği konular, yazım şekli ve doğru yerlere felsefi düşünceler sıkıştırması ile Her Gün'ü çoğu Young Adult kitabından ayırıyor. Tabii burada çevirmene ve yayınevine de teşekkür etmek gerekiyor, kitabı en güzel şekilde yayınladıkları için.




Her Gün'de LGBT, uyuşturucu, obezite ve birçok konuya daha kısa kısa değiniliyor ve uzun uzun üstünde durulmadığı halde bazı çarpıcı cümlelerle olayın özünü çok iyi anlıyoruz.

''Ancak bir öpücüğün günah olduğunu düşünmüyorum. Günah olan başkalarını kınamaktır.''

 Ayrıca kitabın neredeyse tamamını post it doldurdum, altı çizilecek bir sürü cümle vardı. Buraya kadar okuduysanız kitabı almanızı önerdiğimi de anlamışsınızdır. Daha önce bu türe ait bir kitap okumadıysanız bile mutlaka göz atın derim ben. Pişman olacağınızı sanmıyorum. Son olarak John Green sevenler mutlaka ama mutlaka okumalı. Bence John Green'den daha iyi bir yazar. Ben daha çok sevdim en azından.

''Gözlerinizi evrenin merkezine dikerseniz, oradaki soğukluğu görürsünüz. Boşluğu. Neticede evren bizi önemsemiyor. Zaman bizi önemsemiyor.
İşte bu nedenle birbirimize göz kulak olmamız gerekiyor.''

Puan: 5/5

6 Nisan 2015 Pazartesi

Marslı- Andy Weir | Kitap Yorumu



Kitap: The Martian
Yazar: Andy Weir
Tür: Bilim Kurgu
Yayınevi: İthaki Yayınları
Seri: -
Goodreads Puanı: 4.36
 
 Goodreads okurlarına göre 2014'Ün En İyİ Bİlİmkurgu ROMANI! Altı gün önce, Mark Watney Mars'a ayak basan ilk insanlardan biriydi. Şimdi ise, orada ölmesi neredeyse kesin.

"Çok uzun zamandan beri okuduğum en iyi kitap. Zeki, eğlenceli ve gerilim dolu. Marslı, bir romandan isteyebileceğiniz her şeye sahip."
-Hugh Howey, Wool serisinin yazarı-

"Sürükleyici… Defoe'nun Robinson Crusoe'su sanki daha zeki biri tarafından yazılmış gibi."
-Larry Niven, Hugo, Nebula ve Locus ödüllü Halka Dünya romanının yazarı-

"Bu kitap tam da benim gibi okuyucuların seveceği türden."
-John Scalzi, Yaşlı Adamın Savaşı serisinin Hugo ve Locus ödüllü yazarı-

"Andy Weir'in yazdığı Marslı şimdiye kadar okuduğum en iyi bilimsel bilimkurgu romanı. Bu romanı -başka bir kitap hakkında hiç böyle bir şey söylemedim- edebi anlamda da elden bırakmak mümkün değil."
-Dan Simmons, Hugo ödüllü Hyperion serisinin yazarı-

"Marslı aklımı başımdan aldı!"
-Ernest Cline, Başlat romanının yazarı-

"Aksiyon ve uzay macerasının kusursuz bir karışımı."
-Library Journal-
(Tanıtım Bülteninden)






Merhaba! Hâlâ yaşıyorum, evet. Uzuun zamandır blogumu boşladığımın farkındayım ama inanın içimden bir şeyler yazmak gelmiyordu. Eh burası benim için bir nevi kafa dağıtma mekanı olduğu için kendimi kasıp bir şeyler yazmak istemedim. Ama okuduğum  son iki kitaptır inanılmaz derecede yorum yazmak istedi canım. Hatta rüyamda yazacağım yorumları filan görüyordum. :D Özlemim büyük. *-*
Buraya bir şeyler yazmıyorken neler yaptığımdan bahsedeyim kısaca, eğer beni Instagram'dan takip etmiyorsanız muhtemelen haberiniz yoktur, vlog çekmeye başladım! Youtube'da Nihan Alak diye aratırsanız kanalıma ulaşabilirsiniz. Her ay neler okuduğumu, kitap alışverişlerimi ve çeşitli tagleri yapıyorum. Ayrıca Instagram'ı da çok aktif bir şekilde kullanıyorum, günlük olarak neler okuduğumu filan merak ediyorsanız kullanıcı adım @thpensieve. Neyse bu kadar reklam yeter, kitap yorumuna geçeyim artık. :D



Marslı çıktığı andan beri tüm okurların ilgisini çeken bir kitap olmuştu. Hem muhteşem kapağıyla hem Mars'ta geçmesiyle hem de aldığı ödüllerle adından bol bol söz ettirdi. Eh durum böyle olunca ben de çıktığı gibi kitabı satın aldım. Hemen okumadım orası ayrı, kitaplığımda durması bile yetti açıkçası. Sonunda okumaya karar verdiğimde de iki günde bitti zaten.

NASA artık Mars'a keşif ve bilimsel amaçlı astronotlar göndermeye başlamıştır. Ares 3 tayfası Mars'a giden üçüncü grup, 6 kişiden oluşuyor. Mars'a uzun bir yolculuk yaptıktan sonra, milyarlarca dolar harcanan görevin gerekliliklerini yerine getirmeye başlıyorlar. Ama 6. solda beklenmedik derecede güçlü bir kum fırtınası oluyor ve görevleri iptal ediliyor. Hep beraber yörüngeden ayrılacakları araca giderlerken Mark'ın kıyafetine anten giriyor ve hayati değerleri sıfıra düşüyor. Grup arkadaşları onu aramaya çalışıyorlar ama sonra kendilerini kurtarmak için araca dönmek zorunda kalıyorlar. Kum fırtınası bu! Göz gözü görmüyor ki! Neyse sonuç olarak grup Mars'tan ayrılıyor. Ama Mark ölmemiş, sadece bayılmış. Kıyafetindeki yırtık kurumuş kandan dolayı kapanmış. Mars'ta tek başına bir astronot ve onun kurtulma öyküsü.




Böyle ciddi anlattığıma bakmayın, her ne kadar insanı gerim gerim gersede Mark inanılmaz komik bir karakter. Kitabı durmadan kıkırdayarak okudum, hatta bazen o kadar komik şeyler söylüyor ki,  şaşkınlıkla karışık hayranlık besledim Mark'a. Öyle bir olay yaşasam anında kendimi öldürürdüm. Bu ne kadar bilgi sahip olduğumla ilgili değil kişilikle ilgili bir şey. Anında umutsuzluğa kapılır ve mücadele etmezdim. Mark ise durmadan sıçtım dese de kendini ölmeyeceğine inandırıp çözüm üretiyordu. Muhteşemdi! Cidden söylenildiği kadar varmış kitap.



Anlatımımdan da anlamışsınızdır ama bir daha tekrar ediyim; ben çok sevdim kitabı. Tüylerim diken diken oldu, güldüm, gerildim, heyecanlandım. Bir kitaptan başka ne isteyebilirdim ki? Canımı tek sıkan şey aşırı uzun anlatılan bilimsel kısımlardı. O da benim kimyaya, fiziğe olan ilgisizliğimden kaynaklanıyor. Eğer bu tip ayrıntıları seviyorsanız sizler için mükemmel bir kitap, mutlaka okumalısınız.

Olayların ne kadarı bilimsel gerçeklere uygun bilmiyorum, orada anlatılan çoğu şeyin bırakın doğruluğunu hesaplamayı, düşünmezdim bile. :D Bu işi uzmanlarına bırakıyorum o yüzden. Bir de kitabı okurken durmadan 25 Kasım 2015'te çıkacak filmi düşündüm. Okuduğum sahneleri filme nasıl uyarlayacaklarını filan. Mark'ı Matt Damon nasıl canlandırır acaba diye merak içinde kıvrandım ayrıca. Filmi çok merak ediyorum ve nedense filmi kitaptan daha çok sevecekmişim gibi bir his var içimde. Umarım yanılmam.

Okuyun!

Puanlama: 4.5/5

Not: Kapak muhteşem değil mi?

