Subscribe For Free Updates!

We'll not spam mate! We promise.

dex etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dex etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ekim 2014 Pazartesi

Meleğin Düşüşü- Susan Ee | Kitap Yorumu


Kitap: Angelfall
Yazar: Susan Ee
Tür:  Young Adult, Fantasy, Angels
Yayınevi: Dex Yayınları
Seri: Penryn & Günlerin Sonu (#1)
Goodreads Puanı: 4.22

 Kıyamet melekleri yeryüzüne inip tüm dünyayı yakıp yıktığından bu yana altı hafta geçti. Gündüzleri sokak çeteleri hüküm sürüyor, geceleri korkunun ta kendisi. Bir gün savaşçı melekler küçük bir kızı kaçırdılar, tekerlekli sandalyeye mahkum, aç biilaç halde, ufacık bir kızı. Kızın ablası, Penryn, kardeşini kurtarmak için elinden geleni ardına koymayacak. Buna, aslında düşmanı olan bir melekle bir anlaşma yapmak dahil olsa bile. Raff e, kanatları kesilmiş, gücünü yitirmiş bir melek. Binlerce yıl savaştıktan sonra şimdi hayatı, gencecik bir kızın ellerinde. Penryn ve Raff e, korkunun ve tuhaf yaratıkların hüküm sürdüğü bir dünyada bir başlarınalar, hayatta kalmak için de birbirlerine ihtiyaçları var. Her şeye rağmen sağ kalıp düşman meleklerin inine gitmeliler. Penryn burada kardeşini bulmayı umut ediyor. Raffe ise binlerce yıllık düşmanlarına karşı tek başına savaşıp kanatlarını ve eski gücünü yeniden kazanmayı.




Bu yorumda bol bol Alican'ın adı geçecektir. Eğer kim bu Alican diye merak ederseniz bloguna buradan, facebook sayfasına ise buradan ulaşabilirsiniz.

Aylardır Alican'ın ısrarla ''Nihan abla bu kitabı okumalısın!'' söylemlerine ve her kitap alışverişimde ''Hani Meleğin Düşüşü? :('' sorularına maruz kalıyordum. Ve ben, kalın kafalı Nihan olarak tabii ki de kitabı almayı hep erteliyordum. Sonunda parama kıyıp kitabı satın aldım. Şimdi keşke ikinci kitabı da alsaydım diye kafamı duvardan duvara vuruyorum. Çok güzeldi be! Cidden övüldüğü kadar varmış, Melekli kitapları sevmeyen bana bile kendini sevdirdi bu kitap. Ayrıca Raffe ve Penryn gibi karakterleri okumayalı o kadar uzun zaman olmuştu ki. Muhteşemdi ya. :(



Ben kısaca kitabın konusuna değineceğim ama sanki kitap hakkında ne desem spoiler olurmuş gibi hissediyorum. Ben konu hakkında hiçbir ayrıntı bilmeden kitaba başladım ve inanın böylesi çok daha güzel oluyor ama yine de kitabın konusunu bilmeden kitap almayanlar için spoiler olmadan bir iki şey anlatacağım.

Dünya'yı Melekler istila etmiştir ve insanlar onlardan köşe bucak saklanıyorlardır. Medeniyetten uzak, yiyecek hiçbir şeyleri olmadan hayatta kalma mücadelesi veren insanlardan biri olan Penryn, uzun zamandır annesi ve kardeşiyle saklandıkları evden çıkıp başka bir yere geçmek istiyorlardır. Penryn sonunda planlarını uygulamaya koyup yola çıkmalarını sağlıyor, yaşadıkları yere çok fazla melek gelmediği için en büyük korkusu karanlıkta insanların uzuvlarını koparıp onları yiyen şeyler. Ve tabii ki olmayacak bir şey oluyor ve Melek kavgasının ortasında buluveriyorlar kendilerini. Bir Meleğin kanatlarının kesilmesine şahit oluyor ve zincirleme olaylar sonucunda kardeşi kaçırılıyor. Kanatları kesilmiş ve yerde ölmek üzereymiş gibi olan Melekten başka ona yardım edebilecek kimse yoktur. Böylece düşmanla işbirliği yapıp kardeşini kurtarma operasyonuna başlıyor.



