Subscribe For Free Updates!

We'll not spam mate! We promise.

fantastik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fantastik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ağustos 2014 Pazartesi

Ateş Serisi- Karen Marie Moning| Seri Yorumu



Ateş Serisi'inin son kitabını okurken aklımda hep böyle bir yazı yazmak vardı. Çünkü öyle efsanevi bir son yaptı ki yazar, seri tüm zamanların en favori serisi olarak gönlüme taht kurdu. Eh ben seriyi böylesine seviyorum, herkese oku oku diye işkence ediyorum, son kitabı okumadılar diye insanlara spoiler dayıyorum ama blogumda bu kitap hakkında tek satır yok. Ayıp yahu, o yüzden bu yazı çok uzun olabilir. Yalnızca ilk kitabın konusunu biraz çıtlattıktan sonra çeviri, yayınevi sorunu, karakterler ve birkaç şeyden daha bahsedeceğim. Daha fazla uzatmadan konusuna geçelim.







MacKayla Lane pembeler içinde yaşayan, mükemmel bir aileye ve hayata sahip olan, dünyadaki kötülüklerden bir haber yaşayan birisi. Ablasıyla aralarındaki ilişki kardeşlikten öte bir şey, aynı zamanda çok yakın dostlar. Ablası yani Alina, yılın başında okumak için Dublin'e gidiyor. Zaten Mac'in tek derdi ablasına duyduğu özlem, defalarca telefonla konuşmuş olsalar bile yaklaşık 6 aydır onu göremiyor. Sonra bir gün aniden dünyası başına yıkılıyor. Ablasının Dublin'de öldürüldüğünü haber alan Mac, cesedi teşhis etmek zorunda kalıyor çünkü ailesi tatilde. Ablasının cesedi tanınmaz halde, Dublin polisi herhangi bir şüpheli yakalayamamış. Babasının tüm bağlantılarına rağmen bir sonuç çıkmayınca, ailesi suçlunun bulunmasından vazgeçiyor. Bunu kaldıramayan Mac, Dublin'e polisleri sıkıştırmak için yola koyuluyor ama bu düşündüğü kadar kolay olmayacak.
Dublin'e ayak bastığı gibi kendini yapayalnız hisseden Mac, bir an önce işe koyulmak istese de saat geç olduğu ve aynı zamanda karnı aç olduğu için bar gibi bir yere giriyor. Yemeğini bitirdikten sonra oyalanırken gözüne bir şey çarpıyor, çok yakışıklı bir adamla çirkin bir kadın. Dikkatini çeken çifti izlerken birden yakışıklı adamın değiştiğini ve kadının güzelliğini emen bir canavar olduğunu görüyor. Gözlerine inanamayan Mac, kafasına bir şaplak yiyince kendine geliyor. Yaşlıca bir kadın başında durmuş ve gidip başka bir yerde ölmesi gerektiğini söylüyor. Neye uğradığını şaşıran Mac, hızlıca oradan çıkıyor ve o andan itibaren hiçbir şey eskisi gibi olmuyor.
Daha sonra bir şekilde yolları kesişen Mac ve Barrons istemedikleri halde bir ortaklığa başlıyorlar. Ablasınıın normal bir katil tarafından öldürülmediğini anlayan Mac, intikam peşinde koşarken Barrons'un engin bilgisini kullanmak için, Barrons ise Mac'in eşsiz sidhe-kahini özelliklerini uzun zamandır aradığı bir kitap olan Sinsar-Dubh'u buabilmek için yan yana geliyorlar.


Sidhe Kahini demişken bunu da açıklamak gerekiyor. Mac'in o ilk gece gördüğü canavar aslında bir Fae. Fae'ler ikiye ayrılıyor; Seelie ve Unseelie yani sırasıyla Mukaddes ve Karanlık. Bu iki türün de birçok kastı var. Tabii bir de bunları gören ve avlayan Sidhe Kahinleri. Mac de bir Sidhe Kahini. Dünyada uzun süredir Seelie görülmemiş ama Dublin sokakları Unseelie kaynıyor.
Mac kendini keşfedip bir yandan ablasının intikamını almaya çalışırken aynı zamanda Barrons'un isteklerini de yerine getirmeye çalışıyor. Böylece 5 kitaplık bir macera olan Ateş Serisi ortaya çıkmış oluyor.



Aslında düşündüğümden daha uzun bir şekilde anlatmış olsam da kitabın tam konusunu özetleyebilmiş değilim. Kitap bundan çok daha ayrıntılı bir konuya sahip. Benim okuduğum tüm fantastik kitaplardan daha orijinal bir konusu ve işlenişi var. Ayrıca karakterlerin yetişkin olduğunu da belirtmem gerekiyor. Günümüzde o kadar çok yeni-yetişkin fantastik kitap var ki böylesine kaliteli ve yetişkinlere yönelik fantastik kitaplara hasret kalmış durumdayım. 15-16 yaşındaki karakterlere sulanınca kendimi sübyancı gibi hissediyorum. :D

Size bu seriyi mutlaka okumanız gerektiğine dair koca bir yazı hazırlamış olsam da şunu bilmelisiniz, çeviri oldukça kötü. Hatta çevirmen kendi kafasına göre bazı paragrafların özetini! çevirmiş diyebiliriz. Seride bol bol küfür geçmesine rağmen yine çevirmenimiz kendince sansür uygulamış bu kısımlara. Bu bahsettiğim sorunlar ilk üç kitap için geçerli. Çünkü serinin ilk 3 kitabının Epsilon'dan çıkmasına rağmen son iki kitabı Artemis Yayınları'ndan çıktı. Bu da demek oluyor ki, serinin son iki kitabı başka bir çevirmen tarafından dilimize çevrildi. Ama buradaki asıl sorun şu; yeni çevirmenimiz serinin ilk üç kitabını okumadan çevirdiği için bizim bildiğimiz ve okurken alıştığımız terimler başka bir hale gelmiş oldu. Örneğin; Barrons Kitap ve Süs Eşyaları oldu Barrons Kitap ve Baloncukları!?!?! -Barrons ve baloncuklar hahaha-
Yani sonuç olarak, eğer ingilizceniz iyiyse bu seriyi mutlaka orijinal dilinden okuyun. Seriyi mundar etmeye gerek yok.