28 Şubat 2015 Cumartesi

Gözlerindeki Canavar- J.M. Darhower | Kitap Yorumu


Kitap: Monster in His Eyes
Yazar: J.M. Darhower
Tür: Dark, Romance, Adult
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Seri: Gözlerindeki Canavar (#1)
Goodreads Puanı: 4.31


Kırmızı Başlıklı Kız, Koca Kötü Kurt'a âşık olursa… Ignazio Vitale iyi bir adam değildi. Onu ilk gördüğümde tehlikeyi sezmiştim. Karanlık ve öldürücü… Büyüleyici ve ürkütücü... İstediğim her şey ve ihtiyacım olan son şey... Saplantı…

Beni ağına düşürmesi, yatağa atması ve hayatına dahil etmesi çok uzun sürmedi. Onun sırları vardı, hayal bile edemeyeceğim sırlar… Gözlerindeki karanlık, ürkütücü ve heyecan vericiydi. O, yakışıklı prens maskesi ardına gizlenmiş bir canavardı ve maskesini çıkardığında her şey değişmişti. Ondan nefret etmek istiyordum. Bazen ediyordum da... Ama bu onu sevmeme engel olmuyordu.
(Tanıtım Bülteninden)








Bu tam olarak kitap yorumu olmayacak aslında. Küçük bi açıklama yaptıktan sonra Goodreads'te yazdıklarımı buraya koyacağım. O yüzden kusura bakmayın lütfen.

Gözlerindeki Canavar için her yerde çelişkili yorumlar yaptığımın farkına vardım. Instagramda dün akşam fotoğraf paylaşmıştım ''Biraz fazla sevmiş olabilirim.'' diye. Kitabın son 70 sayfası kalmıştı. Okurken bir şeyler yanlış geliyordu ama o an çok beğendiğimi düşünmüştüm. Kitabı bitirdim ve yattım. Sabah kalktığımda ise kitaptan nefret ettiğimi düşünmeye başladım. Çünkü okuma sarhoşluğum* etkisini yitirdikçe kitaptaki terslikler gözüme gözüme batmaya başlamıştı. Bugün instagramda Yabancı Yayınları fotoğrafımı paylaşınca kendi halime güldüm. Ne çelişkili insanım ben ya diye de söylendim uzun. Neyse. Bu kitap hakkında benim düşüncelerim -son ve değişmeyecek olan- böyle;

SPOILER VEREBİLİRİM, BUNU GÖZE ALARAK OKUYUN.

Bu kitabı hem sevdim hem de nefret ettim. Benliğimin büyük bir parçası NEFRET ETTİ. Bilen bilir kitabı ilk okumaya başladığım zaman, daha ilk sayfadan bayılmıştım. Diyaloglar cidden çok güzeldi. Okurken vay be dediğim cümleler oldu sık sık. Bol bol güldüm -ana karakter ve onun oda arkadaşıyla olan muhabbetlerine-, ''Oha benim de böyle hocam var!'' diye isyan ettim. Kitaba o kadar çok post it yapıştırdım ki kitaplığımın en renkli kitabı oldu. Kurguyu da sevdim. İşte buradan sonrası koca bir ama ile devam edicek. Allah aşkına o erkek karakter neydi? İliklerime kadar nefret ettim. Bu karaktere nasıl hayran oldunuz? Adam bildiğin kızı gırtlaklıyor. Canını yakıyor özür bile dilemiyor. Onu geçtim ana karakter nasıl bi salak. Adamın katil olduğu belli. ADAM KATİL YA. Niye şaşırıyor? Neden yani. Ayrıca kız biraz daha küçük olsa olay pedofileye kayıcakmış? Yazar illa 18 yaşında mı yazmak zorundaydı kızı? Herif 40 yaşına gelmiş neredeyse. Bunu da geçtim, yaş olayına gözlerimi kapadım diyelim. Naz'ın olduğu her sahne içimi daralttı. Kitabın sadece kurgusunu düşünürsem, karakterleri yok sayarsam benden 5 puan alır. Ama karakterleri işin içine sokarsam belki 2? Puan vermiyorum bu kitaba. Benim için puan verilecek kitaplar kategorisine girmiyor.


*Okuma sarhoşluğu dediğim şey bazen kitaptaki hava ve kurgu çok hoşuma gittiği zaman kitapta olan ve bana ters gelen bazı şeyleri beynim otomatikman düzeltiyor. Bu kitap için konuşursak kızın yaşını daha büyük düşünerek okumuştum.

8 Şubat 2015 Pazar

Geek Kız 2- Holly Smale | Kitap Yorumu + Çekiliş

 Kitap: Geek Girl 2
Yazar: Holly Smale
Tür:  Young Adult, Contemporary
Yayınevi: Eksik Parça Yayınları
Seri: Geek Kız (#2)
Goodreads Puanı: 4.23
 Ben Harriet Manners ve ben hâlâ bir geek'im. Karaoke kelimesinin solistsiz orkestra anlamına geldiğini, Astronotların Uranüs'te bazen gökten elmas yağdığını keşfettiklerini, Bir ahtapotun üç kalbi olduğunu, Mide asidinin çinkoyu eritebilecek kadar güçlü olduğunu, Sabahları boyumuzun akşamki boyumuza göre kabaca bir santimetre daha uzun olduğunu, Oyuncak ayıların gerçek ayılardan daha çok insanı öldürdüğünü biliyorum. Aynı zamanda bu bilgilerin modellik kariyerime hiçbir faydası olmadığını da biliyorum. Tam anlamıyla ayvayı yedim!

"Gençlere kendilerini iyi hissettirecek ve okuduktan sonra özgüvenlerini artıracak bir mücevher."
-Books For Keeps-
(Tanıtım Bülteninden)







Geek Kız yorumum için buraya tıklayabilirsiniz. İlk kitap hakkında spoiler verebilirim sizi şimdiden uyarıyım. Yorumdan banane, çekiliş için geldim buraya diyorsanız sizi yazının sonuna alalım. :D

Bildiğiniz üzere ilk kitabın sonunda Aslan Çocuk ve bizimkisi beraber olmaya başlamışlardı. Aynı zamanda kızımızın her türlü sakarlıklarına ve sosyal beceriksizliğine rağmen modellik hayatı da devam ediyordu. Geek Kız 2'de de her şey aynen devam ediyor. Tek bir şey haricinde, Aslan Çocuk Harriet'ten ayrılmış. Harriet ilk aylar kimseyle konuşmayıp içine kapanmış ama biz yavaş yavaş kendine geldiği dönemden itibaren okumaya başlıyoruz. Harriet'in tüm sınavları bitmiş ve muhteşem yaz planını en ince ayrıntılarına kadar hesaplamış durumda. En yakın arkadaşı Nat, iflah olmaz takipçisi Toby bile bu plana dahil. Ama hiçbir şey planlandığı gibi gitmiyor ve Harriet kendini Japonya'da buluyor..

''Çünkü takıntılı bir şekilde titizlikle hazırlanmış planları olan insanlarla ilgili şöyle bir gerçek vardır: Biz hayatımızdaki her şeyi kontrol etmeye çalışmayız. Kontrol edemediğimiz şeylerin olmasını önlemeye çalışırız.''


Geek Kız 2'yi okurken yüzümde hep bir gülümseme oluştu. Bildiğim kitaplara ve dizilere yapılan göndermeler,Harriet'in bilimsel gerçeklerle yaptığı tespitler. Hepsi o kadar şirin ve doğruydu ki! Harriet'i seve seve kardeşim olarak kabul edebilirim. Okuduğum en orijinal karakterlerden biri. Sadece Harriet değil; Toby, Harriet'in babası ve hatta büyük annesi bile oldukça eğlenceli ve orijinal karakterlerdi. Tabii durum böyle olunca insan ister istemez kitaba bayılıyor.

''Bir kez değiştiniz mi bunun geri dönüşü yoktur artık. İsteseniz bile yoktur.''

Ben bu tip kitaplar okumayı seviyorum. Karakterin yaşının küçük olması belki de ortaokul seviyesinde bir kitap olması benim için hiç önemli değil. Ama şunu da geçemeyeceğim Geek Kız Serisi ilk aşkı, aile sorunlarını -bildiğiniz üzere Harriet'in üvey annesi hamileydi ve Harriet küçük küçük kıskançlık krizleri yaşıyor-, dostluğu da konu alıyor. Rahatlıkla çocuklarınıza ya da kardeşlerinize okutabileceğiniz bir seri. İçinde güzel mesajlar bulunduruyor. *-*

Neyse, sonuç olarak ben sevdim. Çeviri yine güzeldi, hatırladığım kadarıyla yazım hatasına rastlamadım ve seriye devam edeceğim. Üçüncü kitap için ayrı bir heyecan var içimde.

