Subscribe For Free Updates!

We'll not spam mate! We promise.

dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2015 Pazar

Yürüyen Ölüler, Bölüm 1:Günler Sonra- Robert Kirkman, Tony Moore | Çizgi Roman Yorumu


Kitap: The Walking Dead, vol.1 : Days Gone Bye

Yazar: Robert Kirkman, Tony Moore
Tür:  Comics, Zombies
Yayınevi: Marmara Çizgi
Seri: Yürüyen Ölüler (#1-6)
Goodreads Puanı: 4.31

 Gün içinde televizyon başında geirmediğiniz kaç saatiniz var?

En son ne zaman gerçekten elde etmek istediğimiz bir şey için çabaladık?

En son ne zaman gerçekten ihtiyacımız olan bir şey istedik?

Bildiğimiz dünya artık yok.

Ticari ve saçma ihtiyaçların dünyası yerini ölüm kalım savaşı ve sorumluluğa bıraktı.

Mehşeri bir salgın ölülerin dirilip canlılarla beslenmesine yol açtı.

Bir kaç ay içinde toplum düzeni çöktü.






Başlığı atarken içimden ''sen kim çizgi roman yorumlamak kim?'' diye geçirmedim değil. Şöyle engin bilgilere sahip bir okuyucu değilim bu konuda. Ama benim gibi yeni başlayanlar ve bu çizgi romanı alıp almamak konusunda kararsız kalanlarınız için bir iki kelime söylemek istedim. Bu işin artık uzmanı olmuş kişilerden önce özür dileyerek başlıyorum yazıma.

The Walking Dead izlemeyen bir insan evladı kaldı mı? Ya da The Walking Dead hakkında bir şeyler duymamış birileri? Hiç sanmıyorum. İzlemeseniz bile mutlaka konusu hakkında bir şeyler duymuş, sosyal medyada bol bol spoilera denk gelmişsinizdir. Ben dizinin 4. sezonunu izliyorum şu an. Geçtiğimiz yaz ilk sezonu gözlerimde iki küçük kalple izlemiş, aşık olmuştum. 2. sezon ise benim için hayal kırıklığı olmuştu, zar zor bitirip diziyi bir köşeye atmıştım. Yine internette 5. sezon hakkında muhteşem şeyler duyunca bi gayretle 3.sezona başlayıp diziyle yeniden aşk yaşamaya başladım. :D Sınavlar dolayısıyla biraz ara vermek zorunda kalmış olsam da bugünden itibaren izlemeye son hız devam edeceğim. Neyse, ben diziyi bu kadar sevince ve takıntılı hale gelince çizgi romanları gözüme batmaya başladı. Ah keşke kitaplığımda olsalar diyip duruyordum. Sonunda sepete ilk iki sayısını attım ve elime ulaştıkları gibi de ilk sayısını okudum.



Ben Yürüyen Ölüler'i okumaya başlamadan önce dizinin çizgi romandan uyarlandığını bilmiyordum. Büyük ihtimalle diziyle aynı seyirde giden bir şeyler okuyacağıma emindim, ilk sayfalar diziyle paralel gitti. Buradan sonrası diziyi izlemeyenler ve çizgi romanı okumayanlar için -sadece ilk sezondan bahsetmiyorum- spoiler içerir. Lütfen bunu göze alarak okumaya devam ediniz. Hatırladığınız üzere ilk bölümde Glenn ile Rick karşılaşıyorlar ve Glenn bizimkini kendi kampına götürüyordu. Orada Rick ailesini filan buluyordu. İlk farklılık burada başladı, -yanlış hatırlamıyorsam- Gwen malzeme aramak için şehre tek başına gitmiyordu. Yanında kamptan insanlarında olması gerekiyordu. Ama çizgi romanda tek başına gidiyor, Daryl hiç görünmedi, abisi de yok -henüz ilk sayıdayım gerçi belki ortaya çıkarlar-, en bomba olay ise -spoiler geliyoooor-  Shane'i Rick öldürüyordu ve bu hatırladığım kadarıyla ilk sezonda olmuyordu ama çizgi romanda daha ilk sayıda Shane ölüyor ve onun Carl öldürüyor. Buraları okurken resmen gözlerim yuvalarından fırladı.
Spoiler bitti.