Şimdi karakterlere değinmek istiyorum biraz. Öncelikle bu kitapta ne romantik bir erkekle karşı karşıyayız ne de aptal aşık bir kadın karakterle. Ana karakterimiz olan Mac'in, ablasının ölümünü ortaya çıkarmak ve hayatta kalmaktan başka pek derdi yok. Tabii kime güveneceğini ve dünyayı kurtarmak zorunda olup olmadığını anlamaya çalışmasını da es geçmeyelim. Barrons ise soğuk, kalpsiz ve amaçları uğrunda insan öldürmekten kaçınmayan bir tip. Kesinlikle bir alfa erkek ama şunu anlamak zorundasınız ilk kitabın sonunda yumuşayıp, daha önce okuduğumuz young-adult serilerdeki alfa erkekler gibi romantikleşmiyor. Barrons hakkında size tek bir şey söyleyebilirim, o da çok fazla sırrı olduğu ve biz o sırları asla öğrenemiyoruz. En azından son kitaba kadar. Yani ilk 4 kitapta, Mac ile beraber neye inanacağımıza karar vermeye çalışarak geçiriyoruz. Ve Barrons kesinlikle güven uyandıran bir tip değil.
Tabii kitap Barrons ve Mac'in etrafında dönmüyor. Bir çok yan karakter var ve yazar hepsini hikayeyi etkileyecek şekilde yazmış. Bu yan karakterlerin başında V'lane geliyor. Bu bir Seelie prensi ve o da herkes gibi Sinsar Dubh'un peşinde. Biliyorum, yukarıda Seelie türünün ortalıklarda görünmediğini söylemiştim ama V'lane bir istisna. Spoiler vermemek adına pek bir şey açıklamak istemiyorum, o yüzden okuyup göreceksiniz.

Eğer sabır gösterip okuduysanız size alkışlıyor ve yavaş yavaş yazımı sonlandırıyorum. Son olarak toparlamak adına bir kaç şey söylemem gerekirse; Eğer fantastik türdeki romanları okumayı seviyorsanız ve henüz bu seriyi okumadıysanız çok şey kaybediyorsunuz. Benim en sevdiğim seridir ve şu ana kadar okuyup da sevmeyen birisiyle karşılaşmadım. 


Seri Sıralaması:

1. Karanlık Ateş
2. Kan Ateşi
3. İntikam Ateşi
4. Rüya Ateşi
5 Gölge Ateşi

Puanlama: 5/5

Son kitabı okuyan birileri spoiler kısmına bakabilir mi? Cidden kafamı kurcalayan bir şey var. Tüm seride belki de bana saçma gelen tek şey bu olay.



***Spoiler***

Bildiğiniz gibi Barrons oldukça bilgili ve oğlunu kurtarmak adına her yolu denemiş. Mac'in aklına son anda gelen avcı olayı neden daha önce Barrons'un aklına gelmedi? Sonuçta o da avcıları kullanabiliyordu? Yani çözümün bu kadar basit olması ve Barrons'un bunu akıl edememiş olması cidden hayal kırıklığı oluşturdu bende.

13 Haziran 2014 Cuma

Bela- Sally Green| Kitap Yorumu


Kitap: Bela
Yazar: Sally Green
Tür:  Fantasy- Young Adult- Paranormal
Yayınevi: Dex Yayınları 
Seri: Half Life Trilogy (#1)
Goodreads Puanı: 3.84

Sen bir cadısın, yarı Ak, yarı Kara. Okuyamıyor, yazamıyorsun ama iyileşiyorsun hızla. Karanlık çökünce kapalı bir yerde kalırsan hasta oluyorsun. Annalise'e çok âşıksın ama Ak Cadılardan nefret ediyorsun. On dört yaşından beri bir kafesin içinde tutsaksın. Kaçmalı ve o korkunç, katil babanı bulmalısın. Bunu başarmalısın, on yedinci yaş gününden önce hem de. Çünkü sen yok edilmesi gereken bir Bela'sın.
"Karanlık ve tüyler ürperticibir hikaye, unutulmaz bir anakarakter."
-Publishers Weekly-
"İyiyle kötünün sınırlarını zorlayan,korkutucu ve çarpıcı bir kitap. Nathan'ınhayatta kalma savaşı incecik bir ipin ucunda -üstelik bu daha başlangıç."
-Booklist-
"Fazlasıyla iyi ve tehlikeli bir şekilde bağımlılık yapıcı."
-Time-
(Tanıtım Bülteninden)





Bela, çıktığı günden beri herkesin ilgisini üstüne çeken bir kitap olmuştu. Eh sıkı bir fantastik okuyucusu olarak ülkemizde çıkacağı günü iple çekmiştim ve neyse ki Dex bizi çok bekletmeden yayınladı. Abartıldığı kadar var mıydı? Hayır. Ama bu lafımdan kötü olduğunu çıkarmayın, oldukça güzel bir kitap.

Nathan yarı Ak, yarı Kara bir cadı. Doğduğu günden beri Ak cadılar tarafından kötü davranışlara maruz kalıyor ve aynı zamanda okuma yazması yok. Kötü davranışlara maruz kalma nedeni Kara cadı olan babası, Marcus. Onlarca Ak cadı ve Kara cadı öldürmüş, daha sonra da güçlerini çalmak için onların kalplerini yemiş. Her cadı 17 yaşına basarken ailesinden birisinin kanını içip 3 hediyesini almak zorunda. Yoksa gerçek bir cadı olamıyorlar ve söylentilere göre 1-2 yılın sonunda yavaş yavaş acı çekerek ölüyorlar. Nathan gerçek bir cadı olmak ve tabii ki acı çekerek ölmek istemiyor bu yüzden babasını bulup şartları yerine getirmeli. Tabii ki babası tek yol değil, yanında yaşadığı ninesi de ona yardımcı olur fakat Ak cadıların kurduğu konsey buna izin vermiyor. Vermeyi teklif ettiklerinde de karşılık olarak babasını öldürmesini istiyorlar ancak Nathan kesinlikle babasını öldürmek istemiyor.