Puanlama: 4/5

Eksik Parça Yayınları'na katkılarından dolayı teşekkür ederiz. 



a Rafflecopter giveaway

25 Ocak 2015 Pazar

Son İmparatorluk- Brandan Sanderson | Kitap Yorumu

Kitap: Mistborn
Yazar: Brandon Sanderson
Tür: Fantasy
Yayınevi: Akılçelen Kitaplar
Seri: Sissoylu(#1)
Goodreads Puanı: 4.39

Bir zamanlar, dünyayı kurtarmak için bir kahraman ortaya çıkmıştı. Gizemli bir kalıtıma sahip, diyarların üstüne çöken karanlığa karşı cesurca meydan okuyan bir genç adam.
Yenik düştü.

O zamandan bu yana bin yıl geçti ve dünya, Lord Hükümdar olarak bilinen ölümsüz imparator tarafından yönetilen, kül ve sisten oluşan bir çölden başka bir şey değil. Üstelik bin yıldır bütün ayaklanmalar ağır bir hüsranla sonuçlandı.

Ancak her nasılsa umut ölmüyor. İmparatorluğun ve hatta Lord Hükümdar'ın bile sonunu getirmenin hayalini kurmaya cesaret edebilen bir umut. Planlanmakta olan yeni bir tür isyan var; tarihin en büyük soygununun etrafında inşa edilmekte olan bir isyan, dâhi bir hırsızın kurnazlığına ve beklenmedik bir kahramanın, bir sokak çocuğunun kararlılığına dayanan bir isyan.

Gecenin sahibi sisler.
Dünyanın sahibi ise Lord Hükümdar.
(Tanıtım Bülteninden)   




Başlıkta kitap yorumu yazdığıma bakmayın siz, tam anlamıyla kitabı yorumlamayacağım. İstesem de yapamam, şu an kitaba olan aşkım hâlâ taze ve ben bu duygular geçmeden neler hissettiğimi sizlerle paylaşmak istedim. Biraz boş laf biraz kitaba neden bu kadar çok bayıldığım hakkında bir şeyler anlatacağım. Umarım Son İmparatorluk'u okuyup okumama konusunda size yardımcı olur.

Hmm, nereden başlasam tam olarak bilemiyorum aslında. Öncelikle kitabın konusu hakkında hiçbir şey anlatmayacağım size ve hatta tavsiyemi dinleyecek olursanız kitap hakkında ayrıntılı bir yorum da okumayın. Bırakın kitap sizi şaşırtsınız, evrene dair olan tüm bilgiyi insanlardan değil de o sayfalardan öğrenin. İnanın böylesi çok daha güzel bir yol olucak.

Kitap kocaman. Ciddi anlamda boyut olarak büyük, yazıları da küçük ve insan elinde tutarken bileği ağrıyor resmen. Böyle olması gözümü korkuttu çünkü daha önce bu boyutlarda bir kitaba başlayıp yarım bırakmıştım. Okuduğum kadarını çok sevmeme rağmen gözüm yememişti o kitabı bitirmeyi. Zaten Son İmparatorluk'u da yarım bıraksaydım kalın kitaplardan uzuun bir süre uzak duracaktım. Neyse ki kitabı bitirdim. MUHTEŞEMDİ. (Arada çıldırıp büyük harflerle muhteşem yazabilirim kusurama bakmayın. :p)

İlk 100-150 sayfa yepyeni bir dünyaya alışma süreciyle geçiyor. Yeni isimler, yeni terimler, yepyeni bir dünya. Düşünsenize durmadan kül yağıyor, skaa denen işçiler var bir de soylular. Kitap başladığında bunlara tamamen yabancıyız. Ki yukarıda saydığımdan çok daha fazla öğrenicek şey var. *-* Bu tip terimleri öğrendikten sonra kitap akıp gidiyor. Ben ilk 230-240 sayfayı 6 günde okuyup geri kalan 300 sayfayı bir günde okudum. O 300 sayfa da yetmedi bana, o dünyaya alıştıktan sonra  bir 500 daha okurdum herhalde. *-*

Karakterlere değinmek istiyorum biraz. Öncelikle kitap uzun olduğu için her karaktere alışmak için vaktiniz oluyor. Son İmparatorluk bir grup insan etrafında dönüyor ve her birine bayıldım. (Özellikle Breeze *fangirlmod*) Karakter gelişimi muhteşemdi. Özellikle bir karakter vardı ki ilk sayfalarda okuduğum haliyle son sayfada okuduğum hali arasındaki fark inanılmazdı. Karakterler arasındaki bağ ve şakalaşmalar da oldukça güzeldi. Hele Breeze tam anlamıyla kitabın komedi unsuruydu. Belki de onu bu kadar sevme nedenim bu.
Kitap uzun haliyle ara ara duraklamalar yaşanıyor. Hikaye aksiyon doluydu hop oturup hop kalıyorsunuz diyemem. Ben son 150 sayfaya kadar çok gerildiğimi hatırlamıyorum bile. Ama o son 150 sayfa. Ah o son sayfalar. MUHTEŞEMDİ.

Biraz daha uzatıp canınızı sıkmak istemiyorum, hatta buraya kadar okudaysınız teşekkür ederim. *-* Azıcık saçmalamış olabilirim. Son bir şeye daha değineceğim çeviri bana göre çok güzeldi, yazım hatasına rastlamadım yayınevine teşekkür etmek lazım bu konuda. Ayrıca yazarımızın yazım dili ve karakter geçişleri de oldukça güzeldi. *-*

Tamam bu sefer kesin bitti! Okuyun, kitaptan gözünüz korkmasın. İkinci kitapta bir an önce çıksa ya. *-*

23 Ocak 2015 Cuma

Yeni Bir Başlangıç- Kim Karr 'Okuma Etkinliği' | Kitap Yorumu&Çekiliş


Kitap: Connected
Yazar: Kim Karr
Tür: New Adult, Romance
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Seri: Connections (#1)
Goodreads Puanı: 4.16


Ya "Hayatta bir kez" olabilecek bir şey için ikinci bir şansınız varsa? Trajediyle dolu geçmişi Dahlia London'ın ruhunu tamamen parçalamıştı. Mutlu son onun için bir hayalden bile uzaktı. Ama ya yeni bir başlangıç şansı olsaydı?

Wilde Ones'ın solisti River Wilde, Dahlia'nın hayatına yeniden girdiğinde, ilişkilerini ateşleyen güç, geçmişte engel olunan duyguların da etkisiyle fazlasıyla yoğundu. Dahlia, geçmişin izleri ve yeni hayatı arasında bocalarken hissettiği acı yavaş yavaş hafifliyordu ama suçluluk duygusundan kurtulamıyordu. River, onun kurtarıcısı olmak istiyor, onu yeniden hayata döndüren adam olmak için her şeyi yapıyordu. Ama peşlerini hiç bırakmayan bir geçmişle, kendilerine yeni bir gelecek kurabilecekler miydi?

"Sizi aynı anda hem aşka hem de karanlığa boğacak bir kitap. Kitabın sonu için ise... Vay be!"
-Merve Akıncı, Şahmelek romanının yazarı-

"Yeni Bir Başlangıç, ilk görüşte aşkın varlığına ve ruh eşinizle aranızda koparılamaz bir bağ kurabileceğinize sizi inandırırken, şaşırtan kurgusuyla ise okuyucuyu kolayca içine çekmeyi ve hikâyenin bir parçası haline getirmeyi başarıyor."
- Burcu Büyükyıldız, Çilek Mevsimi romanının yazarı-

"Büyüleyici, sürükleyici ve gizemli!"
- Natasha Boyd, Aşka Var Mısın? romanının yazarı-

"Duygusal, beklenmedik ve kesinlikle ateşli."
- K.A. Tucker, On Küçük Nefes romanının yazarı-

"İnanılmaz derecede duygusal, romantik, seksi ve bağımlılık yaratıcı!"
- Samantha Young, Dublin Caddesi romanının yazarı-
(Tanıtım Bülteninden)









Merhabalar! Bir okuma etkinliği ile daha karşınızdayım. *-* Etkinliği takip etmek ve çekilişe katılmak için afişte yer alan bloglara bakmanız yeterli olucaktır. Her gün bir yorum paylaşılacak ve her yorumun sonunda rafflecopter bulunacak. Biz kitabı okurken oldukça keyif aldık, umarım siz de etkinliği takip ederken keyif alırsınız.

