Subscribe For Free Updates!

We'll not spam mate! We promise.

kitap önerisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap önerisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Aralık 2014 Cuma

TERSYÜZ- AMY HARMON | KİTAP YORUMU (OKUMA ETKİNLIGI)



Kitap: Making Faces
Yazar: Amy Harmon
Tür:  New Adult, Romance
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Seri: -
Goodreads Puanı: 4.45
"Tersyüz bize modern yaşamın unutturduğu duyguları hatırlatıyor. Güzellik sadece yüzeysel olabilir ama bu hikâye ta içinize işleyecek ve uzun süre aklınızdan çıkmayacak."
-A Love Affair With Books -

"Zaman zaman sizi neye uğradığınızı şaşırtan bir kitap okursunuz. Bu kitap benim için tam olarak böyleydi. Bugüne kadar okuduğum en güçlü hikâyeydi ve bana inanın, çok çok fazla kitap okuyorum. " - Holly Kelly, Rising kitabının yazarı.-

"Hiçbir Çirkin, Ambrose kadar yakışıklı, hiçbir Güzel de Fern kadar naif olmamıştı! Tersyüz sizi toplum yargılarının ötesine götürerek, yaralı ve genç kalplerin bir attığı bu duygusal hikâyeyle içine çekecek." -Romancekolik-

"Tersyüz, sevginin, arkadaşlığın, kaybetmenin ve hayata dair ikinci bir şansın, duygusal, yürek burkan ama aynı zamanda içinizi ısıtacak, kolay kolay unutamayacağınız öyküsü."
-Tuğçe'nin Kitaplığı-

Ambrose Young okulun en çekici çocuğu ve kasabanın yıldız güreşçisiydi. Uzun boylu ve yapılı bir vücudu, omuzlarına değen saçları ve yakıcı gözleriyle aşk romanlarının kapaklarını süsleyebilecek kadar yakışıklıydı. Fern Taylor bunun farkındaydı ve Ambrose Young'a âşıktı. Belki de bu kadar yakışıklı olduğu için Fern asla onunla birlikte olabileceğini düşünmemişti. Ta ki her şey tersyüz olana ve Ambrose'un eski yakışıklılığından eser kalmayana kadar… Tersyüz, beş genç adamın küçük bir kasabadan kalkıp savaşa gidişinin ve içlerinden sadece birinin geri dönüşünün hikâyesi... Hayatı, benliği, güzelliği kaybetmenin hikayesi... Bir kızın, yıkılmış bir çocuğa ve yaralı bir savaşçının, sıradan bir kıza olan aşkının hikâyesi... Kalp kırıklığının üstesinden gelen bir arkadaşlığın ve bilinen kalıpların dışına çıkan bir kahramanın hikayesi... Tersyüz, hepimizin içinde biraz iyiliğin biraz da kötülüğün olduğunu keşfettiğimiz modern çağın Güzel ve Çirkin'i...
(Tanıtım Bülteninden)










Kitaptan o kadar çok etkilendim ki konuya nasıl gireceğimi bile bilmiyorum. Daha önceki yazılarımı okuduysanız çok sevdiğim kitapları yorumlayamadığımı biliyorsunuzdur. Sanırım bu kitap hakkında da durmadan çok sevdim, çok güzeldi diyip duracağım. Bunun için şimdiden özür dilerim.

Fern kendini bildi bileli Ambrose'a aşık. Ambrose yakışıklı, sporcu ve oldukça ciddi görünümlü bir çocuk. Küçük bir kasabada yaşadıkları  ve Ambrose çok başarılı bir sporcu olduğu için durmadan göz önünde olan birisi. Fern ise bir türlü yatıştıramadığı kızıl saçları, minik bedeni ve diş telleriyle kasabanın en güzel kızlarından değil. Ama çok zeki, bilge ve tam bir kitap kurdu. Buraya kadar oldukça klişe gidiyor olay, kabul ediyorum ama hikayenin işleniş biçimi çok güzel.  Bir de Bailey var, benim en favori karakterim. Fern'in kuzeni, tekerlekli sandalyeye mahkum. Fern gittiği her yere Bailey'i götürüyor ve yardım ediyor. Birbirlerinin en yakın arkadaşları, aralarındaki iletişim muhteşem. Bibirleri için yaptıklarını okurken insan gözlerinin dolmasını engelleyemiyor. Olaylar ikiz kulelerin vurulmasıyla başlıyor ve olaydan sonra Ambrose'un askere gitmek isteyişiyle devam ediyor. Ambrose askerden dönüyor ama kasabadan ayrılan kişi değil artık. Bundan sonrası ise Ambrose ve Fern'in birbirini bulma ve iyileştirme süreceni anlatıyor. Arka fonda ise Bailey gibi muhteşem bir karakterle tabii.

