Subscribe For Free Updates!

We'll not spam mate! We promise.

izliyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
izliyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Aralık 2013 Pazartesi

Before Sunrise- Film Yorumu



İlk defa bir filmi bu kadar geç izlediğim için üzülmüyorum aksine çok mutluyum, ikinci film için 9 yıl bekleyemezdim heralde. Şu ana kadar birbiriyle bağlantılı üç film çıkmış ve üçünün de arasında 9 yıl var. Hemen ikinci filmi izlemek istesem de kendimi durdurmayı başardım, böyle uzun aralıklarla çıkan güzel filmleri çok çabuk tüketmemek lazım.

1995 yılında çekilen Before Sunrise, iki karakterin arasındaki aşkı ele alıyor. Dediğim gibi yan karakter yok, aksiyon yok, entrika yok. Bana göre görüp görebileceğiniz en doğal aşk filmi olmaya aday. Oyuncular ve hikaye her şeyiyle orijinal. Benim gibi aşk filmleriyle arası olmayan birisi bile sıkılmadan sonunu getirdiyse gerisini siz düşünün. Başrol oyuncuları; Ethan Hawke ve Julie Delpy. Imdb puanı ise 8.0 gibi yüksek bir rakam.

Kısaca konusuna değinirsem; Amerikalı bir turist olan Jesse ve Fransız bir öğrenci olan Celine Viyana'ya giden bir trende karşılaşıp konuşmaya başlıyorlar. Jesse ineceği durağa geldiğinde Celine'e onunla gelip bir gece boyunca gezmeyi teklif ediyor çünkü otele gidicek parası yok ve bütün gece aylak aylak gezicek. Celine kabul ediyor ve olaylar başlıyor. Bana göre çok farklı karakterlere sahip, iki kırık kalbin bir araya gelmesiyle güzel bir iş ortaya çıkarmışlar. Ayrıca filmin sonu hiç beklediğim gibi bitmedi. İkinci filmi izlemek için sabırsızlanıyorum!

Bu soğuk havalarda içinizi ısıtacak, güzel bir aşk filmi arayanlara tavsiyemdir. İyi seyirler! :)

(farklı renkte yazılan isimlerin üstüne tıklarsanız imdb sayfalarına ulaşırsınız.)



Not: Diğer filmleri izlemeden yazmıştım bu yorumu, şimdi yayınlamak kısmet oldu. :)

14 Aralık 2013 Cumartesi

Neler İzledim #2

Daha önce birincisini yayınladığım Neler İzledim postunun ikincisinden merhaba! Daha önce de açıkladığım gibi izlediğim filmler biriktikçe bu postu yayınlıyorum. Bu postu yayınlama nedenim hem izlediğim filmleri unutup tekrar izlememek hem de izleyecek film arayışında olanlara yardımcı olmak. Kendi adıma bana yardımcı oluyor, umarım size de yardımcı olur.



1. Before Sunrise

Yorumunu en kısa zamanda paylaşmayı düşünüyorum. Tek söyleyebileceğim görüp görebileceğiniz en doğal aşk filmini izlemeye hazır olun.




2. Before Sunset

İlk filmdeki çocuk görünümlerinden sonra bu hallerine adapte olmam çok zor oldu. Ama yine çok güzeldi ayrıca bu filmlerin sonlarının açık bırakılması resmen işkence!




3. Before Midnight

İlk iki filmden sonra çok sevdiğimi söyleyemem. Ama sonu çok güzeldi, acaba bir 9 yıl sonra yeni filmi çıkacak mı?



4. The Hunger Games: Catching Fire

Her yerde söylediğim gibi film efsane olmuş! Ben çok sevdim, dvdsi çıksa da bir daha izlesek hemen.




5. Carrie

Yorumunu burada paylaşmıştım. Bana göre güzel bir uyarlamaydı.




6. The Host

Yorumunu burada paylaşmıştım. Yine sevdiğim bir film oldu.




7. Now You See Me

Ben bu filmi çok sevdim, tekrar izlenilecekler arasında yerini aldı. Çok eğlenceli ve sürükleyiciydi. İkinci film için sabırsızlanıyorum.



8. The Polar Express

Yeni yıl ruhu her yeri sarmışken eğlenceli bir animasyon izlemek isteyenlere tavsiye ederim. Sonlara doğru biraz sıkılmıştım ama yine de sevdim.