Nathan oldukça güçlü bir karakter, fiziksel güçten bahsetmiyorum. Psikolojik olarak çok güçlü. O kadar acımasız şeylere maruz kalıyor ki okurken bir yandan ağlamamaya çalışırken bir yandan da hayran olmaktan kendimi alamadım. Hatta küçük yaşta ninesinin yanından zorla götürülerek bir kafese kapatılıyor, zincirleniyor ve dayak yiyor. Yine de savaşmaya devam ediyor, kaçamayacak bile olsa elinden geldiğince tepki göstermeye çalışıyor. Ayrıca bu kitap iyilerin asla tamamen iyi olmadığını da gözümüze sokuyor. Ak cadılarmış hah! bana göre Kara cadılardan pek bir farkları yoktu.

Kitapta Nathan dışında sevdiğim bir karakter yok muydu? Tabii ki vardı! Gabriel! Allah'ım sonunda kadar Nathan'la onu shipliyorum, lütfen beraber olsunlar. Nathan'a böylesine değer veren birisi olamaz. Ayrıca ninesini ve üvey kardeşi olan Arran da sevdiğim karakterlerdendi. Umarım Arran'ı ve yolda karşılaştığı yarım kan cadı olan kızı-adını hatırlayamadım- bir sonraki kitapta daha fazla görürürüz.

Bela'yı okurken bu kadar abartılan kitap bu muydu? diye hayıflanırken, bitirdikten ve üstünden biraz zaman geçtikten sonra kendini bana daha çok sevdiren bir kitap oldu. Keşke ikinci kitap çıkmış olsaydı, seneye kadar nasıl beklerim bilmiyorum.

İyinin tamamen iyi olmadığı gibi kötünün saf kötülükten oluşmadığı ve belki de aralarında en masum olan yarı Ak yarı Kara cadının hikayesini herkes okumalı. Kesinlikle tavsiye ediyorum.


Puan:4.5/5

23 Mayıs 2014 Cuma

Labirent: Alev Deneyleri- James Dashner| Kitap Yorumu


Kitap: Labirent: Alev Deneyleri
Yazar: James Dashner
Tür:  Young Adult- Dystopia
YayıneviPegasus Yayınları
SeriThe Maze Runner (#2)
Goodreads Puanı: 4.00



Labirent bulmacası çözülünce her şeyin sona ermesi gerekiyordu…
Thomas, Labirent'ten kaçışın tüm Kayranlılar için özgürlük anlamına geldiğini düşünmektedir. Fakat İsyan'ın işi henüz bitmemiştir. İkinci Aşama daha yeni başlamıştır: Alev Deneyleri.
Kural yok. Yardım yok. Ya başarırsın ya ölürsün.
Güneş ışınlarından en fazla etkilenen bölge olan Alev'i geçmek için iki haftaları vardır ve İsyan, işlerini zorlaştırmak için karşılarına binbir türlü tehlike çıkarmaya hazırdır.
Arkadaşlıklar sınanacak. Sadakat sorgulanacak. Hiçbir şey kesin değil!
Kayranlılar önlerine çıkan tüm tehlikelerle yüzleşmeye hazır olsalar da kurtuluşun tek yolu diğerlerini yok etmekten geçiyor olabilir.
"Nefes kesici, sinematografik bir macera."
-Publishers Weekly-
"İlk kitabı sevenler bu nefes nefese maceranın da esiri olacaklar."
-Children's Literature-
"Bu heyecan dolu kitaptaki ahlaki ikilemler ve ölümcül bir ortamda hayatta kalmaya çalışan çocuklar, hikâyeyi daha da etkileyici bir hale getiriyor."
-VOYA-
"Gerçekte neler olduğunu anlamaya çalışan karakterlerle okuru da meraka sürükleyen bu devam kitabında heyecan hiç sönmüyor.
Son ana kadar kalbiniz sıkışacak."
-Kirkus Reviews-
"Müthiş bir macera; sürükleyici, zekice."
-Newsday-
(Tanıtım Bülteninden)




Labirent: Ölümcül Kaçış'ın yorumunu yaparken, Pegasus Yayınları'nın bizi çok bekletmemesini temenni etmiş ve büyük bir merakla beklediğimi belirtmiştim. Sonuç olarak yayınevi sızlanmaları duymuş olucak ki :P beklediğimden de kısa sürede serinin ikinci kitabı olan Labirent: Alev Deneyleri'ni çıkardı.
Kitabın ilk birkaç sayfasına göz atma niyetiyle oturmuştum koltuğa çünkü final haftam başlamak üzereydi ve kitap okuyarak dönem uzatma riskine girmek istemiyordum. Sonuç olarak o koltukta saatlerce oturdum ve kitap bittiğinde kalktım. Söylememe gerek yok sanırım, tabii ki ders çalışamadım. Beklediğim kadar güzeldi ama beni sinir krizine sokan yerlerde oldu. Neyse, önce kısaca kitabımızın konusuna değinelim daha sonra bunları konuşuruz.

*Labirent: Ölümcül Kaçış hakkında ağır spoiler içerir. İlk kitabı okumadan bu yorumu okumayınız lütfen. İlk kitabın yorumu için buraya tık.



Bildiğiniz üzere birinci kitabın sonunda tüm Kayranlılar labirentten kurtulmuşlardı. Bir grup onları İSYAN'ın elinden kurtarıp başka bir yere götürüyorlardı. Olaylar da tam oradan başlıyor. Kayranlılar'ın karnı doymuş, temizlenmişler ve rahat yataklarında yatıyorlar. Kendilerini oldukça güvende hissetmeye başlamışlar, bir daha başların böyle kötü olaylar gelmemesini umuyorlar. Teresa'yı diğer Kayranlılardan ayırarak başka bir odaya yerleştiriyorlar, Thomas bunu onun güvenliği için yapıldığını düşünüyor. O gece Teresa, Thomas'a zihin yoluyla ters giden  bir şeylerin olduğunu söylüyor ve ortadan kayboluyor. O andan itibaren aslında her şeyin yalan olduğu, labirentten kurtulmuş olsalar bile hâlâ İSYAN'ın elinde oldukları ve oyunu onların kurallarına göre oynamaları gerektiğini anlıyorlar. Böylece kendilerini yeni bir deneyin içinde buluyorlar; Alev Deneyleri.