Çizim şekli, hikayeyi anlatış biçimi gibi konulara değinicek kadar kendimi yeterli bulmuyorum. Söyleyebileceğim tek şey ben siyah-beyaz çizgi roman okumaktan nefret ediyordum ama Yürüyen Ölüler'de bu durumdan hiç rahatsız olmadım. Olay akışını da rahatça takip edebildim, konuşmalar arasında kopukluk yaşamadım. Bunlar yeni yeni çizgi roman okumaya başlayan birisi için oldukça güzel bir şey. *-* Neyse. Yukarıda bahsettiğim gibi birkaç temel farklılık daha vardı ve bu farklılıklar beni ikinci sayı için heyecanladırıyor. İlk sayıya ayılıp bayılmasam da devam edeceğim bir seri oldu. Bir de en kısa zamanda kitaplarını da okumak istiyorum. Serinin ilk iki kitabı elimde bulunuyor.

Puanlama: 3/5


29 Kasım 2014 Cumartesi

Kendi Çölünde Kaybolanların Hikayesi




 

 

- İsmail Abi!

- Huopp...

- Ne yaptın?

 

"4, 8, 15, 16, 23, 42." Aksakallı dede, Mecnun ile çölde ilk karşılaştığında bu sayıları tekrarlıyordu. O anda işkillenmeye başlamıştım. Bu dizide farklı birşeyler vardı. Bunu zamanla daha iyi anlayacaktım. Geç de olsa merakla başlayan Leyla ile Mecnun seyrim unutulmaz bir maceraya dönüşecekti.

 

Çok fazla dizi izlemedim. Başından sonuna

26 Mart 2014 Çarşamba

Bu aralar ben..

Bugün bloguma bakarken farkettim ki uzun zamandır dizi ve film yorumları yapmıyor, favorilerimi yazmıyormuşum. Neden bu kadar boşladığımı inanın bilmiyorum ama okul, sınavlar ve staj derken tur kitapları hariç blogumda pek bir şey paylaşamadım. Bu postu, daha sistematik bir şekilde paylaşım yapacağıma dair verdiğim söz olarak düşünün.



 



Uzun zamandır güncel olarak takip ettiğim diziler dışında -Supernatural, Pretty Little Liars, Teen Wolf-  The Walking Dead izlemeye başladım, ikinci sezonunu daha dün bitirmiş bulunmaktayım ve çıldırıyorum. Bu dizi ciddi anlamda sinirlerimi bozuyor, sayesinde dizi karakterleriyle kavga etmek yeni alışkanlıklarım arasında. Aynı zamanda daha yeni başlayan iki diziyi daha izlemeye başladım Ressurection ve Believe. Believe tam olarak beklentilerimi karşılamasa da ilk sezonu izlemeye devam etmeyi düşünüyorum. Resurrection ise bana göre 2014 yılının bombalarından biri, şimdilik en severek izlediğim dizi bu. Ressurection ve Believe'in henüz üç bölümü yayınlandı.
İlk bölümlerini izleyip, bir daha izlememek üzere rafa kaldırılan bir iki dizi var. Bunlardan biri The 100 , diziyi  merakla bekleyip büyük hayal kırıklığı yaşadım.




Uzun zamandır oturup sonuna kadar izleyebildiğim birkaç film var. Bunlardan biri Harry Potter ve Felsefe Taşı. İzlediğim andan beri kitapları yeniden okumak istiyorum, en kısa zamanda Harry Potter maratonu yapacağım sanırım. Diğer bir izlediğim film ise Ateşi Yakalamak, ikinciye izledim filmi ve bir kez daha söylüyorum izlediğim en iyi uyarlamaydı. Son olarak izlediğim film ise Buried. Sonuna kadar nefesimi tutarak izledim, bu tip filmler beni çok etkiliyor.