                                                                       ****


İzlediğim filmler içinden favorim Now You See Me oldu. Kesinlikle izlenmeye değer bir film.


1 Aralık 2013 Pazar

The Host| Film Yorumu



Vay be. Anladım ki internetten okuduğum saçma sapan spoilerlı yorumları ciddiye almamalıyım. The Host'u izlemeden önce birkaç yorum gözüme çarpmıştı ve filmi izlemeyi ertelemiştim. Hazır sınavlar bitmişken ve elimin altında bekliyorken film izleyeyim dedim. Sonuç olarak çok sevdim. Kitabını yaklaşık 4 yıl önce okuduğum için ayrıntıları aklımda değildi ama şunu kesinlikle söyleyebilirim ki kitabın ana hatları filmde yansıtılmıştı. Hatta yer yer kitap aklıma geldi, gidişatı kestirdim. Ayrıca kitabı okurken ağladığım kısımda tekrar gözlerim doldu!

Filmin kısaca özetini geçersek bir uzaylı türü dünyamızı istila edip bedenleri ele geçiriyor. Hayatta kalmayı başaran insanlarsa direniyor. Melanie de direnenlerin arasındaydı fakat ele geçiriliyor ama zihninin hakimiyetini bırakmamakta direniyor ve daha sonra göçebeyle (Melanie'yi ele geçiren tür) birlik olup direnişçi olan kardeşini ve erkek arkadaşını bulmaya gidiyorlar. Farkettiğiniz üzere konu anlatma konusunda son derece beceriksizim, biraz daha geniş kapsamlı bir özet için aşağıya ekleyeceğim alıntıya bakabilirsiniz.

Ayrıca bu filimin Stephene Meyer'ın aynı adlı romanından uyarlama olduğundan bahsetmiştim, şimdilik tek kitabı yayınlandı ama yazarımız seriyi devam ettirme kararı almış. Büyük bir merakla bekliyoruz efendim! :D Eğer izleyecek film arayışındaysınız güzel bir seçenek olarak The Host tam karşınızda duruyor,  kesinlikle izlenmeye değer bir film. İyi seyirler.

 Dünyamız görünmeyen bir düşman tarafından istila edilmişti. İnsanların bedenleri, bu istilacılar için sahiplik yaparken bedenler bir değişikliğe uğramamış gibi görünse de, zihinleri ele geçiriliyordu. Neredeyse herkes teslim olmuştu. Geriye kalan vahşi birkaç insandan biri olan Melanie, yakalandığı zaman sonunun geldiğine inanır. Göçebe, Melanie’nin bedenini alan ruh, yetkililer tarafından bir insan bedeninin içinde yaşarken karşılaşabileceği zorluklar hakkında uyarılmıştır: Baskın duygular, hislerin yoğunluğu, çok canlı olabilen anılar Ama Göçebe’nin beklemediği bir zorluk vardır: Bedeninin önceki sakini zihninden vazgeçmeyi reddeder. Göçebe, Melanie’nin düşüncelerinin derinlerine inerek geri kalan insanların nerede olduğunu öğrenmeye çalışır. Ama Melanie’nin zihninde tek görebildiği, sevdiği adamın, hâlâ saklanan bir insan olan Jared’in hayalidir. Bedeninin arzularına direnemeyen Göçebe, yakalamak zorunda olduğu bu adama karşı özlem duymaya başlar. Dış güçler, Göçebe ve Melanie’yi, aslında istemeseler de, ortak bir hedefte birleştirir ve birlikte sevdikleri adamı bulmak için tehlikeli ve sonu belli olmayan bir macera için yola koyulurlar divxplanet.com'dan alıntıdır.


18 Kasım 2013 Pazartesi

İzliyorum: Almost Human

Bu aralar halihazırda takip ettiğim dizilerin yeni bölümlerine yetişemezken, Dizimag'in durmadan kriterlerime yeni dizi eklemesine resmen uyuz oluyorum!