Yeni Bir Başlangıç, Yabancı Yayınları'ndan çıkan yeni yetişkin (new adult) türünde bir kitap. Sayfaları hızla çevireceğiniz ve okurken fazla kafa yormanıza gerek kalmayan bir kitap. Hafta sonunda vakit geçirmek için oldukça iyi bir seçenek gibi görünüyor. Tam anlamıyla yorumuma geçmeden birazcık kitabın konusundan bahsetmek istiyorum.

Dahl cadılar bayramında en yakın kız arkadaşıyla ''kız gecesi'' dedikleri olayı gerçekleştirmek için yerel bir grubun çaldığı bara giderler. En yakın arkadaşı kendini dans pistine atarken o da içkilerini almak için harekete geçiyor ve sırasını beklerken gözü yakışıklı ama aynı zamanda anlayamadığı bir nedenden ötürü çok çekici gelen adama takılıyor. O gözlerini dikmiş çekici adama bakarken bir anda o da Dahl'a dönüp bakıyor ve aralarında bir bağ oluşuyor. River -yakışıklı, muhteşem yeşil gözlere sahip karakterimiz- Dahl'ın yanına geliyor ve flört ediyorlar. Daha sonra River'ın o yerel grubun solisti olduğunu öğreniyoruz ve sahneye yeniden çıkması gerekiyor ama gitmeden önce de Dahl'a hiçbir yere ayrılmaması konusunda sıkı sıkı tembih ediyor. Çünkü yarım bıraktıkları bir iş var. :p Dahl daha iki dakika önce tanıdığı bir yabancıya böylesine çekim hissettiği için korkuyor ve aynı zamanda da çok sevdiği, uzun zamandır birlikte olduğu bir sevgilisi var. Arkadaşını da yanına alarak hemen o bardan ayrılıyor ve uzun yıllar boyunca bir daha River ile görüşmüyorlar. Yeniden bir araya nasıl geldiklerini öğrenmek için de kitabı okumanız gerekicek. *-*

Yukarıda bahsettiğim gibi kitap iyiyiydi, hoştu ama gözüme batan bir iki şey vardı. Öncelikle duyduğuma göre-özellikle araştırmadım- yazarın ilk romanıymış, bu oldukça belli oluyor. Hafif bir acemilik seziyorsunuz okurken. Ayrıca kitap okurken en sevmediğim şey mantık hatasına rastlamaktır. Ben genellikle mantık hatalarını fark eden biri değilimdir ve benim bile gözüme batıcak kadar bariz mantık hatası vardı. Ama çok büyük bir olay olmadığı için takılmadan kitabı okumaya devam edebildim.

Özellikle bahsetmek istediğim bir konu var, kitabın basımı. Cidden çok çok güzel bir iş çıkarmış yayınevi. Kapağı olsun, iç kapaktaki o pembe yerler olsun cidden göze hitap eden bir kitap basmışlar. Buradan yayınevine teşekkür ediyorum. Ayrıca kitabın başındaki şarkı listesi de muhteşem!

Puanlama: 3.5/5

Yabancı Yayınları'na katkılarından dolayı teşekkür ederiz. 




a Rafflecopter giveaway

11 Ocak 2015 Pazar

#KısaKısa vol.3 | Kitap & Çizgi Roman

Merhaba, hâlâ yaşıyorum. Finallerimin bitmesine son 1 hafta kaldı, inanılmaz mutluyum. *-* Her sınav döneminde olduğu gibi bu sefer de normalde okuduğumun iki katı daha hızlı kitap okuyarak, ders çalışmam gereken günlerde kitapları bitirmekle meşguldum. Aslında her biri için tek tek yorum girmek istiyordum ama pek mümkün olmadı sınavlar nedeniyle. Neyse yorumlara geçiyim hemen, zaten kitaplar hakkında iki kelime edeceğim daha başlayamadan kafanızı boş laflarla dolduruyorum.-çenemdüştü- :D
 Son olarak tüm fotoğrafları instagram hesabımdan aldım, eğer daha fazla fotoğrafa ulaşmak isterseniz kullanıcı adım thpensieve.



1. Aşkın Müziği- Kylie Scott

Ben bu kitabı çok sevdim yahu. Giriş bölümü, olaylar, kitabın temelini oluşturan malum nedenler beni hiç sıkmadı. Aslında rock gruplarıyla ilgili yetişkin kitaplarını okumayı sevmiyorum. Sanırım bundan önce bir tane okumayı denemiştim ve ''Amaan kalsın, bunlar da eksik olsun.'' gibi bir tepki vermiştim. Hepinizin önünde bu lafımı geri alıyorum, eğer böyle düzgün adamlar anlatılacaksa okurum. Yani ne biliyim sanki rock gruplarının sadece alem yapıyormuş gibi göründüğü, içki ve uyuşturucunun normal karşılandığı kitaplara gelemiyorum sanırım. Neyse, ben kitabı çok sevdim. Okurken hiç sıkmadı ve beni bir yerde gerçekten çok şaşırttı. Tavsiye ederim herkese. Malcolm'un hikayesi için sabırsızlanıyorum. *-*

Puanlama:4/5

**5 puanı Malcolm'un kitabı için saklıyorum. :D



2. Tatlı Şeytan-Wendy Higgins

Hayal kırıklığı. Kitabın konusu güzeldi, yan karakterler güzeldi, yahu ana karakterin babası bile çok havalıydı ama ama ama. Ama ana karakter tam manasıyla sümsüktü. Şaka maka cidden öyleydi, kaldırabileceğimden çok daha fazla hemde. Bir kere sen Amerika'da yaşayan ve liseye giden birisin, ulan biz dizilerden izlediğimiz kadarıyla bile kimsenin o kadar masum olabileceğine inanmıyoruz. Yazar bunu yazarken hiç düşünmedi mi? Yani kız yalan söylüyor, sonra böyle kötü bir davranışta bulunduğu için kendisinden midesi bulanıyor ve doğrusunu söylüyor tekrar. Yalan söylediği şey de önemli bir konu hakkında değil. Şimdi spoiler dayamak istemiyorum o yüzden ayrıntı vermeyeceğim ama bu gibi davranışlar cidden içimi baydı. Hele son sayfalarda yaptığı bir şey vardı, yazar sanırım ''Bu kitap çok aksiyonsuz oldu hadi bi salaklık daha yaptırıyım bu kıza da olay olsun bari'' demiş gibi. Ama tüm bu ana karakter sorunsalına rağmen sevdim kitabı, kızı görmezden geldiğimiz sürece sorun yok. Seriye de devam edeceğim.

Puanlama:3/5



3. Gizli Savaş (Avengers)- B. Michael Bendis

Çizgi roman okumaya yeni yeni başladım. Hatta ilk çizgi roman deneyimim Saga ile olmuştu. Bu işi sevince Marvel evrenine de el atmak istedim, zaten filmlerine hastayım. -ironmanbebeğim- Neyse, benim bazı takıntılarım vardır, bunlardan biri de; Eğer bir seriye başlayacaksam -çizgi roman, kitap filan fark etmiyor- onu en başından okumalıyım. Olaylar birbiriyle bağlantılı olmasa bile seri kitaplarını atlayarak okumaktan nefret ederim hatta sırf bir kitap eksik diye Eve Dallas Serisi'ne devam edemiyorum. (Bana Kindar Ölüm'ü bulun.:(  ) Avengers ise bildiğiniz üzere Marvel evrenindeki karakterlerin bir araya toplanması. Ben oradaki karakterlerin sadece -eğer varsa- filmlerini izlemiş durumdayım, zaten çoğu kahramanın çizgi romanları ülkemizde çıkmamış durumda ya da çok dağınık bir şekilde çıkmış durumdalar. Yani biraz bu olaydan dolayı rahatsız bir şekilde okudum çizgi romanı. Ama yine de çok sevdim. Elimde birkaç Marvel çizgi romanı daha var, hepsini okumak için sabırsızlanıyorum.