Şu an okumakta olduğum iki kitap var. Biri Mekanik Prenses, Cehennem Makineleri serisinin üçüncü ve son kitabı. Bana göre serinin diğer kitaplarıyla karşılaştırıldığında daha vasat. Kitabın ilk yarısını kendimi zorlayarak okudum, umarım bundan sonra olaylar hareketlenir. Ayrıntılı yorumu yakın zamanda burada olacak. Diğer okuduğum kitap ise Sana Kapıldım. Daha ilk 100 sayfasını okumama rağmen şimdiden çok sevdim, devamını büyük bir merakla bekliyorum.

İzlediğim diziler hakkında en kısa zamanda daha ayrıntılı bir yazı yazmayı planlıyorum, takipte kalın. :)

Not: İsimlerin üzerine tıklarsanız ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz. Imdb ve Goodreads.

Güncelleme: Sana Kapıldım bitti bile, çok sevdim!

18 Kasım 2013 Pazartesi

İzliyorum: Almost Human

Bu aralar halihazırda takip ettiğim dizilerin yeni bölümlerine yetişemezken, Dizimag'in durmadan kriterlerime yeni dizi eklemesine resmen uyuz oluyorum!

Yarın çok zor bir sınavım olmasına rağmen merakıma dayanamayıp izlediğim bir dizi oldu Almost Human. Çok sevdim. Polisiye olan her şeyi hem izlerim hem okurum, bir de üstüne böyle bilim-kurgu olduğu zaman tadından yenmiyor. Kolay kolay ilk bölümden bağlanmam dizilerde ama bu sefer öyle olmadı. Çok sevdim ben bu diziyi. Uzun zamandır adam akıllı dizi izleyemediğim için mi yoksa gerçekten güzel olduğu için mi bilinmez ama ben cidden keyif aldım izlerken. Aynı zamanda dizimiz J.J. Abrams imzası taşıyor.

Eğer yeni bir dizi arayışındaysanız, ''Aman polisiye olsun, çamurdan olsun!'' diyorsanız bir denemenizi tavsiye ederim. Zaten daha ilk bölümü yayınlandı. 

                                                                  ******

Tanıtımı aşağıya koyma nedenim ilk bölümle ilgili ciddi bilgi içeriyor. Ben konularını okumadan dizileri izlemeyi daha çok sevdiğim için böyle yaptım. Okuyup okumamak size kalmış.

Not: Ayrıca söylemeden geçemeyeceğim Dorian sen ne tatlı şeysin öyle!










Yıl olmuş 2048… John Kennex, polis departmanına yapılan bir saldırı nedeniyle 17 ay komada kalmış, kız arkadaşı tarafından terk edilmiş ve bu sırada kaybettiği ayağı yerine mekanik bir ayak takılmış bir polis. Sonunda görevine döner ve kurallar gereği bir robotla partner olur, ki robotlardan da hiç hoşlanmayan biri. İlk robot ortağı ona geçmişle ilgili suçlayıcı şeyler söyleyince ondan kurtulur ve bunun üzerine, artık üretilmeyen bir modele tabi Dorian ile partner olmasına karar verilir. Dorian zaman zaman duygusal tepkiler de verebilen bir androidtir.
Dizi; ikilinin ortaklıkları, yaşamları ve üstlendikleri görevler üzerine kurulu bir yapım olacak. Arkasındaki isimler, Fringe'in de arkasındaki ikili olan J.H. Wyman ve J.J. Abrams. luna - birdizihaber

21 Temmuz 2013 Pazar

Cracked- Dizi Yorumu




Başrollerini David Sutcliffe ve Stefanie von Pfetten'in üstlendiği Cracked dizisi, travma sonrası psikolojik bozukluk yaşayan dedektifin psikolojik suçlularla ilgilenen yeni bir birime atanmasıyla başlıyor. Henüz 2 sezonu olan bu dizi yaz için ideal bir seçim. Çabuk izlenen ve sıkmayan bu diziyi, kafanızı fazla yormadan izleyebiliyorsunuz. David Sutcliffe için başlamıştım ben bu diziye, iyi ki başlamışım diyorum şimdi.