 Tersyüz aşkı, dostluğu, Shakespeare'i, güzellik ve çirkinlik kavramını konu alan bir kitap. Ana karakterlerimiz -Bailey ve Fern- yaşıtlarına göre oldukça derin duygulara sahip, felsefi yönleri olan kişiler. Bu da kitabı türünün diğer örneklerinden ayıran en büyük unsur. BAILEY gibi bir karakteri daha önce okudum mu hatırlayamıyorum ama sanki ilk defa böylesine müthiş bir karakter okuyormuş gibi hissettim kendimi. Fern ve Ambrose'dan daha çok Bailey ilgimi çekti kitapta, onun olduğu sahneleri iple çektim. Onun düşünceleri, olaylara yaklaşım biçimi, patavatsızlığı ve kusurları. Yaratılan en muhteşem karakterlerden biri bence. Ambrose'a pek ısınamadım, evet çok iyi bir karakter ama onun aşkını tam olarak hissemedim, bilmiyorum. Ama Fern ile uyumları çok iyiydi.
 İnstagramda şuna benzer bir cümle kurmuştum; Bir sayfada gözleriniz dolarken hemen sonraki sayfada kahkaha attırma potansiyeline sahip muhteşem bir kitap. Gerçekten de öyle.

Bu kitabı almanız için yazıda daha ne kadar çok iyiydi ve muhteşimdi demem gerekiyor bilmiyorum ama bence herkesin okuması gereken kitaplardan biri bu. ALIN, OKUYUN VE TANIDIĞINIZ HERKESİN OKUMASINI SAĞLAYIN. LÜTFEN.

Katkılarından dolayı Yabancı Yayınları'na teşekkür ederiz! Çekilişe katılmayı unutmayın *-*

Puanlama: 5/5


a Rafflecopter giveaway

18 Ağustos 2014 Pazartesi

Keşke Senden Nefret Edebilseydim- Lucy Christopher| Kitap Yorumu


Kitap: Keşke Senden Nefret Edebilseydim
Yazar: Lucy Christopher
Tür:  Romance, New Adult, Contemporary
Yayınevi: Pegasus Yayınevi
Seri: -
Goodreads Puanı: 3.94

Ben seni görmeden önce sen beni gördün.Bir kız: Gemma, havalimanında, ailesiy letatile çıkmak üzere. Gözlerinde öyle bir bakış vardı ki…Bir adam: Ty, salaş, bronz tenli, olgun görünümlü, nedense tanıdık, gözleri buz gibi mavi. Sanki beni istiyormuşsun gibi.Kız ailesinden uzaklaşıyor. Bir anlığına. Adam onun kahvesinin parasını ödüyor. Ve içine ilaç atıyor.Hem de çok uzun süredir.Gemma ne olduğunu anlamadan Ty onu alıp götürüyor. Kumlara ve sıcağa. Boşluğa ve kimsesizliğe. Hiçliğe. Ve onu sevmesini bekliyor.Kurbanın, kendisini kaçırana yazdığı bir mektup olan Keşke Senden Nefret Edebilseydim Gemma'nın hayatta kalmaya dair ümitsizlik dolu öyküsü. Gemma'nın bedenini çalan Ty, genç kızın içinde çığlık atan tüm içgüdülere rağmen kalbini de çalmayı başarabilecek mi?
"Yıldırımın tüm gerilimi, gök gürültüsünün tüm dehşeti. Büyüleyici, korkutucu ve güzel bir kitap."
-John Marsden-
"Duygusal açıdan çok saf bir macera. Hapsedilmeye ve ilişkilerin gücüne dair müthiş bir öykü."
-Publishers Weekly-
"Sarsıcı, yürek burkucu ve bir o kadar güzel."
-School Library Journal-
(Tanıtım Bülteninden)