Puanlama: 4/5

3 Ocak 2015 Cumartesi

Aşka Var Mısın?- Natasha Boyd| Kitap Yorumu



Kitap: Eversea

Yazar: Natasha Boyd
Tür:  Romance, New Adult
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Seri: Eversea (#1)
Goodreads Puanı: 4.18


"Eğer geleceğimde olacağını bilseydim, tamamen farklı bir yaşam seçerdim." ?

...kokusunu derin derin içime çektim. Sonra ağzımı kulağına yaklaştırdım. "Eğer farklı bir yaşam seçseydin, beni hiçbir zaman bulamazdın."

Sorumlulukları ve kendine olan güvensizliğiyle boğuşan, güneyli bir genç kız... ?Her şeyini kaybedebileceği son skandalından kaçan, Hollywood'un en gözde megastarı...?Onları sonsuza dek değiştirecek, tesadüfi bir karşılaşma, imkânsız bir birliktelik ve masalsı bir aşk hikâyesi...
(Tanıtım Bülteninden)









Merhaba! Yılın ilk kitap yorumunu çok sevdiğim bir kitaba yapmak isterdim ama böyle oldu artık ne yapalım. Aşka Var Mısın? ülkemizde çok sevilen bir kitaptı, okuyan herkes bayıldı hatta. Ve sanırım hakkında hiç kötü yorum okumadım. Eh durum böyle olunca benim de istemeden beklentim yükselmişti ve tam olarak beklentilerim karşılandı diyemem. Biraz sonra detaylı olarak bu durumdan bahsedeceğim ama önce birazcık kitabın konusu hakkında konuşalım.

Çok ünlü ve zengin bir oyuncu olan Jack Eversea özel hayatında yaşadığı sorunlar nedeniyle ortadan kaybolur. Herkes onun nereye gittiğini ve ne yaptığını çok merak ediyordur çünkü onu aldatan kız arkadaşı da oldukça ünlü bir oyuncu. Jack ortalıkta görünmemek ve peşinde gezen magazin ordusundan kurtulmak için küçük bir turustik kasabaya gider. Hem tatil sezonunun bitmesiyle hem de gözden uzak olmasıyla orası ona çok iyi gelecektir. Her klişe aşk romanında olan kasaba kızımız, garsonluk yapan ve pek bir aşk deneyimi olmayan Keri Ann ile yolları kesişir ve kitabımız tüm hızıyla devam eder.

Yukarıda bahsettiğim her şey ilk 10 sayfada olup biten olaylar, bana hikayenin çekici geldiği kısımlar yani. Ama kitap ilerledikçe her şey o kadar beklendik ve önceden tahmin edilebilir kıvama geldi ki kitaptan kırdığım bir puan bundan kaynaklanıyor. Kırdığım diğer bir puan ise sonunun olmayaşından kaynaklanıyor. Ciddi ciddi kitap bir yere bağlanmıyor, yahu sen zaten klişelerle dolu bir kitap yazmışsın bari güzel bir son yap da okuyucunun gönlü olsun. Yok mutlaka ikinci kitabı okutturmak zorundasın millete. Süper.

Ayrıca ne Keri Ann'e ne de Jack'e bayıldım, benim için akıldan çabuk uçup gidicek karakterlerdi. Genelde bu tip kitaplarda yan karakterlere bayılır, sırf onlar için seriye devam ederdim ama bu kitapta sevdiğim başka bir karakter de yoktu. Seriye devam eder miyim? Bilmiyorum. Kitap çıktığında eğer mutlaka almak istediğim bir kitap yoksa ve içimden alışveriş yapmak geliyorsa alıp kitaplığıma koyarım. Ama önceliklerim arasında değil.

Yorum beklediğimden daha sert oldu ve hoşuma giden bazı şeyler de vardı tabii ki. Mesela kitap bir oturuşta bitti, bu tip hızlı okumalara bayılıyorum. Sürükleyici kitaplar candır. *-* Ayrıca kitabın basımı, kapağı, çevirisi filan o
ldukça güzeldi. Hiç takılmadan kitabı okuyup bitirdim.

Not: Yukarıda bu kadar sert eleştirmem üst üste aynı türden fazla kitap okumuş olmam da olabilir. Genel olarak kitabı herkesin beğendiğini ve çok merak ediyorsanız bir şans vermeniz gerektiğini unutmayın. Renkler ve zevkler tartışalamaz biliyorsunuz!

Puanlama: 3/5

1 Ocak 2015 Perşembe

Bu Ay Neler Okudum? | Aralık 2014


Merhaba millet, yeni yılın ilk günü nasıl geçiyor? Bence dünün aynısı pek bir farkı yok. Sadece bu sabah içimde sebepsiz bir mutluluk var, en büyük fark bu sanırım. Neyse, konunun başlığından da anlayacağınız üzere aralık ayında okuduğum kitaplardan bahsedeceğim size.
Aralık ayında tam olarak 6 kitap okudum -fotoğrafta 5 tane olmasının nedeni benim unutkanlığım.-

1. Dört- Veronica Roth

Kitabın yorumu için buraya tık.

Puanlama: 5/5

2. Kan ve Yıldız Işığı Günleri- Laini Taylor

Kitabın yorumu için buraya tık.

Puanlama: 5/5 

3. Siyah Damar- Tarryn Fisher

Kitabın yorumu için buraya tık.

Puanlama: 5/5 

4. Karanlık Zihinler- Alexandra Bracken

Eğer düzenli okuyucularımdansanız en sevdiğim türün distopya olduğunu biliyorsunuzdur. Karanlık Zihinler'i o yüzden sevdim, en kötü distopya bile hoşuma gidiyor nedense. Ama bu kitap türünün diğer örneklerinden daha iyiydi. Bence birkaç sorunu vardı, çok bariz olan şeylerin uzatıla uzatıla anlatılması gibi. Ama yine de sevdim.

Puanlama: 5/5

5. Tersyüz- Amy Harmon

Kitabın yorumu için buraya tık.

Puanlama: 5/5

6.  Aşık Kim?- Vefa Enver

Kitabın yorumu için buraya tık.

Puanlama: 3/5

29 Aralık 2014 Pazartesi

Kan ve Yıldız Işığı Günleri- Laini Taylor| Kitap Yorumu

Kitap: Days of Blood & Starlight
Yazar: Laini Taylor
Tür:  Fantasy, Young Adult
Yayınevi: Artemis Yayınları
Seri: Duman ve Kemiğin Kızı (#2)
Goodreads Puanı: 4.26

Bir zamanlar melek ve şeytan birbirine âşık oldu. Savaşların son bulduğu ve akan kanın durduğu bir dünya düşlediler. Bu dünya, O dünya değil, ne hazin…

"Elinizde bırakmak istemeyeceksiniz."
-Entertainment Weekly-

"Kader, umut ve kendini arayışa dair nefes kesici, romantik bir fantezi."
-The New York Times-

"Bir seri nadiren bu kadar nefis başlar."
-Kirkus Review-

"Ustaca yazılmış ve temposu güzel kurgulanmış."
-Publishers Weekly-
(Tanıtım Bülteninden)






Çok gecikmiş bir kitap yorumuyla karşınızdayım. Bir türlü kitap hakkında ne yazacağıma karar verememiştim ve hep erteliyordum. Sonunda cesaretimi topladım ve kısa da olsa Kan ve Yıldız Işığı Günleri'ne yorum yapmaya karar verdim. Umarım becerebilirim. *-*
 Öncelikle kitabı çook uzun süredir bekleyen bir grup var, ben onların içinde değilim. Ben Duman ve Kemiğin Kızı'nı okuduktan yaklaşık 4-5 ay sonra devam kitabı çıkmış oldu. Tabii ki çok sevindim ve 'Vay be kitabı tam zamanında okumuşum ehe ehe.' gibi tepkiler verdim. Neysee. Kan ve Yıldız Işığı Günleri'ni İstanbul Kitap Fuarından almıştım. Çok fazla bekletmeden hemen okudum kitabı. Söylememe gerek var mı bilmiyorum ama beklentilerim bir hayli yüksekti. Peki şimdi günün sorusu geliyor; Kitap beklentilerimi karşıladı mı? Tam olarak evet diyemeyeceğim. Çok daha farklı bir kitap bekliyordum sanırım -kesinlikle konusundan bahsetmiyorum-. Bence daha akıcı, daha hızlı okunan ve temposu biraz daha yüksek olmalıydı. Tabii bu söylediklerimden yanlış bir sonuç çıkarmayın kitap muhteşemdi, ben sadece Laini Taylor'dan daha fazlasını bekliyordum.