Kitap daha ilk sayfalarında aksiyonla başlıyor ve bu son sayfasına kadar devam ediyor. Penryn tam bir kick-ass. Daha önceleri birçok savunma kursuna gitmiş, iyi dövüşebiliyor ve sorumluluktan kaçınamayan bir karakter. Ayrıca ilk defa bir kitabı okurken midem kalktı, bazı sahneler cidden çok etkileyiciydi.

Çok fazla uzatmak istemiyorum, kitabı alın ve okuyun. Okumazsanız çok şey kaçırmış olursunuz, benden söylemesi! Alican! son kez buradan da teşekkür ediyorum sana, durmadan kafamın etini yediğin ve zorla bu kitabı bana okuttuğun için. Biliyorsun, seni seviyorum. :D

Puanlama:5/5

Kitabı okuyanlar şu şarkıyı dinleyebilir mi? Kitaba çook uygun değil mi? 


10 Ağustos 2014 Pazar

Sonsuza Dek- Kiera Cass | Kitap Yorumu


Kitap: Sonsuza Dek
Yazar: Kiera Cass
Tür:  Young-Adult, Distopya
Yayınevi: Dex
Seri: Beni Seç (#3)
Goodreads Puanı: 4.23


Seçim, Americanın hayatını tamamıyla değiştirmişti.
Illéanın prensesi olmak için yarışmaya katıldığından beri, ilk aşkı Aspene hissettikleri ve Prens Maxona karşı gün geçtikçe artan ilgisi arasında kalmıştı.
Şimdi America için gerçekten de karar verme zamanı.
Savunduğu doğrular için mücadele zamanı.
İstediği gelecek için savaşma zamanı.
Sonsuza dek seveceği erkeği seçme zamanı.
Yayınlandığı tüm ülkelerde çok satanlar listesine hızlı bir giriş yapan Sonsuza Dek, Beni Seç ve Elitten sonra seçim serisinin üçüncü kitabı. Uzun süredir serinin hayranları tarafından beklenen Sonsuza Dekte KieraCass distopik fantazyayı peri masalıyla birleştiriyor ve unutulmaz bir ?nale imza atıyor.
(Tanıtım Bülteninden)



Bir serinin daha sonuna gelmiş bulunuyoruz. Kitaplığıma baktığım zaman bu yıl okuduğum çoğu serinin son bulduğunu fark ettim. Bu bir yandan iyi bir şey bir yandan da kötü, ülkemizdeki yayınevleri bir serinin sonunu getirdiği için kendimizi şanslı saymalıyız özellikle bu yayınevi Dex ise! Kötü olan tarafı ise çok sevdiğimiz karakterlere ve onların yaşadığı dünyaya veda etmek zorunda kalıyor olmamız. Sonuç olarak Prens Maxon ve America'ya güzel bir final kitabıyla veda ettiğimizi gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.

Beni Seç serisi çok çabuk okunan bir seriydi. İstisnasız serinin her kitabını bir gün içinde bitirdim, yani henüz okumadıysanız üç kitabı aynı anda alıp hafta sonunu güzel bir şekilde geçirebilirsiniz. Kesinlikle sizi boğmayacak, keyifli vakit geçirtecek ve kitabın kapağını kapadığınız an aklınıza takılmayacak serilerden biri.