İlk bölümlerde yetersiz olduğunu düşündüğüm bu dizi ilerleyen bölümler de beni bir hayli şaşırttı. Tabii ki favori karakterim Aidan. Kısa bir süre içinde 2 sezonu da bitirdim ve yeni bölümleri merakla bekliyorum. Bundan sonra severek takip edeceğim bu diziyi herkese tavsiye ederim.

Imdb sayfasına buradan ulaşabilirsiniz. Diziyi izledikten sonra puan vermeyi unutmayın çünkü böyle güzel bir dizi 6.6 puandan fazlasını hakediyor.

13 Haziran 2013 Perşembe

Favorilerim




Herkese merhaba, uzun zamandır aklımda olan bir konuyla karşınızdayım. Ara ara size genel olarak favorilerimi içeren yazılar hazırlamayı düşünüyorum. Bakalım bu aralar ben nelere takmış durumdayım.




İlk olarak bu aralar sürekli dilimde olan bir şarkıyı sizinle paylaşmak istiyorum. Phillip Phillips- Gone, Gone, Gone. Benim ruh halimi hemen değiştiren bir şarkı. Umarım siz de severseniz. :)
                        

Okulların kapanmasıyla ve takip ettiğim bütün dizilerin sezon finaline girmesiyle yeni bir dizi arayışına girmiştim, bir çok dizinin ilk bölümünü izleyip bıraktım ve sonunda yeni dizimi buldum. Ta ta ta taaaam işte karşınızda yeni dizim; Grimm. Özellikle Supernatural izleyen ve yeni sezon başlayana kadar ne yapacağını şaşırmış durumda olan arkadaşlara tavsiyemdir. Konusu ise şöyle;

Portland polisi Nick Burkhardt birçok korkunç olay yeri görmüş olmasına rağmen, görmeye başladığı tuhaf görüntülere hazırlıksız yakalanır; Nick görünüşte gayet normal olan insanların bir anda korkunç canavarlara dönüştüklerini görmektedir. Hayattaki tek akrabasının ziyaretiyle gerçeği öğrenen Nick doğaüstü yaratıkları görebilme yeteneğini ailesinden miras almıştır. Bir “Grimm” olarak, insanlarla mitolojik varlıklar arasındaki dengeyi korumakla görevlidir. Değişmiş “Büyük Kötü bir Kurt” en yakın dostu ve ortağı olur.

-wikipedia.org sitesinden alıntıdır.-





Diğer bir favorim ise Adrian Ivaskhov. Evet yanlış duymadınız şu sıralar Kan Bağı'nı okuyorum ve Adrian'a olan aşkım fena halde kabarmış durumda. Kitabın yorumu bir kaç güne burada olucak. O zamana kadar kitabın arka kapak yazısını paylaşmak istiyorum sizinle.

Kan Bağı-Richelle Mead
Sydneyin en son isteyeceği şey, vampirlerle arkadaşlık etmekle suçlanmak. Ve şimdi bir vampirle aynı odada!
"Sydneye yeniden dövme yap," dedi Stanton kararlı bir sesle. "Zoe konusunda kararımız belli değil, ona şimdiden dövme yapmayalım."
Gözlerim kardeşimin lekesiz ve solgun yanaklarına kaydı. Evet.
Orada bir zambak olmadıkça özgürdü. Dövme teninize bir kez işlendi mi, dönüşü yoktu. Artık Simyacılara aitsiniz demekti.

"Benzersiz ve baş döndürücü... Okurlar uzun süre bu serinin etkisinden kurtulamayacak." VOYA
"Büyüleyici..." Booklist
"Kesinlikle müthiş..." SLJ
"Alacakaranlıkın tahtının şüphesiz varisi." The Daily Beast


Şimdilik favorilerim böyle umarım okurken keyif almışsınızdır. Daha sonra görüşmek üzere hoşçakalın. :)