İlk kitabın yorumu için buraya tıklayabilirsiniz. Bu yazı ilk kitap hakkında spoiler içerebilir, lütfen ona göre okuyunuz.

Bildiğiniz üzere ilk kitabın sonunda Akiva ve Karou acı gerçeklerle yüzleşiyorlardı. Laini Taylor resmen yüzümüze iki tokat atıp, şimdi ne yaparsanız yapın demeye getirmişti kitabın sonunu. Kan ve Yıldız Işığı Günleri o malum olaydan haftalar sonrasını anlatıyor. Karou meleklerin yakıp yıktığı ülkesine dönmenin bir yolunu buluyor ve gerçekten yaşayan tüm Kimeraların ortadan yok olduğuna inanıyor. Ta ki Beyaz Kurt ile karşılaşana kadar. Korou zaten bir meleği sevdiği için -tüm ırkının yok olmasına neden olan o meleği- kendinden nefret ediyor, Brimstone artık yok yani tamamen çaresiz bir durumda. Ve Beyaz Kurt ile karşılaşınca bir karar veriyor, yıllardır Brimstone'un yanında öğrendiği işi şimdi ırkını kurtarmak adına kendi yapıcak. Diriltme işlemini. Bu Karou'yu hem fiziken hem de ruhen yıpratan bir işlem bir de üstüne kendini güvende hissetmediği bir ortamda bulunduğu için çökmüş durumda.
Akiva ise bambaşka bir konu, Karou'nun peşinden gidiyor ona yardım etmek için ama ne kadar ararsa arasın bir türlü bulamıyor. Daha sonra ise Karou'nun öldüğünü düşünmeye başlıyor ve o da kendince Kimera'lara yardım etmeye çalışıyor. Sonuçta o da kendini suçlu ve perişan hissediyor. *fangirlmod*

Olaylar yukarıda anlattığım seyirde ilerliyor uzun bir süre, kayde değer çok fazla bir şey olmuyor. Bir de üstüne olaylar sadece Karou'nun ağzından anlatılmayınca arada sıkılıp kitabı bir köşeye bıraktığım oldu. Aslında anlatmak istediğim, bu kitap Duman ve Kemiğin Kızı gibi akıp gitmedi. Çok sevdiğim yeni bir karakter girdi kitaba, arada yazar beni çok şaşırtacak güzel süprizler yaptı hatta kitabın bir yerinde öylesine şok oldum ki yaklaşık 10 sayfayı ağzım açık okudum ama yine de ilk kitap bence çok daha iyiydi.

Sonuç olarak ben kitabı sevdim, okuduğum çoğu fantastik seriden çok daha kaliteli gidiyor şimdilik. Bakalım son kitapta Laini Taylor bize ne gibi şoklar yaşatıcak. Büyük bir merakla bekliyorum.

Puanlama: 5/5
 

28 Aralık 2014 Pazar

9. KKBT Tahrik- K. Bromber | Kitap Yorumu

 Kitap: Driven

Yazar: K. Brombey
Tür:  Erotic, Romance
Yayınevi: Olimpos Yayınları
Seri: Tahrik (#1)
Goodreads Puanı: 4.37


 Rylee Thomas kontrolü elinde tutmaya alışkın bir kadındır. Ama kontrolünü kaybetmesine ve bundan çok hoşlanmasına sebep olacak biriyle tanışır.

Ben kural dışıyım...

İstekli kadınlarla dolu bir dünyada, çapkın ve son derece yakışıklı olan Colton Donavan için zor bir hedefim. O, hayatın her alanında istediğini elde etmeye alışkın biri. Pistte ve pist dışında sürekli, kontrol dışına çıkmak üzere olan bir patenle sorumsuz bir çocuk.

Ben ona istediğini veremem, o da bana ihtiyacım olanı veremez. Ama onun zayıf dış görünüşünün ardında, yaralı ruhunun karanlık sırlarını bir kez gördükten sonra ondan uzak kalabilir miydim?

Aramızdaki cinsel çekim inkâr edilemezdi. Birey olarak kontrolü ele alma ihtiyacımız reddedilemezdi. Ama dünyalarımız çarpıştığında aramızdaki çekim yeterli olacak mıydı, yoksa anlatılmamış sırlar ve irade savaşları bizi ayıracak mıydı?
(Tanıtım Bülteninden)






Merhaba, yeni bir turla daha karşınızdayız. Merve'nin yorumu için sizi buraya alalım lütfen. O benden daha ayrıntılı yorum yapmış durumda, ben biraz daha kısa keseceğim konuyu çünkü kitaptan pek fazla hoşlanmadım.

Rylee yardımcı olduğu bir açık arttırma etkinliğinde hem biraz nefes almak için hem de eksikleri tamamlamak için tiyatro sahnesinin arkasına geçer. Tam o karanlık koridorlardan geçerken bir erkek ve bir kadının bir takım sesler çıkardığını duyar. -malum sesler :p- Ve tam da gitmesi gereken depo yolunun üzerinde yapıyorlardır o işi. Hem sinirlenip hem de görünmeden oradan geçmek ister ve başarır da bunu. Daha sonra işinin olduğu o depoda kapalı kalır ve kızımızın kolostrofobisi var. Tabii ki çıldırır, çığlık atar ve kapıyı yumruklamaya başlar. Ve tam o sırada kapı açılır ve esas oğlanın kucağına düşer bizimkisi.. Colton Donovon kendini beğenmiş, yakışıklı ve oldukça seksi bir adam. Aynı zamanda da yarışçı. Rylee iki dakika önce öleceğini düşünürken Colton'a duyduğu şehvetle kendini kaybeder! Böylece olaylar başlar.

Kitap bir günde okunabilecek akıcılıkta, yer yer gereksiz laflarla gözlerinizi devirseniz de boş vakitlerinizi değerlendirmek için iyi bir seçenek olabilir. Ayrıca belirtmeden de geçmek istemiyorum Goodreads puanı oldukça yüksek ve serinin birçok hayranı var.
Çekilişe katılmayı unutmayın!

a Rafflecopter giveaway

Dört: Bir Uyumsuz Koleksiyon Kitabı- Veronica Roth | Kitap Yorumu


Kitap: Four: A Divergent Story Collection
Yazar: Veronica Roth
Tür:  Young Adult, Dystopia
Yayınevi: Artemis Yayınları
Seri: Uyumsuz (#0.1-0.4)
Goodreads Puanı: 4.25


Tek bir seçim onu geçmişinden kurtaracak, tek bir seçim onu geleceğine kavuşturacak, tek bir seçim tehlikeleri açığa çıkaracak, tek bir seçim onu sonsuza dek değiştirecek, tek bir seçim onu özgürleştirecek.

VeronicaRoth, dünya çapında çok satan Uyumsuz serisine, okurların çok sevdiği Tobias'ın, yani Dört adlı karakterin gözünden yeni bir kitap ekliyor. Transfer, Çömez, Oğul ve Hain başlıklarından oluşan dört hikâyeye ek olarak Tobias'ınTris'le yaşadığı çok özel anların kayıtlarını da içeren Dört, Tobias'ın geçmişine ve kalbinden geçenlere dair heyecan verici ipuçları barındırıyor.

Efsanevi Uyumsuz üçlemesinin başlangıcına tanık olmaya hazır mısınız?
(Tanıtım Bülteninden)





Sonunda ya, uzun zamandır çıksın diye bekliyordum. Tüyap'ta çıkıcak dediler, çıkmadı. Ondan sonra yakında diyip diyip durdular yine çıkmadı. Hatta kitap çıktığında sayfalarında bile duyurmadılar, şansa bir hayran sayfasında görüp hemen sipariş verdim. -burada onlar denilen kişi artemistir.- Darısı Gümüş Gölgeler ve Iced'ın başına yaraabbiimmm. Amin.

Neyse, konumuz Dört! Öncelikle herkes gibi ben de ilk okuduğumda Yandaş'tan nefret etmiştim, yani öyle bir sonla hangi okuyucu sinirlenip yazara kızmaz ki? Herkesin verdiği o doğal tepkiyi verip, bu yazar benim için bitmiştir nidalarıyla ortalıkta gezdim. Gel görelim ki Dört çevrilicek denildiği andan beri bu kitabı bekliyorum. Çünkü Yandaş'ın sonunda her ne kadar yazara uyuz olsam da Tobias gönlümde öyle bir yere sahip olmuştu ki bu kitabı okumazsam kendimi eksik hissederdim. İyi ki almışım ve iyi ki okumuşum. Bence çok güzeldi.