Kitabın geçtiği çöl; Büyük Sandy Çölü


Bu kitabı o kadar uzun zamandır okumak istiyordum ki çıktığını duyduğum an sevinç çığlıkları atmaya başladım. Tabii çığlık atmaktan sıkılınca da hemen bilgisayarın başına geçip kitabı satın aldım. Elime geldiği gibi okumaya başladım demek isterdim ama sağ olsun Müge yüzünden yeni bir diziye başladım ve kitabı 5-6 gün sonra elime ancak alabildim. Ama ne diyoruz, geç olsun güç olmasın.

Öncelikle yoruma başlamadan belirtmek istiyorum ki ben kitapları alırken arka kapak yazılarını okumuyorum yani elime aldığım kitap hakkında hiçbir fikrim olmuyor. Bu kitaba başlarken de kafamda daha farklı bir kurgu vardı. İngilizce ismine* baktığımız zaman arka kapak yazısını okumamıza bile gerek kalmadan konu hakkında ufak bir ip ucu oluşuyordu ama böylesine bir kitabı kesinlikle beklemiyordum.

Gemma, ailesiyle birlikte seyahat ederken havaalanında mavi gözlü ve oldukça çekici olan bir adamla tanışıyor. Gemma'yı ona iten ise anlamadığı bir şekilde tanıdık gelmesi. Onu oturması için masasına davet eden mavi gözlü bu yabancıya hayır demeyen Gemma, hayatını sonsuza kadar değiştirecek bu kararı vermiş oluyor ve ileride isminini Ty olduğunu öğrendiğimiz yabancı tarafından kaçırılıyor. Ty, onu çölün ortasına kaçırıyor. Çölün ortasında Gemma ile Ty başbaşa kalıyorlar ve Gemma'nın kaçmak için hiçbir şansı yok.

Kitap, Gemma'nın Ty'a yazdığı koskoca bir mektup. O yüzden Keşke Senden Nefret Edebilseydim'i okumaya ilk başladığımda dilini biraz garipsedim ancak ilk on sayfadan sonra kendimi tamamen kitaba kaptırdım ve kısa süre içerisinde de kitabı bitirdim. Kitabı okurken, Gemma'nın yaşadıklarını resmen iliklerimde hissettim. Böylesine sade bir dille yazılmış kitabı bu denli içimde hissedebilmek beni korkuttu. Gemma, Ty'a nefret duyarken ben de nefret duydum. Yavaş yavaş onu anlamaya başladığında ve ona olan nefreti başka bir şeye dönüşürken, durmadan içimden sövdüğüm bu adama ben de yavaş yavaş ısınmaya başladım. Ve kitabın sonunda en az Gemma kadar üzüldüm, gözlerim dolu dolu bitirdim kitabı.

Ty ise bambaşka bir konuydu. Hâlâ onun biraz kaçık olduğunu düşünsem de yaşadıklarını ve başardığı şeyleri okumak ona hayranlık duymama neden oldu. Ayrıca sayfalar ilerledikçe Ty'ın davranışlarını şaşkınlık içerisinde okudum, beklediğim gibi bir kötü adam mıydı? Kesinlikle, hayır. Gemma'nın Ty'a hissetmeye başladığı şeyler Stockholm Sendromu mu? Bilmiyorum.

Kitabın son sayfasını okurken düşündüğüm tek şey, daha önce hiç böyle bir kitap okumadığım oldu. Eğer değişik bir şeyler okumak istiyorsanız kesinlikle bu kitaba göz atmalısınız. Bildiğimiz toz pembe genç yetişkin romanlarından daha ciddi bir kitap olan Keşke Senden Nefret Edebilseydim, kesinlikle tavsiye listemde yer alacak.