16 Ağustos 2012 Perşembe

Yeni Alf Filmi






80'li yıllarda yaşayıp da Alf'i bilmeyen yoktur. Ben de seksenlerin sonunda doğmuş olsam da önce TRT'de ve ileriki yıllarda Kanal D'de yayınlanan bu efsanevi diziyi izleme şansına erişenlerdenim. Dizi sıcak atmosferi, ince esprileri ve yer yer felsefi mesajlarıyla; başarılı oyuncuları ve tabi ki sevimli uzaylısıyla oldukça başarılı bir yapımdı ve tüm dünyada yayınlandığı yıllarda bir fenomen

2 Ağustos 2011 Salı

Lost Comic-Con 2011 Videosu

Blogu az çok takip edenler ve beni tanıyanlar Lost dizisinin hayranlarından biri olduğumu bilirler. Her ne kadar final bölümünden sonra izleyiciyi iki safa - "Ne süper diziydi be!" diyenler ve "Vaktimizi heba etmişler!" diyenler - bölmeyi başarmış olsa da birçokları için unutulmaz bir bağımlılık gibidir. Sona ermesinden aylar sonra bile ansızın özlemle hatırlanır ve "Bir daha da böyle bir dizi

31 Ocak 2011 Pazartesi

Superman: Man of Steel

Süper kahramanların en süperi, çelik adam Superman yeniden beyazperdeye aktarılıyor. 1930'larda çizgi roman karakteri olarak ortaya çıkan Superman, o günden bugüne birçok kez diziler, filmler ve animeler aracılığıyla sevenleriyle buluştu. Ancak Superman'in tüm dünyada tanınmasında büyük önemi olan sinema film serisi başrolünde Christopher Reeve'nin oynadığı ve Richard Donner'ın yönetmenliğini

29 Kasım 2010 Pazartesi

Lost'a Alternatif Final!

Bir Lost paylaşımı daha! Finaliyle çok tartışılan Lost için alternatif bir son hazırlamış How It Should Have Ended adlı site (http://www.howitshouldhaveended.com/). Bu kısa, fakat oldukça eğlenceli videoda Lost'un finali tiye alınmış.Özellikle seslendirme ve finaldeki kutup ayısı çok güzel olmuş.Not-1: www.howitshouldhaveended.com sitesini tavsiye ederim. Inception, Avatar, Saw gibi bir çok

Lost - The New Man In Charge

Lost finalinden sonra çok konuşulmuş ve tartışılmıştı. Bazı izleyiciler finalden memnun iken bazıları hiç de tatmin olmamıştı. Aslında esas soruların cevapları verilmiş olsa da bazı sorular cevapsız kalmıştı. Bunun farkında olan yapımcılar, son sezon DVD setinde 12 dakikalık ek bir video olacağını ve burada bazı soruların cevap bulacağını açıklamışlardı. Biraz geç de olsa bu ek video hakkında

17 Eylül 2010 Cuma

Lost Adası

Ben ve Sawyer adaya veda ediyorlarmış gibi görünüyorlar; değil mi? Belki biz altı sezon sonunda Lost'a ve meşhur adasına veda ettik ama aslında ada hala olduğu yerde. Bu yazıda biraz Ada'dan bahsetmek istiyorum. Hani, John Locke'ın "I looked into the eye of this Island, and what I saw was beautiful," (Adanın gözünün içine baktım ve gördüğüm şey güzeldi.) dediği o ada.Öncelikle adanın gerçek

3 Temmuz 2010 Cumartesi

Lost Destiny Found*

Bir fenomene dönüşen ve dünya genelinde milyonlarca izleyicisiyle en başarılı dizilerden olan Lost'un çok merak edilen finali birkaç hafta önce yayınlandı. Çeşitli nedenlerle ertelediğim son sezonu nihayet birkaç gün önce ve birkaç gün içinde izledim. Zaten bölümleri biriktirip toptan izlemek her zaman daha iyidir. Söz konusu final sezonu olunca her bölümden sonra merakla beklemektense peş peşe

22 Nisan 2010 Perşembe

Life Ntv'de

Hayata dair destansı belgesel Life, Mayıs ayında Ntv'de yayınlanacak. Belgeselseverleri heyecanlandıran gelişmeden Ntv'de izlediğim kısa tanıtımla haberdar oldum. İnternette biraz araştırınca harikulade bir yapımla karşı karşıya olduğumuzu anladım. Üstelik bir de sürprizle: Belgeselin Türkçe seslendiricisi Ezel'in dayısı, Tuncel Kurtiz.BBC ve Discovery Channel'in da aralarında olduğu yapımcı