Rahatladı. Artık güvendeydi, kurtarılmışlardı ve bu yatakhaneye getirilmişlerdi. Artık endişelenmeyecekti. Izdırap Verenler yoktu. Ölüm yoktu.
Thomas, sf. 7

Labirent: Ölümcül Kaçış serisi bu kitabıyla beraber kesin olarak favorilerim arasına girmiş bulunuyor. Her sayfayı büyük bir merakla çevirdim ve cevaplara ulaşabilmek için yerimden kalkmadan kitabı okudum. Peki aradığım cevapları buldum mu? Hayır. Bir de üstüne kafamda yeni yeni sorular birikti ve buna rağmen ne seriden soğudum ne de kitaptan. Aksine büyük bir açlıkla devam kitaplarının ne zaman çıkacağını merak ediyorum. Umarım Pegasus yine sesimi duyar ve devam kitabını elinden geldiğince çabuk çıkarır. Zira benin cevapları öğrenmek için beklemeye tahammülüm kalmadı.


Ayrıca  bu kitapta yavaştan bir aşk üçgeninin sinyalleri verilmeye başlandı. Spoiler olmasın diye hangi karakterler arasında olduğunu söylemeyeceğim ama yalnızca aşk üçgenin ortasında çoğu kitabın aksine bir erkek karakterin bulunduğunu belirtmek isterim.  Hazır karakterlerden bahsetmeye başlamışken, bu kitapta birçok şaşırtıcı olaylarla beraber kitaba birden fazla karakter ekleniyor. Her biri hakkında fazlaca bilgi alamasak da eminim ilerleyen kitaplarda o karakterleri daha iyi tanıma şansına sahip oluruz.

Akıcılığı, merak unsuru ve aksiyonu eksik olmayan bir kitaptı Alev Deneyleri. Ben çok sevdim, ayrıca kapağın ve çevirinin güzelliğinden bahsetmeyeceğim bile. Benden tam puan alamamasının nedeni ilk kitapta merak içinde kaldığımız soruların cevaplarını bu kitapta da alamamış olmamızdı.

Puanlama: 4/5

17 Mayıs 2014 Cumartesi

5. KKBT Cadıların Keşfi- Deborah Harkness| Kitap Yorumu+ Çekiliş



** Bu post Soma faciasından önce hazırlanmıştır. Yayınevine karşı sorumluluğumuz olduğundan dolayı 3 gün ertelediğimiz tura başlamak zorundayız. Anlayışla karşılayacağınızı umuyorum.



Kitap: Cadıların Keşfi
Yazar: Deborah Harkness
Tür:  Fantasy-
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Seri: Ruhlar (#1)
Goodreads Puanı: 3.98

Olağanüstü güçlere sahip bir cadı, imkânsızlıklara direnen yasak bir aşk ve her şeyi başlatan gizemli bir elyazması.
Oxford'un Bodleian Kütüphanesi'ndeki kitap raflarının arasında araştırma yapan genç akademisyen Diana Bishop, tesadüfen simyacılıkla ilgili eski bir elyazması bulur. Köklü ve seçkin bir cadı ailesinden gelen Diana'nın yaptığı bu keşif yeraltında doğaüstü bir karışıklığa sebep olarak iblis, cadı ve vampirlerin kısa sürede kütüphaneye doluşmasına yol açar. Diana, yüzyıllardır aranan bir hazine keşfetmiştir ve her şeyi yoluna koyabilecek tek kişi de yine kendisidir. Bu zorlu mücadelede en büyük destekçisi ise onu hiç yalnız bırakmayan, her türlü fedakârlığı göze alıp kendi soyunun karşısında duran meslektaşı, vampir Matthew olacaktır.
"Sihirle bezeli, olağanüstü derecede yaratıcı ve fantastik bir hikâye… Karşı konulamaz bir büyücülük, bilim ve yasak aşk hikâyesi…"
-People-
"Deborah, yıllardır okuduğum en ilgi çekici romanlardan birini yazmış. Daha ilk sayfasından bu kitaba âşık oldum."
-Danielle Trussoni-
"Harkness'ın bu ilk kitabı tek kelimeyle çarpıcı. Gerçeklik ile kurguyu, tarih ile günümüzü, nezaket ile öfkeyi, kendini bulmayı ve kaybetmeyi birleştiren bir kitap; kalbinize dokunacak ve zihninizi besleyecek güzel bir eser. Diğer bir deyişle, kusursuz bir yapıt."
-The Truth About Books-
"Harkness, büyülü bir dünyayı heyecan verici bir üslupla kaleme almış." -Entertainment -Weekly-
"Hayal gücü, romantizm, tarih ve gerilimi ustalıkla birleştiren yazar, hepsini bu büyüleyici kitapta bir araya getiriyor."
-Chicago Tribune-
"En kuşkucu okurun bile kalbini ve hayal gücünü ele geçiren, sürükleyici bir kitap… Edebî büyünün en güçlü hali."
-BookPage-
"Romantizm ile hayal gücünü harmanlayan ve kesinlikle efsane olacak bir kitap."
-The Daily Mail-
"Harkness göz kamaştırıcı, doğaüstü bir hikâye ortaya çıkarmış… Herkesin neden bu kitap hakkında konuştuğunu siz de keşfetmelisiniz."
-USA Today-
"Romantik, ilgi çekici ve gerilim yüklü... Harkness, pek çok akademik ve duygusal detayı muzip, ince ve mizah dolu
bir üslupla anlatmış."
-O, The Oprah Magazine-
(Tanıtım Bülteninden)





Herkes merhaba! Bomba gibi bir turla Kitap Kurtları geri dönüş yaptı. Başlıktan da anlayacağınız üzere 5. turumuzun kitabı Cadıların Keşfi.
Bildiğiniz üzere İstanbul Tüyap fuarında çıkarılan Pegasus Yayın Katologu, içindekilerle herkesi çılgına çevirmişti. Orada gördüğüm çoğu kitabın hemen çıkmasını ve dolayısıyla da okuyabilmek istiyordum. Neyse ki Pegasus bizi çok bekletmedi ve yavaş yavaş o güzellikleri yayınlamaya başladı. Bu kitaplardan biri de Cadıların Keşfi.