Öncelikle Instagramda karşılaştığım ve konuştuğum kişiyi inandıramadığım bir mevzu var. Buradan herkese duyurmak istiyorum; Bu kitap bir yan seri değil, seri başlangıcı hiç değil. Sadece Tobias'ın gözünden okuduğumuz kısa hikayeleri barındırıyor. İlk 3 hikayede Tris bile yok. Tobias'ın seçimini, çömezliğini filan okuyoruz. Ben bu tip şeyleri çok seviyorum, yan karakterlerin geçmişini okumayı acaba bu olaylardan önce nasıldı, ne gibi şeyler yaşadı soruları hep kafamda dolanır zaten. Eh yazarın da böyle bir şey yapması en çok benim gibilerin işine yarıyor. Bir de üstüne Tris'i ilk gördüğü anı, ilk yemekte onu tersleyişi ve sarhoş olup Tris'e güzel göründüğü söylediği kısımları da okuyunca resmen içimin yağları eridi.



Şunu söylemeden de geçemeyeceğim, benim için serinin en güzel kitabı hep Uyumsuz'du. Uyumsuz serisi bence gittikçe iyileşen değil de kötüye giden bir seriydi. O yüzden Dört için içimde ufakta olsa bir çekince vardı, ya güzel değilse ve boşu boşuna heveslendiysem diye düşünüp kendi kendimi yedim. Ama öyle olmadı, bende o ilk kitabın büyüsünü yaratmayı başardı ve hatta filmini yeniden izlemek istedi canım.

Hikayeleri tek tek yorumlamayacağım, sadece hiçbirini okurken sıkılmadığımı ve kitabı - kitap yaklaşık 280 sayfa filandı kalkıp bakmaya üşeniyorum şu an.- 24 saatten kısa bir sürede bitirdiğimi söylemek istiyorum. Şimdi herkese mutlaka almalısınız gibi şeyler söylemeyeceğim, malum Veronica Roth herkesin anti-patisini kazanmayı başardı. Ben aldığım için pişman değilim, hatta okuma sorunu yaşadığım şu günlerde ilaç gibi geldi bana. *-*

Puanlama: 5/5

27 Aralık 2014 Cumartesi

2014 Favorileri | Kitap


Merhaba, 2014 yılının bitmesine sayılı günler kalmışken favorilerim yazısını yayınlamanın vakti gelmişti artık. Bu yıl çok güzel kitaplar okudum ama üzülerek söylüyorum ki okuma hedefimi tutturamadım. Neyse can sıkmaya gerek yok, önümüzdeki yıldan umutluyum. Lafı daha fazla uzatmadan hemen kitaplara geçmek istiyorum. Herhangi bir sıralama yoktur, hepsi benim bebeklerim. :D

Bana Instagramdan ulaşmak isterseniz kullanıcı adım: @thpensieve
Goodreads hesabım: pensieveb
Snapchat: nihanalak
 
Not: Bu yıl 90 kitap okudum ve hedefim 100 dü.


****



1. Labirent: Ölümcül Kaçış- James Dashner

Birinci kitabın yorumu için buraya, ikinci kitabın yorumu için buraya, üçüncü kitabın yorumu için buraya ve ilk kitabın filmi için yaptığım yoruma buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Ah bu serinin ilk iki kitabına bayılıyorum, tam olarak benim sevdiğim türde yazılmış kitaplar. Hızlı okunan, içinde fazlaca merak unsuru bulunan ve sonraki kitap için insanı delirten bir son. Eğer son kitap olan Labirent: Son İsyan berbat bir şekilde bitmeseydi, seri olarak tüm zamanların favorileri arasında yer alacaktı benim için. Eğer okumadıysanız bu seriyi, distopya severlere ilk iki kitap için olsa da seriyi öneririm. Okuyun *-*




2. Fırsatçı- Tarryn Fisher

Fırsatçı'nın kitap yorumu için buraya, Tehlikeli Kızıl'ın kitap yorumu için buraya, Hırsız'ın kitap yorumu için buraya ve Siyah Damar'ın kitap yorumu için buraya tıklayabilirsiniz.

Ah, bu kadın ve kitapları. Her biri insanı dumura uğratan ve derinden sarsan kitaplar. Ne yazarsa yazsın, düşünmeden ve sorgulamadan kitaplarını alacağım yazarlardan biri. Eğer daha önce okumadıysanız gönül rahatlığıyla her bir kitabını öneririm size. (Zevklerimiz birazcık bile benziyorsa birbirine.) Ama bu yazarı okumaya ilk olarak Siyah Damar'dan başlamayın, Fırsatçı sizin için daha iyi bir seçenek. Neyse. Okuyun. *-*





3. Gölge Ateşi- Karen Marie Moning

Ateş Serisi hakkında hiç spoiler içermeyen yorumumu buradan bulabilirsiniz.

Harry Potter için hep hayatımın serisi, asla bıkmam ve onun gibisini de bir daha bulamam diyordum. Buldum. Ateş Serisi benim için HP'den sonra gelen en muhteşem seridir. Bana kitap öner diyen herkese ısrarla Karanlık Ateş'i al oku diyorum ve demeye de devam edeceğim. Şu seriye hak eden değeri verin artık. *-*






 
4. Duman ve Kemiğin Kızı- Laini Taylor

Yorumu için buraya tık.

Masalsı anlatımıyla çok klişe bir konuyu bile böylesine güzel yazan Laini Taylor'ı önce bi alkışlamak lazım. Sonra da bu kitabı okumayanlara itina ile okutturmak lazım.




5. Ateşli Kalp- Richelle Mead

Adrian. Adrian. Adrian. Vampir Akademisi'nde en sevdiğim karakter oydu, Richelle Mead'in ona çook büyük haksızlık yaptığını düşünüyordum. Neyse, en azından bu seride ana karakter de yüzüm gülüyor azıcık.
Eee Artemis, Gümüş Gölgeler 2015 gibi çıkar inşallah? Hı?





6. Labirent Savaşı- Rick Riordan

Tamam tamam, sakin olun. Ben de bu muhteşem seriyi yeni okuduğum için kendimden utanıyorum ama n'apıyım. Neyse, Percy Jackson Serisinde en sevdiğim kitap oldu kendisi. Eğer seriyi hala okumayan benim gibi kendini bilmezler varsa hemen alsın.^.^

Not: Neden Şimşek Hırsızı'nın fotoğrafını çekmişim inanın bilmiyorum. Şimdi fotoğrafı buraya koyarken fark ettim. :(




7. Meleğin Düşüşü- Susan Ee

Kitabın ayrıntılı yorumu için buraya bakabilirsiniz.

Acaba Kıyamet Sonrası'nı mı yazsam diye uzun uzun düşündüm ve Meleğin Düşüşü'nde karar kıldım. Yahu bu seri çok fazla iyi, kapaklarına bakıp kötü olduğunu düşünmeyin. Melekleri konu alan en iyi seri bence. Yine ülkemizde hak ettiği değeri göremeyen ve bu durumun beni çok üzdüğü kitaplar... Alın ve okuyun lütfen.




8. Çıplak Ölüm- Nora Roberts

Eve Dallas Serisi bu yıl keşfettiğim en muhteşem şey olabilir bence. Hem polisiye, hem aşk hem de iyi gizlenmiş ve tahmini zor bir katil. Şimdilik seriye ara vermek zorunda kaldım, çünkü  Kindar Ölüm'ün baskısı tükendiği için hiçbir yerde bulamıyorum. Çok mutsuzum.

Not: Çıplak Ölüm'ün fotoğrafını çekmeyi unutmuşum, o yüzden toplu fotoğrafta yok ve arka plan farklı.:(




9. Karanlık Zihinler- Alexandra Bracken

Bu kitabı favorilere koyup koymamakta çok kararsız kaldım aslında. Tam olarak kitaba bayılmadım, gerçekten çok iyiydi ama eksik bir şeyler de vardı sanki. Ama 5 puan verdim Goodreads'te ve sanırım burada olmayı hak ediyor. Ülkemizde daha yeni çıktı. Eğer okumadıysanız veya gözünüzden kaçtıysa tavsiye edebilirim.