12 Nisan 2010 Pazartesi

Gökten Üç Elma Düşer: The Pacific, CNBC-e ve Lobicilik

2. Dünya Savaşı'nın Pasifik cephesini evlerimize taşıyacak, merakla beklediğimiz mini dizi The Pacific'te yer alan bir sahne henüz dizi Türkiye'de yayınlanmaya başlamadan tartışmalara sebep oldu. Dizinin 3. bölümünde yer alan sahnede bir Amerikan askeri ile bir Rum kadın arasında geçen diyalog İzmir'le ilgili. Konuşmada İzmir'in Türkler tarafından işgal edilip yakıldığı ifadesi İzmir'i aslında

8 Mart 2010 Pazartesi

The Pacific

Savaş filmleri ilginizi çekiyorsa mutlaka Band of Brothers'ı izlemişsinizdir. Ve eğer Band of Brothers'ı izlediyseniz aynı ekibin yeni eseri The Pacific'i de kaçırmamalısınız.Band of Brothers (Kardeşler Takımı, kıs. BOB), 2. Dünya Savaşı sırasında Avrupa'daki Nazi işgaline son vermek için mücadele eden bir Amerikan askeri takımının başından geçenleri anlatan harika bir mini dizi. On bölümden

6 Şubat 2010 Cumartesi

ALF ve Kara Şimşek Meltem Tv'de

80'lerden 3 Unutulmaz Dizi başlıklı yazımda çocukluğumun unutulmaz dizilerinden bahsetmiştim. Geçen gün uyduda yeniden kanal araması yaptıktan sonra birkaç yeni kanal (bazıları gerçekten yeni, diğerleri daha önceden bizim uyduda olmayan) bulduk. Bunlardan biri de Meltem Tv'di. Kardeşim, Meltem Tv'de ALF'in yayınlandığını öğrenince bana haber verdi. Bugün de yine Meltem Tv'de bir başka efsane dizi

2 Şubat 2010 Salı

Hangi Lost Karakterisin?

Milyonları peşinden sürükleyen Lost için son yaklaşıyor ve Lost severler için de heyecan artıyor. Fakat heyecanlı olduğumuz kadar üzgünüz de! Artık nasıl geçtiğini anlamadığımız - yaklaşık - 40 dakikalar, merakla beklediğimiz yeni bölümler, "previously on Lost" girişi ve o oldukça tuhaf başlangıç jeneriği olmayacak. Doğrusu çok özletecek kendisini ve eminim bir benzeri daha yıllar içerisinde

21 Ocak 2010 Perşembe

Heroes: Bir Hayal Kırıklığı

Tam olarak hatırlayamıyorum ama birkaç yıl evvel CNBC-e'de şans eseri Heroes dizisinin ilk bölümüne rast gelmiştim. Dizi hakkında daha önceden bir bilgim yoktu; ancak ilgi çekici bir hikayesi olduğu anlaşılıyordu. Bilimkurgunu seven biri olarak diziyi takip etmek isterdim ama nedendir bilmiyorum Heroes maceram başladığı yerde bitti. Tabi daha sonraları birkaç kez daha rast gelip izlediğim oldu.

8 Ocak 2010 Cuma

Lost: Sonun Başlangıcı

Dünya çapında bir fenomene dönüşen Lost, bu yıl yayınlanacak altıncı ve son sezonuyla ekranlara veda edecek. Efsanenin sona erecek olması Lost severleri üzse de hikayenin nihayet tamamlanmasıyla geride kalan bölümler boyunca akıllarda biriken soruların cevap bulacak olması heyecan verici.Lost seyircisi olarak merakla beklediğim final sezonuna ait abc kanalının yayınladığı promolardan birini ve

Ads Inside Post

Sitemize Hoşgeldiniz :)

Haberci

Destek3

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...