*Stolen: A Letter to My Captor
Not: Kitapta orijinal kapak kullanan Pegasus Yayınevi'ne buradan teşekkürlerimi sunuyorum.

Puan: 4/5

23 Haziran 2014 Pazartesi

Duman ve Kemiğin Kızı- Laini Taylor| Kitap Yorumu


Kitap: Duman ve Kemiğin Kızı
Yazar: Laini Taylor
Tür:  Fantasy- Young Adult- Paranormal
Yayınevi: Artemis Yayınları 
Seri: Duman ve Kemiğin Kızı (#1)
Goodreads Puanı: 4.06


Bir zamanlar şeytanın ininde, yerde tüylerle oynayan masum bir kızdı.
O, artık masum değil...
Zuzana defteri alırken, arkadaşları Pavel ve Dina, kızın omzunun üzerinden çizimlere bakmak için uzandı. Karou'nun çizim defteri okulda bir efsaneye dönüşmüştü ve elden ele dolaşan defterdeki yeni çizimler her gün hayranlıkla incelenirdi. Bu defter -hayatı boyunca çiziktirdiği doksan ikinci defter- lastik bantlarla sarılıydı ve Zuzana bunları koparırcasına çıkardığı anda defter açılıverdi. Defterin her bir sayfası tutkal ve boyayla öylesine şişmişti ki cildi her an dağılabilirdi. Defter bir yelpaze gibi açılırken Karou'nun özgün karakterleri sayfalar üzerinde harika ve fazlasıyla tuhaf çizgileriyle dalgalandı. Ama kimse bu karakterlerin gerçek olduğunu tahmin bile edemezdi.







Duman ve Kemiğin Kızı çıktığı günden beri okuma listemde olan ama Artemis Yayınları'ndan çıktığı için bir türlü cesaret edemediğim bir kitaptı. Yayınevine göre kitap mı alıyorsun diye soranlar olursa diye hemen cevap vereyim; evet alıyorum. Sonuçta Artemis bir seriye başlayıp devamını getirmemesiyle ünlü. Zaten Duman ve Kemiğin Kızı da bir yıl önce, Mart 2013 te çıkmış. Hâlâ devamı yok. Yurt dışında ise serinin üçüncü ve son kitabı çıktı.

''Bir varmış bir yokmuş, bir Melek'le şeytan birbirlerine aşık olmuş. Ve hikayenin sonu hiç iyi bitmemiş.''

İyice yayınevine giydirmeye başlamadan önce kitabın konusuna geçsem iyi olacak. Karou'nun kısmen de olsa normal bir hayatı var. Liseye gidiyor, sanatla ilgileniyor ve çok sevdiği bir şehir olan Prag'da yaşıyor. Hayatının normal olmayan tarafında ise, Brimstone'un dilek dükkanında çalışıyor. Ayrıca Karou gerçek ailesini, Brimstone'un dükkanına nasıl geldiğini bilmiyor. Gözünü açtığından beri orada, Brimstone'un bir nevi ayak işlerini yapıyor ve bunun karşılığında ise dilekçikler kazanıyor. Kazandığı dilekçikleri ise saçını mavi yapmak, onu aldatan sevgilisinin olmayacak yerlerini kaşındırmak için kullanıyor. Ayak işleri derken neden bahsettiğimi de söyleyince kitap hakkındaki düşüncelerime geçeceğim. Karou büyülü geçitlerden geçip, satıcılardan diş topluyor.
Karou normal hayatına devam ederken geçit olarak kullandığı kapıların üzerinde yanık el izleri çıkmaya başlamıştır. Etrafta bunu yapanların melek olduğu söylentileri dolaşmaya başlamıştır, tabii kızımız bunu çok ciddiye almadan işlerine devam ediyordur. Ta ki diş almak için gittiği yerde bir melek tarafından saldıraya uğrayana kadar. Bundan sonra ise her şey değişiyor.

