Subscribe For Free Updates!

We'll not spam mate! We promise.

kitap tavsiyesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap tavsiyesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ocak 2015 Pazar

#KısaKısa vol.3 | Kitap & Çizgi Roman

Merhaba, hâlâ yaşıyorum. Finallerimin bitmesine son 1 hafta kaldı, inanılmaz mutluyum. *-* Her sınav döneminde olduğu gibi bu sefer de normalde okuduğumun iki katı daha hızlı kitap okuyarak, ders çalışmam gereken günlerde kitapları bitirmekle meşguldum. Aslında her biri için tek tek yorum girmek istiyordum ama pek mümkün olmadı sınavlar nedeniyle. Neyse yorumlara geçiyim hemen, zaten kitaplar hakkında iki kelime edeceğim daha başlayamadan kafanızı boş laflarla dolduruyorum.-çenemdüştü- :D
 Son olarak tüm fotoğrafları instagram hesabımdan aldım, eğer daha fazla fotoğrafa ulaşmak isterseniz kullanıcı adım thpensieve.



1. Aşkın Müziği- Kylie Scott

Ben bu kitabı çok sevdim yahu. Giriş bölümü, olaylar, kitabın temelini oluşturan malum nedenler beni hiç sıkmadı. Aslında rock gruplarıyla ilgili yetişkin kitaplarını okumayı sevmiyorum. Sanırım bundan önce bir tane okumayı denemiştim ve ''Amaan kalsın, bunlar da eksik olsun.'' gibi bir tepki vermiştim. Hepinizin önünde bu lafımı geri alıyorum, eğer böyle düzgün adamlar anlatılacaksa okurum. Yani ne biliyim sanki rock gruplarının sadece alem yapıyormuş gibi göründüğü, içki ve uyuşturucunun normal karşılandığı kitaplara gelemiyorum sanırım. Neyse, ben kitabı çok sevdim. Okurken hiç sıkmadı ve beni bir yerde gerçekten çok şaşırttı. Tavsiye ederim herkese. Malcolm'un hikayesi için sabırsızlanıyorum. *-*

Puanlama:4/5

**5 puanı Malcolm'un kitabı için saklıyorum. :D



2. Tatlı Şeytan-Wendy Higgins

Hayal kırıklığı. Kitabın konusu güzeldi, yan karakterler güzeldi, yahu ana karakterin babası bile çok havalıydı ama ama ama. Ama ana karakter tam manasıyla sümsüktü. Şaka maka cidden öyleydi, kaldırabileceğimden çok daha fazla hemde. Bir kere sen Amerika'da yaşayan ve liseye giden birisin, ulan biz dizilerden izlediğimiz kadarıyla bile kimsenin o kadar masum olabileceğine inanmıyoruz. Yazar bunu yazarken hiç düşünmedi mi? Yani kız yalan söylüyor, sonra böyle kötü bir davranışta bulunduğu için kendisinden midesi bulanıyor ve doğrusunu söylüyor tekrar. Yalan söylediği şey de önemli bir konu hakkında değil. Şimdi spoiler dayamak istemiyorum o yüzden ayrıntı vermeyeceğim ama bu gibi davranışlar cidden içimi baydı. Hele son sayfalarda yaptığı bir şey vardı, yazar sanırım ''Bu kitap çok aksiyonsuz oldu hadi bi salaklık daha yaptırıyım bu kıza da olay olsun bari'' demiş gibi. Ama tüm bu ana karakter sorunsalına rağmen sevdim kitabı, kızı görmezden geldiğimiz sürece sorun yok. Seriye de devam edeceğim.