Çok fazla spoiler vermeden konusunu anlatmak istiyorum size ama muhtemelen yazdıklarımı okuduktan sonra ''Yuh, kitabın sonunu da söyleseydin. Tam spoiler verememişsin!'' gibi tepkiler vermeniz doğal. Ama şunu açıklığa kavuşturalım, kitabımızın sayfa sayısı fazla yani aslında ben size ilk 15-20 sayfanın özetini geçmiş olacağım.
Diana, anne-babasının trajik ölümünden sonra sahip olduğu cadılık becerilerini kullanmamaya başlamıştır. Elinden gelen her şeyi yaparak normal bir hayat sürmeye çalışan Diana, açıklanamayan şeylerden -büyü gibi- uzak durmak için bilimle ilgilenmeye karar vermiştir. Diana Oxfordun Bodleian Kütüphanesi'nde simya ile ilgili el yazmalarını araştırırken büyülü olduğunu hissettiği bir el yazmasına rastlıyor. Her ne kadar ona dokunmak istemesede kendini profosyenel olmaya zorlayarak incelemeye başlıyor. Zaten bu olaydan sonra ortalık öyle bir karışıyor ki vampirler, cadılar hatta iblisler bile bu el yazmasının peşine düşüyorlar yani Ashmole 782'nin.

‘’Pazartesi günü bir vampirle tanışmıştım. Salı günü bir cadı zihnime girmeye çalışmıştı. Çarşamba da iblislerin günüydü anlaşılan.''
Diana

Tabii Diana'nın Ashmole 782'nin ne olduğundan haberi yok ve kazayla bulduğu bu el yazması yüzünden bir vampirle tanışıyor. Matthew Clairmont. Böylece uzun soluklu bir serüvene adım atmış oluyoruz.

''Sana bir bilim insanı olarak 'normal' diye bir şeyin olmadığını söyleyebilirim, Diana.'' Sesi dikkatli yumuşaklığını kaybediyordu. '''Normal', insanların çevrelerinde olan biten çoğu şeyin hiç de 'normal' olmadığını gösteren, ezici kanıtlara karşı kendilerini iyi hissetmek için uydurduğu bir uyku öncesi masalı.''
Matthew, sf.104


Öncelikle bu kitapta en çok sevdiğim şey betimlemelerdi. Tamam kabul, bazen yazarın çok fazla ayrıntıya girdiğini düşünsem de öyle güzel betimlemiş ki bahsettiği ortamları resmen kendimi o eski kitapların arasında hissettim. Sevdiğim bir diğer şey ise kitapta bulunan türlerin orijinal olmasa da özgün bir şekilde kaleme alınmış olmasaydı. Ayrıca yan karakterlerin kurguya yeterince dahil olması ve hatta olay akışını etkileyebilmesi çok güzeldi.

''Eğer kelebek kendisini çeken tatlı ışığa kanat çırpıyorsa ateşin onu yutacağını bilmediğindendir.''
Matthew, sf.277


Bu kadar çok sevdiğim şeyi sıraladıktan sonra, rahatsız olduğum hiçbir şey yok muydu? Evet, vardı. Spoiler olmasın diye söylemek istemiyorum ama bazı klişe olaylar ve yazı boyutunun küçük olması canımı sıkan şeylerdi.

Kapak ve çeviri kalitesiyle gönlüme taht kuran bu güzel kitabı her fantastik severe öneriyorum. Sayfa sayısı çok diye gözünüz korkmasın, oldukça kaliteli ve dolu bir içeriğe sahip. Şiddetle tavsiye ediyorum!

Puanlama: 4.5/5



Şimdi size bu kitabı alıp okumanız için 5 neden sıralayacağım, umarım alıp almama konusunda size yardımcı olur.

1. Yazarın yazdığı şeyler için ciddi bir araştırma yapmış olması ve kitabında verdiği bilgilerin kayda değer şeyler olması.

2. Simya, cadılık ve hatta mitoloji içermesi.

3. Matthew Clairmont.

4. Basit cümlelerden oluşmamasına rağmen çabuk okunan ve uzun süre etkisinde bırakan bir kitap olması.

5. Yazarın bizlere özgün bir hikaye sunuyor olması.


2 Kişiye Cadıların Keşfi kitabını hediye ettiğimiz çekilişe katılmayı unutmayın!



a Rafflecopter giveaway


**Pegasus Yayınlarına katkılarından dolayı teşekkür ederiz.

4 Şubat 2014 Salı

KK Blog Turu Boğulan Kız- Caitlin R. Kiernan| Yazarın Diğer Kitapları


Kitap: Boğulan Kız
Yazar: Caitlin R. Kiernan
Tür:  Fantasy, Horror, Paranormal
Yayınevi: Optimum Kitap
Seri: -



Indiana Morgan Phelps -akadaşları ona kısaca Imp der- bir şizofreniktir. Artık kendi aklına güvenemez çünkü hatıralarının ona bir şekilde ihanet ettiğine ve onu kendi kimliğini sorgulamaya ittiğine ikna olmuştur.
Imp, gerçeklik algısıyla mücadele ederek kötü niyetli bir sirenle, ona yabani bir kız görünümünde gelen, yardıma muhtaç bir kurtla ya da çok ama çok daha tuhaf bir şeyle karşılaşmasına dair doğruları su yüzüne çıkarmalıdır.
Zekice, güzel ve bir yap boz kadar mükemmel şekilde işlenmiş bir kitap olan Boğulan Kız beni soluksuz bıraktı. -Holly Black, New York Times, RedGlovenin En Çok Satanlar Yazarı.
Bu bir başyapıt. Uzunca bir süre bu türün en iyilerinden biri olarak okunmalıdır. Elizabeth Bear, Grailin Yazarı
Harika yazılmış, şaşırtıcı şekilde orijinal bir roman. Elizabeth HandIllyrianın Yazarı
Boğulan KızlaCaitlìnR.Kiernan prensip ve artistik ciddiyete sahip kurgular yazma yetisine haiz, gotiğin ve fantastiğin en iyi ve en usta yazarlarının halen şekillenmekte olan yeni birliğine bir adım atmıştır. - New York Timesın En çok satanlar yazarı Peter Straub






Yorum;

1. Kitap Kurtları Blog Tur'undan herkese merhaba! Turumuzun ikinci gününde bendeniz, sizlerle kitap hakkındaki düşüncülerimi ve yazarımızın diğer kitaplarını paylaşacağım. Lafı daha fazla uzatmadan kitabımızın konusuna geçelim.