Bu nasıl bir kitap böyle? Masalsı ve akıcı anlatımı, hikayenin geçtiği büyülü ortamla birleşince ortaya resmen bir şahaser çıkmış. Karakterleri çok sevdim Karou, Brimstone, Akiva. Hepsi alışık olduğumuz genç yetişkin romanlarındaki karakterlerden farklıydılar. Ayrıca yazarın yaptığı betimlemeler sonucunda, Prag'a gitmek gibi bir isteğim oluştu. Allahım lütfen ya! Beni önce Dublin'e sonra da Prag'a götürecek bir uçak bileti hediye gelsin birilerinden.

Daha fazla uzatmadan yorumumu bitirmek istiyorum aslında ama son olarak söylemek istediğim bir şey var. Kitabın sonu cidden çok fena bir yerde bitiyor, öğrendiğimiz onca gerçekten sonra yüzümüze tokat gibi inen son bir gerçekle, yazar biz okurları ikinci kitap için kıvranır halde bırakmış. Artemis ikinci kitabı ne zaman çıkarır bilmiyorum, bu gerçekle kitaba başlayın. Neyse, sonuç olarak ben ba-yıl-dım. Tüm fantastik severlere tavsiye ediyorum.

Puan: 5/5



31 Mayıs 2014 Cumartesi

6. KKBT Kalbimi Salla- Michelle A. Valentine| Kitap Yorumu + Benzer Kitap Önerileri


Kitap: Kalbimi Salla
Yazar: Michelle A. Valentine
Tür:  New Adult- Romance- Contemporary
Yayınevi: Aspendos Yayınları
Seri: Black Falcon Serisi (#1)
Goodreads Puanı: 4.06

İyi kız Lane, Noel Falcondan ayrıldığı için son dört yıldır pişmanlık içinde. Rock yıldızı olma hayallerinin onu bir yere götürmeyeceğini söylediğinde mantıklı davrandığını düşünüyordu. Ama şimdi kendi kariyeri durgunken, onun bir rock tanrısı olduğunu görünce ne kadar yanlış yaptığını anlıyor. Noel, Lanein staj yaptığı pazarlama şirketini kiraladığından Lane onu yeniden görmek zorunda kalacak. Hayalindeki yöneticilik işini şirkette garantilemek istiyorsa, Noeli ikna etmek ve müşteri olarak kazanmak zorunda. Ne yazık ki kalbini kırdığı için Noel hâlâ ona kızgın.
Lanein şirketi, Noelin dikkatini çekmesi için onu Black Falcon konserine gönderdiğinde, onu görür görmez Lanein hisleri allak bullak olur ve onu unutmadığını anlar. Ama Noelin hayranlarıyla olan sayısız kaçamakları ve kendini beğenmiş tavırları, onu, bir zamanlar sevdiği aynı adam olmadığına inandırır. Görünüşe göre Noel şimdi sadece Lanein vücudunu istemektedir. İşi kazanmak için ona ihtiyacı olduğunu söylediğinde, Noel değişmiş bir adam olduğunu Lanei kendisiyle turneye gelmeye zorlayarak ispatlar.
Lane, Noelin teklifini istemeyerek kabul ettikten sonra onu memnun etmek için ne gerekiyorsa isteyerek yapmaya başlar, bu onun baştan çıkarıcı isteklerine boyun eğmek de olsa... Lane çok geçmeden kandırmacanın tehlikeli bir oyun olduğunu ve oynayanın sadece kendisi olmadığını anlayacaktır. Söz konusu aşk olduğunda yapabileceğin tek hata, peşinden gitmemektir.
(Tanıtım Bülteninden)








6. blog turumuzdan herkese merhaba! Bugün sizlerle, Aspendos Yayıncılık'tan çıkan Kalbimi Salla adlı kitabın yorumunu paylaşacağım ve bu kitaba benzer kitapları listeleyeceğim. Eğer bu kitabı severseniz listede bulunanlara da göz atmalısınız.