Puanlama:3/5



3. Gizli Savaş (Avengers)- B. Michael Bendis

Çizgi roman okumaya yeni yeni başladım. Hatta ilk çizgi roman deneyimim Saga ile olmuştu. Bu işi sevince Marvel evrenine de el atmak istedim, zaten filmlerine hastayım. -ironmanbebeğim- Neyse, benim bazı takıntılarım vardır, bunlardan biri de; Eğer bir seriye başlayacaksam -çizgi roman, kitap filan fark etmiyor- onu en başından okumalıyım. Olaylar birbiriyle bağlantılı olmasa bile seri kitaplarını atlayarak okumaktan nefret ederim hatta sırf bir kitap eksik diye Eve Dallas Serisi'ne devam edemiyorum. (Bana Kindar Ölüm'ü bulun.:(  ) Avengers ise bildiğiniz üzere Marvel evrenindeki karakterlerin bir araya toplanması. Ben oradaki karakterlerin sadece -eğer varsa- filmlerini izlemiş durumdayım, zaten çoğu kahramanın çizgi romanları ülkemizde çıkmamış durumda ya da çok dağınık bir şekilde çıkmış durumdalar. Yani biraz bu olaydan dolayı rahatsız bir şekilde okudum çizgi romanı. Ama yine de çok sevdim. Elimde birkaç Marvel çizgi romanı daha var, hepsini okumak için sabırsızlanıyorum.

Puanlama: 4/5

23 Haziran 2014 Pazartesi

Duman ve Kemiğin Kızı- Laini Taylor| Kitap Yorumu


Kitap: Duman ve Kemiğin Kızı
Yazar: Laini Taylor
Tür:  Fantasy- Young Adult- Paranormal
Yayınevi: Artemis Yayınları 
Seri: Duman ve Kemiğin Kızı (#1)
Goodreads Puanı: 4.06


Bir zamanlar şeytanın ininde, yerde tüylerle oynayan masum bir kızdı.
O, artık masum değil...
Zuzana defteri alırken, arkadaşları Pavel ve Dina, kızın omzunun üzerinden çizimlere bakmak için uzandı. Karou'nun çizim defteri okulda bir efsaneye dönüşmüştü ve elden ele dolaşan defterdeki yeni çizimler her gün hayranlıkla incelenirdi. Bu defter -hayatı boyunca çiziktirdiği doksan ikinci defter- lastik bantlarla sarılıydı ve Zuzana bunları koparırcasına çıkardığı anda defter açılıverdi. Defterin her bir sayfası tutkal ve boyayla öylesine şişmişti ki cildi her an dağılabilirdi. Defter bir yelpaze gibi açılırken Karou'nun özgün karakterleri sayfalar üzerinde harika ve fazlasıyla tuhaf çizgileriyle dalgalandı. Ama kimse bu karakterlerin gerçek olduğunu tahmin bile edemezdi.







Duman ve Kemiğin Kızı çıktığı günden beri okuma listemde olan ama Artemis Yayınları'ndan çıktığı için bir türlü cesaret edemediğim bir kitaptı. Yayınevine göre kitap mı alıyorsun diye soranlar olursa diye hemen cevap vereyim; evet alıyorum. Sonuçta Artemis bir seriye başlayıp devamını getirmemesiyle ünlü. Zaten Duman ve Kemiğin Kızı da bir yıl önce, Mart 2013 te çıkmış. Hâlâ devamı yok. Yurt dışında ise serinin üçüncü ve son kitabı çıktı.

''Bir varmış bir yokmuş, bir Melek'le şeytan birbirlerine aşık olmuş. Ve hikayenin sonu hiç iyi bitmemiş.''

İyice yayınevine giydirmeye başlamadan önce kitabın konusuna geçsem iyi olacak. Karou'nun kısmen de olsa normal bir hayatı var. Liseye gidiyor, sanatla ilgileniyor ve çok sevdiği bir şehir olan Prag'da yaşıyor. Hayatının normal olmayan tarafında ise, Brimstone'un dilek dükkanında çalışıyor. Ayrıca Karou gerçek ailesini, Brimstone'un dükkanına nasıl geldiğini bilmiyor. Gözünü açtığından beri orada, Brimstone'un bir nevi ayak işlerini yapıyor ve bunun karşılığında ise dilekçikler kazanıyor. Kazandığı dilekçikleri ise saçını mavi yapmak, onu aldatan sevgilisinin olmayacak yerlerini kaşındırmak için kullanıyor. Ayak işleri derken neden bahsettiğimi de söyleyince kitap hakkındaki düşüncelerime geçeceğim. Karou büyülü geçitlerden geçip, satıcılardan diş topluyor.
Karou normal hayatına devam ederken geçit olarak kullandığı kapıların üzerinde yanık el izleri çıkmaya başlamıştır. Etrafta bunu yapanların melek olduğu söylentileri dolaşmaya başlamıştır, tabii kızımız bunu çok ciddiye almadan işlerine devam ediyordur. Ta ki diş almak için gittiği yerde bir melek tarafından saldıraya uğrayana kadar. Bundan sonra ise her şey değişiyor.