Şimdi gelelim final kitabına; Bildiğiniz üzere ikinci kitabın sonunda America sarayda kalıp, Maxon için savaşmayı kafasına koyuyordu. Eh son kitabımızda işler aynen devam ediyor. America artık Aspen mi?Maxon mu? çıkmazında değil. Tanrıya şükürler olsun!! Bu sefer onun kendine olan güvensizliğini okuyoruz. Ayrıca America sonuçlarını düşünmeden yaptığı hareketlerle halkın favorisi olmaya başlıyor ve anlayacağınız üzere bu durum Kral Clarkson'un hiç hoşuna gitmiyor. Böylece America hem Maxon'un ilgisini üstünde tutmak için diğer kızlarla yarışmak zorunda kalıyor hem de kraldan aldığı tehditlere göğüs germeye çalışıyor.



Serinin genel işleyişine bakarsak, Sonsuza Dek diğer kitapları geride bırakıyor. Hem kurgu açısından hem de hareketlilik açısından. Bu kitapta asileri çok daha yakından tanıyor ve varlıklarını daha çok hissediyoruz. Ayrıca yazar araya birkaç tane çarpıcı olay da sokmayı başarmış.
Yani sonuç olarak kitabı sevdim ama söylemeden geçemeyeceğim sonu hiç olmamıştı sanki final kitabı değil de seri devamı gibi olmuştu. Birçok şeyin ucu açık kaldı, çok sinir bozucu ve bu durumu ara kitap bile kurtaramaz. Asiler ne oldu? Kast sistemi ne halde? America'nın ailesi ne yapıyor? Aspen ne durumda? bu ve buna benzer birçok soru var aklımda.

Küçücük bir not: Serinin 3 kitabını toplasak tek bir kitap çıkabilirdi bence. Boşuna ayrı ayrı 3 kitap yazılmış hatta final, birinci kitabın sonu olurdu ve büyük devrimi ikinci kitapta okurduk, böylece seride kafamıza yatmayan noktalar kalmazdı. :D

Puanlama: 4/5


13 Haziran 2014 Cuma

Bela- Sally Green| Kitap Yorumu


Kitap: Bela
Yazar: Sally Green
Tür:  Fantasy- Young Adult- Paranormal
Yayınevi: Dex Yayınları 
Seri: Half Life Trilogy (#1)
Goodreads Puanı: 3.84

Sen bir cadısın, yarı Ak, yarı Kara. Okuyamıyor, yazamıyorsun ama iyileşiyorsun hızla. Karanlık çökünce kapalı bir yerde kalırsan hasta oluyorsun. Annalise'e çok âşıksın ama Ak Cadılardan nefret ediyorsun. On dört yaşından beri bir kafesin içinde tutsaksın. Kaçmalı ve o korkunç, katil babanı bulmalısın. Bunu başarmalısın, on yedinci yaş gününden önce hem de. Çünkü sen yok edilmesi gereken bir Bela'sın.
"Karanlık ve tüyler ürperticibir hikaye, unutulmaz bir anakarakter."
-Publishers Weekly-
"İyiyle kötünün sınırlarını zorlayan,korkutucu ve çarpıcı bir kitap. Nathan'ınhayatta kalma savaşı incecik bir ipin ucunda -üstelik bu daha başlangıç."
-Booklist-
"Fazlasıyla iyi ve tehlikeli bir şekilde bağımlılık yapıcı."
-Time-
(Tanıtım Bülteninden)





Bela, çıktığı günden beri herkesin ilgisini üstüne çeken bir kitap olmuştu. Eh sıkı bir fantastik okuyucusu olarak ülkemizde çıkacağı günü iple çekmiştim ve neyse ki Dex bizi çok bekletmeden yayınladı. Abartıldığı kadar var mıydı? Hayır. Ama bu lafımdan kötü olduğunu çıkarmayın, oldukça güzel bir kitap.