Lanie Vance ayakları yere basan, gerçekçi ve stajyer olduğu reklam firmasında kalıcı bir işe sahip olmak için her şeyi yapabilecek bir kadın. İlk katıldığı yönetim kurulu toplantısında firmanın genel müdürü, Black Falcon adlı grubun çocuklar ilgili bir kampanyanın reklam işlerini şirkete verdiğini ve onlarla ilgilenecek birilerini aradığını belirtiyor. Toplantıdaki herkes gözlerini kaçırıyor ve hatta genel müdürün sen yapamaz mısın sorusunu ilettiği kişiler bile reddediyor. Daha sonra olay, gereğinden fazla göz teması kuran karakterimiz Lanie'nin başına kalıyor. Ancak şöyle bir sorun var; Black Falcon'un solisti olan Noel Falcon, Lanie'nın 4 yıl önce müziğe olan tutkusu yüzünden terk ettiği eski erkek arkadaşı. Lanie Vance kalıcı bir işe sahip olmak için ne kadar ileri gidecek daha önemlisi kalbini paramparça ettiği eski ve oldukça seksi olan erkek arkadaşıyla nasıl başa çıkacak?

Kitabın konusu yukarıda bahsettiğim gibi, çok fazla spoiler vermeden bu kadarı açıklayabildim. Zaten oldukça kısa olan kitabımızla ilgili daha fazla bilgi verirsem kitabı okumanıza gerek kalmaz.
Bu tip kitaplar hakkında çok fazla bilgiye sahip değilim, yani bu türdeki diğer kitaplarla bir karşılaştırma yapmam imkansız. Ama bu kitabı tanımlamak için üç kelime hakkım olsa kesinlikle hızlı okunan, ateşli ve şaşırtıcı derdim. Kalbimi Salla, bu türden benim kadar az kitap okumuş birisi için bile oldukça klişe ve diğer örneklerinden farklı bir şey sunmayan bir kitap olarak duruyordu. Ancak sonlara doğru yaklaştıkça yazarın bizi yatırdığı ters köşe ve şaşırtıcı bir gerçekle duygularımızla oynuyor olması bana göre kitabı diğerlerinden ayırdı.

Dört kitaplık bir serinin ilk kitabı olan Kalbimi Salla, bende  içinde bulundurduğu tüm karakterleriyle seriye devam etme isteği doğurdu. Bütün karakterler eğlenceli ve ilgi çekici kişilikleriyle ortalarda dolanıyordu. Ama en çok Riff'in hikayesini merak ediyorum. Umarım Aspendos elini çabuk tutar ve bizi çok bekletmeden serinin devam kitaplarını çıkarır.

Sonuç olarak ben oldukça sevdim, hazır yaz gelmişken çabuk okunan ve eğlenceli bir kitap arayışında olanlar için Kalbimi Salla'yı önerebilirim.

Puanlama: 3.5/5







8 kitaplık bir seri, ülkemizde Ephesus etiketiyle ilk 3 kitabı yayınlandı.
Kitapların isimleri; Tutkulu Notalar, Sert Rock ve Ateşli Bilet 


8 kitaplık bir seri, ülkemizde Aspendos etiketiyle henüz ilk kitabı yayınlandı.


4 kitaplık bir seri, ülkemizde Pena etiketiyle ilk iki kitabı yayınlandı. 
İkinci kitabının adı Ella ve Micha'nın Geleceği.


Ülkemizde yayınlanmayan bir seri. 
Ama romanları kendi dilinden okumayı sevenler için yaptığımız öneri, Music of the Heart. Runaway Train serisinin ilk kitabı, seri 3 kitaptan oluşuyor.


Bu öneriyi seri okumayı sevmeyenler için uzun uğraşlar sonucunda buldum.
Malum günümüzde her yazar tek kitapla işi bitirmiyor. Tek kitap okumayı sevenler için Tracks güzel bir seçenek gibi duruyor.


**Kitap isimlerinin üzerine tıklarsanız ilgili Goodreads sayfasına ulaşırsınız. Liste araştırmalar sonucu oluşturulmuştur, listede yer alan tüm kitapları okumadım.

Aspendos Yayınları'na katkılarından dolayı teşekkür ederiz. Facebook sayfamızdan vereceğimiz 2 adet Kalbimi Salla kitabı için takipte kalın.



Haberci

Destek3

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...