Bu nasıl bir kitap böyle? Masalsı ve akıcı anlatımı, hikayenin geçtiği büyülü ortamla birleşince ortaya resmen bir şahaser çıkmış. Karakterleri çok sevdim Karou, Brimstone, Akiva. Hepsi alışık olduğumuz genç yetişkin romanlarındaki karakterlerden farklıydılar. Ayrıca yazarın yaptığı betimlemeler sonucunda, Prag'a gitmek gibi bir isteğim oluştu. Allahım lütfen ya! Beni önce Dublin'e sonra da Prag'a götürecek bir uçak bileti hediye gelsin birilerinden.

Daha fazla uzatmadan yorumumu bitirmek istiyorum aslında ama son olarak söylemek istediğim bir şey var. Kitabın sonu cidden çok fena bir yerde bitiyor, öğrendiğimiz onca gerçekten sonra yüzümüze tokat gibi inen son bir gerçekle, yazar biz okurları ikinci kitap için kıvranır halde bırakmış. Artemis ikinci kitabı ne zaman çıkarır bilmiyorum, bu gerçekle kitaba başlayın. Neyse, sonuç olarak ben ba-yıl-dım. Tüm fantastik severlere tavsiye ediyorum.

Puan: 5/5



11 Mayıs 2014 Pazar

Mucizeler Çağı- Karen Thompson Walker| Kitap Yorumu


Kitap: Mucizeler Çağı
Yazar: Karen Thompson Walker
Tür:  Young Adult- Science Fiction
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Seri: -
Goodreads Puanı: 3.65


Californiada sıradan görünen bir cumartesi sabahında Julia ve ailesi, dünyanın dönüşünün yavaşlamaya başladığını öğrenir. Günler ve geceler gittikçe uzamakta, yerçekimi kuvveti değişmekte ve doğa yok olmaktadır. 11 yaşındaki Julia ve tüm insanları yepyeni bir dönem beklemektedir.
"Gerçekte ne kadar az şey bildiğimiz hâlâ beni hayrete düşürüyor… Belki de benim ve ailemin başına gelenlerin yavaşlamayla hiçbir ilgisi yoktu. Mümkündü ama zannetmiyordum. Hem de hiç."
"İşte hayal gücü budur. Karen Thompson Walker dehşet verici bir gelecek ile günümüzün zekice ve güçlü tasvirini bir kurguda başarıyla bir araya getirmiş."
-Amy Bloom -
"Karen Thompson fantastik bir düşünceyi işleyip onu çarpıcı
bir şekilde gerçekçi kılmayı başarmış."
-Karen Russell-
(Tanıtım Bülteninden)










Bir gün 25 saat olsaydı ne değişirdi?
Peki ya 32 saat? 48 saat? 56 saat?..
Dünyanın dönme hızı yavaşlıyor...
Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak


İlgi çekici tanıtımıyla bir çok okurun, okunacaklar listesine giren Mucizeler Çağı'nı yaklaşık 1 ay önce bitirdim. Yani bu gecikmiş bir yorum olucak ama aklımda kaldığı kadarıyla bu kitaptan sizlere bahsetmek istiyorum, çünkü beklediğim gibi çıkmayan bu roman bana yine de kendisini sevdirmeyi başardı.

Kısaca konusuna değinmek istiyorum. Bir sabah haberlerde günlerin uzamaya başlamasıyla ilgili bir haber yayınlanıyor ve o günden sonra gitgide günlerin uzamasıyla toplumun, ana karakterimiz ve ailesinin bu olaya tepkilerini, yaklaşım biçimlerini okuyoruz. Öncelikle ben okumadan önce kitaplar hakkında hiçbir bilgi edinmemeye çalıştığım için romanı daha distopik ve bol aksiyonlu bir şey sanıyordum. Tamamen yanılmışım, her sayfayı heh şimdi aksiyon göreceğiz umuduyla çevirdim ama öyle bir şey olmadı. Zaten bir yerden sonra kendimi kurguya öyle bir kaptırdım ki aklıma önceki beklentilerim gelmedi bile.