Nathan yarı Ak, yarı Kara bir cadı. Doğduğu günden beri Ak cadılar tarafından kötü davranışlara maruz kalıyor ve aynı zamanda okuma yazması yok. Kötü davranışlara maruz kalma nedeni Kara cadı olan babası, Marcus. Onlarca Ak cadı ve Kara cadı öldürmüş, daha sonra da güçlerini çalmak için onların kalplerini yemiş. Her cadı 17 yaşına basarken ailesinden birisinin kanını içip 3 hediyesini almak zorunda. Yoksa gerçek bir cadı olamıyorlar ve söylentilere göre 1-2 yılın sonunda yavaş yavaş acı çekerek ölüyorlar. Nathan gerçek bir cadı olmak ve tabii ki acı çekerek ölmek istemiyor bu yüzden babasını bulup şartları yerine getirmeli. Tabii ki babası tek yol değil, yanında yaşadığı ninesi de ona yardımcı olur fakat Ak cadıların kurduğu konsey buna izin vermiyor. Vermeyi teklif ettiklerinde de karşılık olarak babasını öldürmesini istiyorlar ancak Nathan kesinlikle babasını öldürmek istemiyor.


Nathan oldukça güçlü bir karakter, fiziksel güçten bahsetmiyorum. Psikolojik olarak çok güçlü. O kadar acımasız şeylere maruz kalıyor ki okurken bir yandan ağlamamaya çalışırken bir yandan da hayran olmaktan kendimi alamadım. Hatta küçük yaşta ninesinin yanından zorla götürülerek bir kafese kapatılıyor, zincirleniyor ve dayak yiyor. Yine de savaşmaya devam ediyor, kaçamayacak bile olsa elinden geldiğince tepki göstermeye çalışıyor. Ayrıca bu kitap iyilerin asla tamamen iyi olmadığını da gözümüze sokuyor. Ak cadılarmış hah! bana göre Kara cadılardan pek bir farkları yoktu.

Kitapta Nathan dışında sevdiğim bir karakter yok muydu? Tabii ki vardı! Gabriel! Allah'ım sonunda kadar Nathan'la onu shipliyorum, lütfen beraber olsunlar. Nathan'a böylesine değer veren birisi olamaz. Ayrıca ninesini ve üvey kardeşi olan Arran da sevdiğim karakterlerdendi. Umarım Arran'ı ve yolda karşılaştığı yarım kan cadı olan kızı-adını hatırlayamadım- bir sonraki kitapta daha fazla görürürüz.

Bela'yı okurken bu kadar abartılan kitap bu muydu? diye hayıflanırken, bitirdikten ve üstünden biraz zaman geçtikten sonra kendini bana daha çok sevdiren bir kitap oldu. Keşke ikinci kitap çıkmış olsaydı, seneye kadar nasıl beklerim bilmiyorum.

İyinin tamamen iyi olmadığı gibi kötünün saf kötülükten oluşmadığı ve belki de aralarında en masum olan yarı Ak yarı Kara cadının hikayesini herkes okumalı. Kesinlikle tavsiye ediyorum.


Puan:4.5/5

26 Ocak 2014 Pazar

Avcının İntikamı- Elizabeth May| Kitap Yorumu


Kitap: Avcının İntikamı
Yazar: Elizabeth May
Tür:  Young-Adult, Science Fiction, Steampunk, Fantasy
Yayınevi: Dex
Seri: The Falconer (#1)


Edinburgh, İskoçya, 1844.
Sosyeteye henüz takdim edilmis masum ve büyüleyici bir leydiydi, ta ki annesi öldürülene kadar.
O artık bir peri avcısı.
Gündüzleri çay davetlerinde etrafa yapmacık gülücükler dağıtıyor, geceleri ise kendi yaptığı icatlarla ölüm saçıyor.
İntikam yemini etti, annesinin katilini bulacak.
Önüne hiç tahmin etmedigi bir engel çıkana dek durmayacak.(Tanıtım Bülteninden)








Şimdiden belirtmek istiyorum, bu yorum oldukça olumsuz düşünce içerir. Kitabın kapağından mı başlasam yazım hatalarından mı yoksa çeviri hatası mı yazarın beceriksizliği mi anlayamadığım betimleme eksikliklerinden mi? Neyse, hepsinin sırası gelicek.