Yarın çok zor bir sınavım olmasına rağmen merakıma dayanamayıp izlediğim bir dizi oldu Almost Human. Çok sevdim. Polisiye olan her şeyi hem izlerim hem okurum, bir de üstüne böyle bilim-kurgu olduğu zaman tadından yenmiyor. Kolay kolay ilk bölümden bağlanmam dizilerde ama bu sefer öyle olmadı. Çok sevdim ben bu diziyi. Uzun zamandır adam akıllı dizi izleyemediğim için mi yoksa gerçekten güzel olduğu için mi bilinmez ama ben cidden keyif aldım izlerken. Aynı zamanda dizimiz J.J. Abrams imzası taşıyor.

Eğer yeni bir dizi arayışındaysanız, ''Aman polisiye olsun, çamurdan olsun!'' diyorsanız bir denemenizi tavsiye ederim. Zaten daha ilk bölümü yayınlandı. 

                                                                  ******

Tanıtımı aşağıya koyma nedenim ilk bölümle ilgili ciddi bilgi içeriyor. Ben konularını okumadan dizileri izlemeyi daha çok sevdiğim için böyle yaptım. Okuyup okumamak size kalmış.

Not: Ayrıca söylemeden geçemeyeceğim Dorian sen ne tatlı şeysin öyle!










Yıl olmuş 2048… John Kennex, polis departmanına yapılan bir saldırı nedeniyle 17 ay komada kalmış, kız arkadaşı tarafından terk edilmiş ve bu sırada kaybettiği ayağı yerine mekanik bir ayak takılmış bir polis. Sonunda görevine döner ve kurallar gereği bir robotla partner olur, ki robotlardan da hiç hoşlanmayan biri. İlk robot ortağı ona geçmişle ilgili suçlayıcı şeyler söyleyince ondan kurtulur ve bunun üzerine, artık üretilmeyen bir modele tabi Dorian ile partner olmasına karar verilir. Dorian zaman zaman duygusal tepkiler de verebilen bir androidtir.
Dizi; ikilinin ortaklıkları, yaşamları ve üstlendikleri görevler üzerine kurulu bir yapım olacak. Arkasındaki isimler, Fringe'in de arkasındaki ikili olan J.H. Wyman ve J.J. Abrams. luna - birdizihaber

12 Kasım 2013 Salı

Carrie: Günah Tohumu| Film Yorumu


Stephen King'in ilk romanı olan Carrie, aynı zamanda yazarın okuduğum ilk romanı olma özelliğini taşıyor. Daha önce 1976 yılında vizyona giren Carrie, bu ay yeniden vizyona girdi. Ben de iki gün önce izleme şansı buldum. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki Carrie'nin ilk çekilmiş filmini izlemedim, kıyaslama yapamayacağım.

King'in aynı adlı romanını kısa bir zaman önce okuyup burada yorumlamıştım. Gözlemlediğim kadarıyla filmde  kitaba oldukça bağlı kalınmış. Evet, günümüze uyarlanan yerler vardı ama bu kadar kitapla özleşmiş bir film izleyeceğimi düşünmüyordum. Kitap yer yer akıcı gelmemişti bana, arada olan makaleler hikayeden kopmama neden olmuştu. Film bu açıdan daha güzel geldi.

Erkek arkadaşım filme, korku filmi görme umuduyla girmişti ve ilk yarıda çok sıkıldı. Eğer korkma umuduyla gideceksiniz memnun kalmazsınız filmden. Genel olarak oyuncuları beğendim, Carrie'yi biraz daha tıknaz isterdim ama olsun bu haliyle de film gayet güzel.

Sonuç olarak film hoşuma gitti. Kendimi film yorumlayacak kadar bilgili görmediğim için fark ettiyseniz çok fazla ayrıntıya girmedim. Kitabını okumuş birisi olarak ben güzel vakit geçirdim, tavsiye ediyorum.

Hazır King'in romanlarından uyarlanmış bir filmden bahsetmişken, Sinema dergisinde yer alan En İyi 5 Stephen King Uyarlamasını sizinle paylaşmak istedim;



1. The Shining| Cinnet (1980)

2. The Shawshank Redemption| Esaretin Bedeli (1994)

3. Carrie (1973)

4. Misery| Ölüm Kitabı (1990)

5. The Dead Zone| Ölüm Bölgesi (1983)

22 Ekim 2013 Salı

Neler İzledim? #1

Bu ara kitap okumak için hiç vaktim yok derken deli gibi dizi ve film izlememe inanın ki anlam veremiyorum. Ekim ayı bitti biticek ben hala üç kitap okuyabilmiş durumdayım. En kısa zamanda eski hızıma dönmeyi istiyorum ama hazır çokça film izlemişken sizlere de bir fikir olsun diye bu postu yayınlamaya karar verdim. Umarım seversiniz! :)