Kolay kolay okuduğum kitaplardan ders çıkartan birisi değilimdir, genellikle kafamı dağıtmak için kitap okurum. Hayatın içinde yaşadığımız olaylardan zaten ders çıkarmaya mahkumuz, bu yüzden okuduğum kitapların hafif olmasına özen gösteririm. Bu kitapta hafif, insanın kafasını yormayan bir roman olarak görülebilir fakat öyle değil. Yazım dili, olayların kurgulanışı oldukça basit ve anlaşılırdı ama öyle mesajlar veriyordu ki benim uzun zamandır savunduğum düşüncelerin yazıya dökülmüş haliydi.

''Bu hayatta yapmak zorunda olduğun tek şey ölmektir,'' diye cevap verdi Bayan Pinsky. Bu onun en sevdiği sözlerinden biriydi. ''Kalan her şey seçimine kalmıştır.''

Kitapta dünyanın dönme hızının neden yavaşladığını kimse çözemiyor, bununla yaşamaya devam ediyorlar. Ancak ben okurken dünyayı nasıl kirlettiğimizin, ağaçları kestiğimizin, nükleer santraller yaptığımızın ve bir çok eylemimizin sonuçlarını okuyormuş gibi hissettim. Bir sürü roman okuyoruz vampirli, melekli, perili hatta zombili ve her seferinde baş karakterimiz onlardan kurtulmanın, kötülüğü yok etmenin bir yolunu buluyor. Peki doğa anayla nasıl savaşabiliriz? Yıllardır hor kullanıp, kirlettiğimiz Dünya'dan kaçma şansımız yok. İnsanda klostrofobik duygular uyandırdığı kesin.




Kitabı çok sevdim ancak ana karakterimizin yaşının oldukça küçük olduğunu ve çoğu zaman günlerin uzamasını değil de insan ilişkilerini irdelendiğini düşünüyorum. Kitap günlerin uzamasıyla ilgili daha tatmin edici bilgiler içerseydi favorilerim arasına girebilirdi.

Çok uzattım, bence blogumun en uzun yorumu olarak tarihe geçti bu post. Eğer sıkılmayıp buraya kadar okuduysanız ne mutlu bana. Kitabı tavsiye ediyorum, okunması gereken bir roman. Herkese keyifli okumalar!

Puan:
4/5

3 Mayıs 2014 Cumartesi

Ruhsuz- JODI MEADOWS| Kitap Yorumu


Kitap: Ruhsuz
Yazar: Jodi Meadows
Tür:  Young Adult- Fantasy
Yayınevi: Dex Kitap
Seri: Yeniruh (#1)
Goodreads Puanı: 3.78


Deneyimli Ruhlar Ve Ruhsuzlar
Binlerce yıldır, Sınır'da milyonlarca ruh yeniden, yeniden dünyaya geldi, her bir yeni yaşamda da geçmiş yaşamlarındaki anılarını ve deneyimlerini beraberinde getirdi. Ana ise bir Yeniruh: yani Ana doğduğunda bir başka ruh yok oldu. Kimse bunun sebebini bilmiyor ve bu, bir felaketin habercisi olabilir.
Ana'nın bir Yeniruh olmasından rahatsız olmayanlar da var.
Bunlardan biri olan Sam, yalnızca bir kez yaşayabilecek bir ruhu sevebilecek mi? Peki Ana'nın düşmanları, insanlar ve yaratıklar, onların birlikte olmalarına izin verecek mi?
Ana, varoluş sebebini açığa çıkarmak zorunda. Fakat onun bu arayışı, reenkarne olup olamayacağını öğrenmek için gittiği Kalp şehrini ve reenkarnasyon yasalarını sonsuza dek yok edebilir.
Jodi Meadows, insan ruhuna bambaşka bir bakış açısı getiren bu hikâyede fantazya ve macerayı birleştirirken, reenkarnasyon ve ruh kavramını sorgulamamızı sağlıyor.




Düşük beklentiyle başladığım kitapların bu denli iyi çıkmasını çok seviyorum. Kitabı beklediğimden daha uzun sürede bitirmiş olsam da zevk aldığım bir okuma süreci oldu. Kitabı niye böyle çok sevdiğimi açıklamadan önce kısaca konusuna değinmek istiyorum.