Indiana Morgan Phelps -kısaca Imp- şizofreniktir ve içinde deniz kızı ve kurt olan bir hayalet hikâyesi yazmaya karar veriyor. Sorun şu ki kendi aklına güvenemez, gerçek ile hayal gücünü birbirinden ayıramaz ve böylece hem hikâyesini yazmaya hem de gerçeklik algısıyla mücadele etmeye başlar.

Okuyacağınız en ilginç hayalet hikayesine hazır olun çünkü bu kitap sizi derinden sarsıcak. Gotik, fantastik ve korku ögelerinin mükemmel bir karışımı olan bu kitap dili konusunda sizi biraz zorlayabilir. Dilinin ağdalı olduğundan dolayı değil Imp'in karmakarışık düşüncelerinden dolayı. Benim okuduğum çoğu kitabın aksine kolay okunan, çabuk hazmedilen bir kitap değildi. Kitabı okurken birçok yerde duraksadım ve okuduğum cümle hakkında düşündüm. Yalan söylemeyeceğim, kitabın başı ne kadar akıcı ise ortası o kadar durgundu. Tam kitabı daha fazla okuyamayacağımı düşündüğüm anda yazar öyle bir hamle yaptı ki son 70 sayfayı nasıl bitirdiğimi anlamadım. Şunu da belirtmeliyim, son sayfaları ağzım açık okudum.

Okudukça merak duygunuza yenik düştüğünüz, daha fazlası için sayfaları soluksuz çevireceğiniz bu kitabı türünün meraklılarına öneriyorum.

Puan: 4/5

                                                                ***

Şimdi gelelim benim turdaki görevime, yazarın konuları dikkatimi çeken kitaplarına şöyle bir göz atalım;

-yazının sonunda yazarın tüm kitaplarının olduğu link mevcuttur-



1. The Red Tree

Türü; Korku- Fantesy- Gizem

Goodreads sayfasına buradan ulaşabilirsiniz; tık.










Silk (Silk #1)


Türü; Korku- Fantasy- Gotik

Goodreads sayfasına buradan ulaşabilirsiniz; tık.










Threshold (Chance Matthews #1)

Türü; Korku- Fantasy, Urban Fantasy

Goodreads sayfasına buradan ulaşabilirsiniz; tık.











Beowful

Türü; Tarihi Kurfu- Fantasy

Yazarın türkçeye çevrilen bir diğer kitabı olan Beowful aynı adla çevrilmiş. Goodreads sayfasına buradan ulaşabilirsiniz; tık.







Yazarın tüm kitaplarına ulaşmak isterseniz, buraya veya buraya tıklayabilirsiniz.


TUR TAKVİMİ

Gün 1:
Yazar Tanıtımı: Haylaz'ın Kitaplığı
- Yabancı Kapaklar + Ödüller: Aynı Kitabın Altında

Gün 2: 
- Ön Okuma: Benim Defterim
- Yazarın Diğer Kitapları: Pensieve

Gün 3: 
- Alıntılar + Bu Kitabı Okumanız İçin 5 Neden: Kitap, Kedi, Kahve

Gün 4: 
- Tanıtım Videosu + Okurken Dinlenebilecek Şarkılar + Dark Fantasy Nedir?: Kitap Karnavalı


                                                                ***

Çekilişimize katılmak isterseniz rafflecoptera alalım sizi, iki kişiye Boğulan Kız veriyoruz!





a Rafflecopter giveaway

19 Ekim 2013 Cumartesi

Beastly- Alex Flinn| Kitap Yorumu

Kaplumbağa hızıyla kitap okuyan Nihan'dan herkese merhaba! Okul açıldığından beri bitmek bilmeyen ödevler ve bir anda canlanan sosyal hayatım yüzünden kitap okuma hızım yerlerde. Durum böyle olunca bloga bir şeyler yazmak çok zor oluyor. Blogu ihmal ettiğim için özürlerimi size sunuyor ve yorumuma geçiyorum.
                                                             ***



Dış görünüşün her şey olduğunu düşünen ve çirkin görünenlerden olabildiğince uzak durup onları aşağılayan Kyle, bir gün çok yanlış kişiyle uğraşıyor ve bam! Kendimizi modern bir Güzel ve Çirkin masalında buluyoruz.

Her bölümün başında Beklenmedik Değişimler sohbet grubunun konuşmalarını okuyoruz. Çoğu konuşmayı kahkahalarla okudum, kitabın en eğlenceli kısımlarıydı bence. Ayrıca hâlâ kurbağanın nasıl yazdığını anlayabilmiş değilim. :D Kitabı okumaya başladığım zaman Kyle bana çok itici gelmişti. O değiştikçe ona iyice ısındım ve ona ısındığım andan itibaren kitap su gibi aktı. Her bir karakteri sevicek ve kendinizi kolayca onların yerine koyabiliceksiniz.

Güzel ve Çirkin masalından günümüze uyarlanan Beastly, eğlenceli ve akıcı anlatımıyla kolayca okunan bir roman. Kışın kendini iyice hissettirmeye başladığı şu günlerde içinizi ısıtıcak, aksiyonsuz sevimli bir aşk hikayesi okumak isteyenler için mükemmel bir seçenek. Ben okurken çok eğlendim, tavsiye ediyorum.

Ayrıca bu kitapla aynı isimden bir de uyarlaması çıkmış. En kısa zamanda  filmi izlemeyi planlıyorum. Siz kitap hakkında neler düşünüyorsunuz?