1. Tres Metros Sobre El Cielo 

Bu filmi Tatlı Bela'ya benziyor dendiği için izleme listeme almıştım. Evet, benzerlikler var. Sanırım kitabı okumadan önce izleseydim daha çok sevebileceğim bir film olurdu. Kafamda durmadan Tatlı Bela ile karşılaştırdığım için tam olarak odaklanabildiğimi de sanmıyorum. Ama bunlara rağmen filmi çok sevdim. En kısa zamanda da ikinci filmini izleyeceğim. Güzel bir aşk filmi arayışında olanlara tavsiyemdir.

Not: 2010 yılında İspanya'da vizyona giren film bu yıl bizim ülkemizde de vizyona girdi. 3 yıl sonra! Çok ilginç değil mi?

Imdb - Sinemalar



2. Iron Man 2

Evet, Iron Man serisini yeni izlemeye başlayan şapşal benim! Bugüne kadar neden izlememek için direndiğimi inanın bilmiyorum. Robert Downey Jr. diyorum ve susuyorum. Eğer hâlâ izlemediyseniz mutlaka izleyin! :)

Imdb - Sinemalar



3. Now Is Good

Filmi izlerken aklıma durmadan Aynı Yıldızın Altında kitabı geldi.  Ben böyle filmlere ve kitaplara dayanamıyorum yahu. Film salya sümük ağlattı beni, o kadar etkinlendim ki gece rüyamda da gördüm. Kesinlikle izlenmesi gereken filmlerden biri.

Imdb - Sinemalar




4. Riddick

Bayram tatilinde erkek arkadaşımın yoğun ısrarlarıyla izledim bu filmi. Sanırım bir serinin son çıkan filmiymiş. Pek bir şey anladığım söylenemez. Bol bol Van Diesel'in kaslarını izlemek isteyenlere öneririm. :D

Imdb - Sinemalar




5. Gravity

Bu filme de sinemada gittim, özellikle gittim hatta. 3D olarak izlemek istediğim bir filmdi. Film bana göre görsel bir şölen yaşatıyor. Benim gibi uzayla ilgili her şeyden hoşlanıyorsanız tavsiye ederim. Mutlaka sinemada izlenmesi gereken bir film.

Imdb - Sinemalar



6.  Curse Of  Chucky

Küçükken deli gibi korkuyordum ben Chucky'den. :D Pek korku filmi izleyebilen birisi olmadığım için büyük bir teereddütle başladım izlemeye.  Sonuç olarak kahkahalarla izlemiş bulunmaktayım filmi. Korkmak için değil de eskileri yâd etmek isterseniz izlemeniz gereken bir film bana göre.

Imdb - Sinemalar


Bu aralar siz neler izlediniz? 




21 Temmuz 2013 Pazar

Cracked- Dizi Yorumu




Başrollerini David Sutcliffe ve Stefanie von Pfetten'in üstlendiği Cracked dizisi, travma sonrası psikolojik bozukluk yaşayan dedektifin psikolojik suçlularla ilgilenen yeni bir birime atanmasıyla başlıyor. Henüz 2 sezonu olan bu dizi yaz için ideal bir seçim. Çabuk izlenen ve sıkmayan bu diziyi, kafanızı fazla yormadan izleyebiliyorsunuz. David Sutcliffe için başlamıştım ben bu diziye, iyi ki başlamışım diyorum şimdi.

İlk bölümlerde yetersiz olduğunu düşündüğüm bu dizi ilerleyen bölümler de beni bir hayli şaşırttı. Tabii ki favori karakterim Aidan. Kısa bir süre içinde 2 sezonu da bitirdim ve yeni bölümleri merakla bekliyorum. Bundan sonra severek takip edeceğim bu diziyi herkese tavsiye ederim.

Imdb sayfasına buradan ulaşabilirsiniz. Diziyi izledikten sonra puan vermeyi unutmayın çünkü böyle güzel bir dizi 6.6 puandan fazlasını hakediyor.

Haberci

Destek3

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...