Binlerce yıldır yaşayan hiçbir ruhun ölmediğini düşünün, bedenleri ölüyor ama belli bir süre sonra başka bedenlerde aynı ruhlar yeniden dünyaya geliyor. Her bir yeni yaşamlarında geçmişe dair anıları ve bilgileri de onlarla beraber geliyor. Hatta çok uzun yıllardan bahsettiğimiz için, geçmişlerini unutmamak için günlükler tutuyorlar. Bir gün yeniden doğması beklenen ruh yerine bambaşka bir ruh doğunca herkes şoka uğruyor ve bundan rahatsız oluyorlar. Böylelikle kitabımızın ana karakteri olan Ana ile tanışmış oluyoruz. Ana onu sevmeyen annesi ile sürgün hayatı yaşıyor ve yeterince büyüdüğünü düşündüğü an Kalp'e -şehir- doğru yol alıyor. Tek bir amacı var neden varolduğunu öğrenmek.


''Gerçekten ne düşündüğümü bilmek ister misin? Bence insanlar seni tanımaya değip değmeyeceğinden  emin değiller. Sabaha yok olacağını bildiğin halde, bir kelebekle arkadaş olup olmamaya karar vermek gibi bir şey bu.''
Sam, sayfa 62

Her yeni kitaba başladığımda yabancılık çeker, yazarın bize sunduğu dünyayı kavramakta zorlanırım. Yani benim için kitapların en sıkıntılı yeri başlarıdır. Ruhsuz'u okumaya başladığımda resmen sudan çıkmış balığa döndüm, kitap hakkında en ufak bir fikrim olmadığı için yazarın yarattığı dünya bana karmakarışık geldi. İlk 50 sayfayı atlattıktan sonra her şey yavaş yavaş yerine oturmaya başladı ve o andan itibaren kitaptan zevk almaya başladım.

Yukarıda kitabı neden bu kadar sevdiğimi açıklayacağımı söylemiştim, bu nedenlerden ilki Ana'nın tipik genç-yetişkin romanlarındaki karakterlerden oldukça farklı oluşuydu. Yazarın bize anlattığı Ana'yı kitabın sonuna kadar istikrarlı bir şekilde sunmasına bayıldım. Yaşadığı kafa karışıklıkları ve güvensizlekleri o kadar yerli yerindeydi ki yaptığı hareketlerden hiç rahatsızlık duymadım. Bir diğer sevdiğim unsur ise Ana ile beraber toplumun yapısını ve diğer şeyleri öğreniyor oluşumuzdu. Genellikle benim kafamın karıştığı yerlerde Ana'nın da kafası karışmıştı ve onunla beraber cevapları aramak çok hoşuma gitti. Kitapla ilgili diğer memnuniyetlerimi de hızlıca sayarsam damdan düşer gibi aşk yoktu ve aradığım tüm soruların cevaplarını kısmen de olsa buldum.



Kitapla ilgili illa olumsuz bir şey söylemem gerekirse oldukça yavaş tempolu bir kitap, evet son sayfalarda hareketlilik var ama aradığınız aksiyon dolu bir kitapsa size Ruhsuz'u öneremem. Ayrıca karakterlere değinmeyi pek sevmiyorum ama Sam'in mükemmel olmayışını -yazarların bize kusursuz erkek karakter sunmasından sıkılan bir ben olamam?- çok sevdim.

Böyle bir kitabın ülkemizde çok popüler olmamasına anlam veremedim, okuduğum çoğu genç-yetişkin romanından daha başarılıydı. Bir an önce devam kitabını edinmek istiyorum, eğer seri böyle devam ederse favorilerim arasında yerini alacak gibi duruyor. Ayrıca kitabın kapağına aşık oldum, müthiş görünüyor.

Sonuç olarak Ruhsuz, orijinal konusuyla ve tutarlı karakterleriyle gönül rahatlığıyla önerebileceğim romanlardan biri oldu. Kesinlikle tavsiye ediyorum.

Puanlama: 4/5


Not : Daha fazla spoiler vermek istemiyorum ama kitapta ejderhalar var!! 

Haberci

Destek3

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...