Puanlama: 4/5

16 Ağustos 2013 Cuma

En Karanlık Gece- Gena Showalter | Kitap Yorumu



Karanlığın Efendileri serisinin ilk kitabı niteliğinde olan bu roman aynı zamanda benim okuduğum ilk Gena Showalter romanı. Yazarın dili oldukça akıcı, olay akışı insanı hemen içine çekiyor. Pegasus Yayınlarından çıkmış olan bu romanın üçüncü kitabı da çok kısa bir süre önce satışa sunuldu.

Ben daha önce bu kitaba başlayıp, hatırlamadığım bir nedenden dolayı yarım bırakmıştım ve bir türlü bir daha başlayamamıştım. Hazır İstanbul'a gidiyorken yanıma bir tek bu kitabı alıp başlamaya karar verdim. İyi ki başlamışım diyorum şimdi. Çok güzeldi.

Kitabın konusuna değinirsek -spoiler vermemeye çalışacağım ama ne olur ne olmaz spoiler sevmeyenler okumasın.-  Ashylin bulunduğu yerlerde, geçmişte yapılan tüm konuşmaları duyabiliyor ve bu sesleri bir türlü durdaramıyor. Kızımız bundan çok rahatsız ve durdurmanın yollarını arıyor. Budaştepe'ye iş amaçlı geldiğinde daha önce orda yapılmış konuşmaları duyuyor ve bir çıkış yolu bulduğunu düşünüyor. Sesleri durdurmak amaçlı yaptığı gezinti sırasında ise Maddox ile karşılaşıyor. Gerisini öğrenmek için kitabı okumanızı öneririm. Çünkü asıl heyecan buradan sonra başlıyor.

Maddox tam bir bad-boy. Kaslı, yakışıklı kötü ve aşık. Kız bir okuyucu olarak daha ne isteyebilirim ki bir kitaptan. :) Kitapta tek bir karakter yok aslına bakarsanız kitabın ilk 50-60 sayfasında, kimin kim olduğunu anlamak için sık sık duraksadım. Ama bu bile beni okumaktan soğutmadı. Bu serinin ikinci kitabı da elimde şu an. Ben serinin kitaplarını arka arkaya okumayı sevmediğim için başka kitap okuyacağım ama ikinci kitap için de sabırsızlanıyorum.

Eğer kitap okurken cinsellikten rahatsız  olmuyorsanız bu seriyi mutlaka öneririm size. Günümüzde o kadar çok fantastik kitap çıktı ki artık çoğu birbirine benzemeye başladı. Eğer farklı bir şey arıyorsanız tam size göre.

Bunlar da diğer edisyon kapakları;














Puanlama; 3,5-4


19 Haziran 2013 Çarşamba

İntikam Ateşi-Karen Marie Moning / Kitap Yorumu




                          
Öncelikle belirtmek istiyorum, bu kitap çok büyük bir beklentiyi karşıladı. Hatta o beklentinin üstüne bile çıktı.

Kitabın arka kapak yazısı şöyle başlıyor; ''Karanlıktan korkar mısınız?''. Eğer korkmuyorsanız bile bu kitabı okuduktan sonra bir daha düşüneceksiniz emin olun. Okuduğum bu roman bir çok yönden diğerlerinden ayrılıyor, kendine has konusu ve akıcı anlatımıyla kitaplığımın en favori kitapları arasına girdi. Kitap ablasının ölümü üzerine intikam alma ateşiyle yanıp tutuşan Mac'in küçük taşra kasabasından, Dublin'e gitmesiyle başlıyor. Mac, ablasının katilini aradıkça işler daha karanlık bir hal alıyor ve biz böylece Dublin'in karanlık sokaklarına adım atıyoruz.

Kitap ilk başlarda gayet akıcı gitti, ortalarına doğru Kelt mitolojisinden terimler çıktıkça karşıma biraz afalladım ama o terimlere de alıştıktan sonra kitap tadından yenmez bir hale geldi. Kitabı bitirdiğim gibi serinin diğer çıkmış kitaplarını edinmek için çıldırdım ama sanırım biraz beklemem gerekicek. Elimde bir çok okunmamış kitap var, sırf serinin diğer kitaplarını alabilmek için yıldırım hızıyla kitap okumaya başladım! Kitabın güzelliğini siz düşünün.




Bütün düşüncelerimi yukarı da yazdım ama aklıma kurcalayan bir çok nokta var ve sanırım bunlar spoiler kısmına giriyor. Bunları buraya yazmamın nedeni ikinci kitabını okuduktan sonra , sorularıma yanıt alabilmişim mi diye dönüp bakmak istiyor olmam.

Öncelikle Alina'nın günlüğüne ne oldu? Cidden en çok merak ettiğim noktalardan biri de bu. Bütün kitap boyunca o günlükte neler yazıyor olabileceğini merak edip durdum! Diğer bir merak konusu ise Barrons. Karanlık bir çekiciliği olan bu adam ne? Neden gölgeler ona bir şey yapmadılar? 

Of, diğer kitapları deli gibi merak ediyorum. Mutlaka alınıp okunması gereken bir kitap. Okumayan çok şey kaçırır benden söylemesi. Kendinize iyi bakın, bol kitap okuyun. Görüşmek üzere. 

24 Mayıs 2013 Cuma

CHARLIE'NİN ÇİKOLATA FABRİKASI-Kitap Yorumu






















D&R | kitap yurdu |  okoku |

Herkese merhaba, çok sevimli çok eğlenceli bir kitap yorumuyla karşınızdayım.
Ben çocuk kitaplarını okumayı çok seviyorum, aslında kitabın çocuğu büyüğü olmaz ama sınıflandırmak amacıyla en doğru kelime bu sanırım. Söylemek gerekirse okuduğum en fantastik kitaplardan biriydi. Kitabın verdiği mesajlar eğer arka kapağı okumazsanız-ben arka kapağı okumadan başladım kitaba.- sonuna kadar bu işte bir iş var. Bütün çocukları baştan çıkarıcak olaylar yaşanıyor burda diye düşünüyor insan. Kitap baştan sona kadar sizi gülümsetiyor ve içinize mutluluk doluyor. Ah söylemeden geçemeyeceğim canım deli gibi çikolata çekti, okumadan önce yanınıza mutlaka tatlı bir şeyler alın benden söylemesi!