 


10. Çürük ve Harebe- Jonathan Maberry

Kitabın yorumu için buraya tıklayabilirsiniz.

Bana zombi romanlarını sevdiren kitap, sağ olsun Parodi hala devam kitaplarını çıkarmadı. Çok mutsuzum bu konuda. Ama eğer siz bu kitabı alırsanız yayınevinin devam kitaplarını çıkarma ihtimali yükselir. Bence alın? Zombi romanları okumayanlar bile alsın  bence. Bir denemiş olursunuz. *-* *-*

 


11. Steelheart- Brandon Sanderson

İlk okuduğum Brandon Sanderson kitabı olan Steelheart, özgün bir konuya sahip gerçekten çok iyi bir kitaptı. Elimde iki tane daha Brandon Sanderson kitabı var ve onlar için de çok heyecanlıyım. Gerçekten müthiş bir yazar. Yine distopya severler okumadıysa bu kitabı mutlaka almalısınız.

Aslında bu yıl için 14 tane favori kitap seçicektim ama ciddi anlamda favorim diyebileceğim 11 kitap çıktı. Ama bu demek olmuyor ki sevdiğim kitaplar bu kadar. Tam olarak onlar için çıldırmasam da çok severek okuduğum ve size tavsiye edebileceğim birkaç kitap daha var.

Tersyüz- Amy Harmon (Yorumu için buraya tık.), İlk Defa- Cora Carmack (Yorumu için buraya tık.), Bayan Peregrine'ın Tuhaf Çocukları- Ransom Riggs (Yorumu için buraya tık.), Kağıttan Kentler- John Green (Yorumu için buraya tık.), Kayıp Prens- Jennifer A. Melsen (Yorumu için buraya tık.), Dört- Veronica Roth (Yorumu için buraya tık.)


19 Aralık 2014 Cuma

TERSYÜZ- AMY HARMON | KİTAP YORUMU (OKUMA ETKİNLIGI)



Kitap: Making Faces
Yazar: Amy Harmon
Tür:  New Adult, Romance
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Seri: -
Goodreads Puanı: 4.45
"Tersyüz bize modern yaşamın unutturduğu duyguları hatırlatıyor. Güzellik sadece yüzeysel olabilir ama bu hikâye ta içinize işleyecek ve uzun süre aklınızdan çıkmayacak."
-A Love Affair With Books -

"Zaman zaman sizi neye uğradığınızı şaşırtan bir kitap okursunuz. Bu kitap benim için tam olarak böyleydi. Bugüne kadar okuduğum en güçlü hikâyeydi ve bana inanın, çok çok fazla kitap okuyorum. " - Holly Kelly, Rising kitabının yazarı.-

"Hiçbir Çirkin, Ambrose kadar yakışıklı, hiçbir Güzel de Fern kadar naif olmamıştı! Tersyüz sizi toplum yargılarının ötesine götürerek, yaralı ve genç kalplerin bir attığı bu duygusal hikâyeyle içine çekecek." -Romancekolik-

"Tersyüz, sevginin, arkadaşlığın, kaybetmenin ve hayata dair ikinci bir şansın, duygusal, yürek burkan ama aynı zamanda içinizi ısıtacak, kolay kolay unutamayacağınız öyküsü."
-Tuğçe'nin Kitaplığı-

Ambrose Young okulun en çekici çocuğu ve kasabanın yıldız güreşçisiydi. Uzun boylu ve yapılı bir vücudu, omuzlarına değen saçları ve yakıcı gözleriyle aşk romanlarının kapaklarını süsleyebilecek kadar yakışıklıydı. Fern Taylor bunun farkındaydı ve Ambrose Young'a âşıktı. Belki de bu kadar yakışıklı olduğu için Fern asla onunla birlikte olabileceğini düşünmemişti. Ta ki her şey tersyüz olana ve Ambrose'un eski yakışıklılığından eser kalmayana kadar… Tersyüz, beş genç adamın küçük bir kasabadan kalkıp savaşa gidişinin ve içlerinden sadece birinin geri dönüşünün hikâyesi... Hayatı, benliği, güzelliği kaybetmenin hikayesi... Bir kızın, yıkılmış bir çocuğa ve yaralı bir savaşçının, sıradan bir kıza olan aşkının hikâyesi... Kalp kırıklığının üstesinden gelen bir arkadaşlığın ve bilinen kalıpların dışına çıkan bir kahramanın hikayesi... Tersyüz, hepimizin içinde biraz iyiliğin biraz da kötülüğün olduğunu keşfettiğimiz modern çağın Güzel ve Çirkin'i...
(Tanıtım Bülteninden)










Kitaptan o kadar çok etkilendim ki konuya nasıl gireceğimi bile bilmiyorum. Daha önceki yazılarımı okuduysanız çok sevdiğim kitapları yorumlayamadığımı biliyorsunuzdur. Sanırım bu kitap hakkında da durmadan çok sevdim, çok güzeldi diyip duracağım. Bunun için şimdiden özür dilerim.

Fern kendini bildi bileli Ambrose'a aşık. Ambrose yakışıklı, sporcu ve oldukça ciddi görünümlü bir çocuk. Küçük bir kasabada yaşadıkları  ve Ambrose çok başarılı bir sporcu olduğu için durmadan göz önünde olan birisi. Fern ise bir türlü yatıştıramadığı kızıl saçları, minik bedeni ve diş telleriyle kasabanın en güzel kızlarından değil. Ama çok zeki, bilge ve tam bir kitap kurdu. Buraya kadar oldukça klişe gidiyor olay, kabul ediyorum ama hikayenin işleniş biçimi çok güzel.  Bir de Bailey var, benim en favori karakterim. Fern'in kuzeni, tekerlekli sandalyeye mahkum. Fern gittiği her yere Bailey'i götürüyor ve yardım ediyor. Birbirlerinin en yakın arkadaşları, aralarındaki iletişim muhteşem. Bibirleri için yaptıklarını okurken insan gözlerinin dolmasını engelleyemiyor. Olaylar ikiz kulelerin vurulmasıyla başlıyor ve olaydan sonra Ambrose'un askere gitmek isteyişiyle devam ediyor. Ambrose askerden dönüyor ama kasabadan ayrılan kişi değil artık. Bundan sonrası ise Ambrose ve Fern'in birbirini bulma ve iyileştirme süreceni anlatıyor. Arka fonda ise Bailey gibi muhteşem bir karakterle tabii.

 Tersyüz aşkı, dostluğu, Shakespeare'i, güzellik ve çirkinlik kavramını konu alan bir kitap. Ana karakterlerimiz -Bailey ve Fern- yaşıtlarına göre oldukça derin duygulara sahip, felsefi yönleri olan kişiler. Bu da kitabı türünün diğer örneklerinden ayıran en büyük unsur. BAILEY gibi bir karakteri daha önce okudum mu hatırlayamıyorum ama sanki ilk defa böylesine müthiş bir karakter okuyormuş gibi hissettim kendimi. Fern ve Ambrose'dan daha çok Bailey ilgimi çekti kitapta, onun olduğu sahneleri iple çektim. Onun düşünceleri, olaylara yaklaşım biçimi, patavatsızlığı ve kusurları. Yaratılan en muhteşem karakterlerden biri bence. Ambrose'a pek ısınamadım, evet çok iyi bir karakter ama onun aşkını tam olarak hissemedim, bilmiyorum. Ama Fern ile uyumları çok iyiydi.
 İnstagramda şuna benzer bir cümle kurmuştum; Bir sayfada gözleriniz dolarken hemen sonraki sayfada kahkaha attırma potansiyeline sahip muhteşem bir kitap. Gerçekten de öyle.

Bu kitabı almanız için yazıda daha ne kadar çok iyiydi ve muhteşimdi demem gerekiyor bilmiyorum ama bence herkesin okuması gereken kitaplardan biri bu. ALIN, OKUYUN VE TANIDIĞINIZ HERKESİN OKUMASINI SAĞLAYIN. LÜTFEN.

Katkılarından dolayı Yabancı Yayınları'na teşekkür ederiz! Çekilişe katılmayı unutmayın *-*

Puanlama: 5/5


a Rafflecopter giveaway

Haberci

Destek3

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...