Veruca Salt'a nam-ı diğer her gördüğünü zırlayarak aldırmaya çalışan velete ayar oldum bütün kitap boyunca. O çukurdan düştükleri zaman ailesiyle oh çektim. ''Umarım o kazanda kaynarsın.'' diye söylendim hatta. Haha. Her karakter kendine özgüydü ve ne kadar sinir olursam olayım hepsi hikayenin önemli parçalarıydı. Kitabın son sayfaları su gibi akıp gitti. Charlie'nin dedesine aşık oldum. Sen nasıl tatlı bir dedesin öyle ! Gel buraya yanaklarını sıkıcam senin. Kitabın sonu çok sevimliydi, çocuk kitaplarının sonlarını bu yüzden seviyorum. İnsana umut veriyor. Ayrıca Umpa Lumpaların söylediği şarkılardan en beğendiğimi sizinle paylaşmak istiyorum tabii yalnızca bir kısmını. :)

Eve gidince atın televizyonu pencereden!
Evde televizyon boşalan yere
Güzel bir kitaplık kurun bir an önce.
Doldurun rafları en tatlı kitaplarla,
Gözler görmesin o kötü kutuyu bir daha.

Bayıldım ben bu kitaba ! Şimdi gidip filmini izleyeceğim. Herkese tavsiye ederim. Rüyanızda Umpa Lumpalar ile şarkı söylemeniz dileğiyle. İyi geceler. :)



19 Mart 2013 Salı

Kitaplarla Dünya Turu !

Vampirella yeni bir tag başlatmış. Kitaplarla Dünya Turu ! Gördüğüm gibi hemen kolları sıvadım. Bu eğlenceli tag için tekrar teşekkürler. Bilgi için tık ! :)



1. Uyumsuz: Chicago, ABD
2.Vampir Akademisi: Montana, ABD
3.Kemikler Şehri: New York, ABD
4.Harry Potter ve Felsefe Taşı: Londra, İngiltere
5.Sevimli Küçük Yalancılar: Pennsylvania, ABD
6.Muhteşem Yaratıklar: South Carolina, ABD

18 Mart 2013 Pazartesi

Uyumsuz Cast

Uyumsuz adlı kitabın filmi çıkıcak bildiğiniz üzere araştırdığıma göre cast böyleymiş ;


Tobias


YORUMU SİZ OKUYANLARA BIRAKIYORUM...


Uyumsuz Kitap Yorumu



Yazar: Veronica Roth
Yayınevi: Artemis Yayınları
Sayfa Sayısı: 516
Arka kapak: Beatrice Priorın Chicagosunda toplum, her biri belli bir erdemi yaşatmaya adanmış beş topluluğa bölünmüş durumda. Dürüstlük, Fedakarlık, Cesurluk, Dostluk ve Bilgelik.

Her yıl, belli bir günde bütün on altı yaşındakiler, hayatlarının geri kalanında birlikte yaşayacakları grubu seçmek zorunda.

Beatrice, hem ailesiyle kalmak, hem de kendi benliğini bulmak istiyor ama ikisini birden seçemez.

Bu nedenle kendisi dahil, herkesi şaşırtan bir seçim yapıyor.

Genç yazar Veronica Roth heyecanlı seçimler, kalp kıran ihanetler, kan donduran sonuçlar ve beklenmedik aşklarla dolu karanlık bir geleceği anlatan gerilim serisinin ilk kitabıyla edebiyat sahnesine çıkıyor.




Sen nasıl bir kitapsın böyle? BA-YIL-DIM. Tam bir günde bitirim ben bu kitabı. Okuyup okumamakta kararsız kalanlar için söylüyorum -eğer varsa- hemen alıp okuyun. Bağıra çağıra spoiler vericem birazdan. Başka türlü sakinleşemem. Haha. Keşke daha önce okusaydım bu kitabı. Kurgu müthiş. Kızımız ve esas oğlanımızın arasında olanlar kitabı daha okunur hale getirmiş kesinlikle. Spoiler vermeden ne diyeceğimi bilemiyorum şu an. Kitabı okumayanlar lütfen spoiler uyarısından sonrasını okumasınlar. Kitabın tadı kaçar. :)


                                        -AĞIR SPOILER-

Sevgili yazarımız Veronica ne kadar öldürmeye meraklı böyle. Hani gerçekten sevdiğim bir iki karakter vardı, hepsini öldürdü. Burdan onu kınıyorum. Hıh. Kitabın sonlarına doğru ciddi ciddi korktum herkes ölücek diye. Sinir olduklarımın hepsi yaşıyor. OLAYA BAK. Peter neden hayatta needdeeen. Ayrıca burdan Peter'a sesleniyorum, sapıksın sapık kal sakın 2. kitapta kahramanı oynayayım deme. Seni sevmedim, sevmeyeceğim. Tris'in annesi öldüğünde yaşadığım hüzün. Daha ilk sayfalardan sevmiştim. Kitap sürprizlerle dolu. Her sayfa yeni bir ağız açıklığıyla son buldu. Her neyse. Kendimi durdurmazsam uzar gider söylenmelerim.

11 Mart 2013 Pazartesi

Kitap Kargom :)

Kitap kargom geldiiii. Çok ama çok mutluyum. 1 aydır bu günü bekliyorum. Hehe. Gerçi bu günü tek güzel kılan olay bu. Her neyse aldığım kitaplara geçelim. :)





Uyumsuz kitabını çok merak ediyorum ve başlamamak için zor duruyorum ama kendini tutucam ve elimdeki kitabı yarım bırakmayacağım. Daha bu gün başladığım yepyeni Tess Gerristen kitabım var. :)

Uyumsuz, En Karanlık Gece, En Karanlık Öpücük, Sevimli Küçük Yalancılar ve Supernatural D&R'dan. Soluksuz Kalan Kasaba ve Göl Evi Migros 5 TL kampanyasından. :)

Bir an önce hepsini okuyup düşüncelerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Daha sonra görüşmek üzere. Herkese keyifli okumalaaar. :)

Haberci

Destek3

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...