Bu kitabı alma nedenim, internette gezinirken kitapta Barrons'a benzer bir karakter olduğunu söyleyen yorumlar okuyuşumdu. Büyük bir heyecanla hemen kitabı sipariş ettim, büyük beklentilerim yoktu ama yine de deli gibi merak ediyordum kitabı.

Okumaya başladığımda yazarın tarif ettiği hiçbir şeyi anlamadığımı belirtmek istiyorum, makinelerden bahsediyordu ama gözümde canlandıramıyordum. Moralimi bozmayıp okumaya devam ettim, ilerleyen sayfalarda bahsettiği şeyleri daha iyi anlarım diye umuyordum. Kitabı bitirdim ve hala dikişçileri-kitapta bahsi geçen bir makine- gözümde canlandırabilmiş değilim. Tabii ki bu yazarın kitabı steampunk tarzında yazmış olmasından kaynaklanıyor olabilir, bu kitapla öğrendim ki izlemesi kolay ama okuması zor bir türmüş. İşte burada kafamda bir soru işareti oluştu, çeviri mi yeterli değildi yoksa yazar gerçekten de tasvirler konusunda başarısız mıydı? Kitabı orijinal dilinde okuyan varsa beni aydınlatabilir mi?

Betimlemelerin yeterli gelmemesine rağmen kitabı içimdeki merak duygusu sayesinde yarıladım. Kiaran'ın daha çok görüldüğü sahnelerde kitabı okumam hızlandı ve böylece kitabı bitirmiş oldum. Sonu merak edici bitti, kitap ülkemizde yayınlandığında alıp almama konusunda karar vereceğim. Ama belirtmek istiyorum ki yazarımız hâlâ ikinci kitabı yazıyor. Neyse ki Dex okuyucuyu bekletmeyi seven bir yayınevi değil, eminim kitap orijinal dilinde yayınlandıktan kısa bir süre sonra ikinci kitap bizlerle buluşur.



Hazır Dex demişken, o kapak ne öyle? Kitap elime geldiğinde acaba korsan olabilir mi diye durup düşündüm. Tamam orijinal kapakların maliyeti yüksek, anlıyorum. Ama böyle de kalitesiz kapaklar çıkarmak okuyucuya haksızlık değil mi? Orijinal edisyonlarında gözüm kaldı yemin ediyorum. Ne kadar güzel görünüyorlar.

Bunca şikayetime rağmen Kiaran sayesinde kitabı sevdim sayılır. Ne yazık ki alın diye çıldırmıyorum. Karar size ait.

3/5

30 Aralık 2013 Pazartesi

En İyiler| 2013



Koskoca bir yılı daha geride bıraktık. Bu yıl çok güzel kitaplar okudum, yeni türler keşfettim. Seneye daha da güzel kitaplar okumak dileğiyle bu yazıya başlamak istiyorum.

 Ne yazık ki bloga yazmaya başlamadan önce okuduğum kitapları bir yerlere kaydetmemişim. Yani benim en iyi kitaplarım mart ayından itibaren okuduklarım arasından seçilecek. Vakit bulabilirsem bir sonraki postta izleyip beğendiğim film ve dizileri de yazmaya çalışacağım. Daha fazla konuyu uzatmadan başlayalım.








Mavi Büyü- Richelle Mead

Vampir Akademisi'ni okuduktan sonra elim bir türlü yan seriye gitmemişti. Bu yıl, sonunda okumaya cesaret
edebildim ve tahmin ettiğiniz üzere kafamı taşlara vurdum. Resmen seri için deli divane oldum. Şimdilik ülkemizde üç kitabı çıktı ve aralarından en iyisini seçmem gerekti, sonuç olarak en sevdiğim kitap Mavi Büyü oldu.


                                                            



Karen Marie Moning- Rüya Ateşi

Buraya serinin bütün kitaplarını yazmamak için kendimi zor tutuyorum. Bugüne kadar okuduğum en iyi
fantastik seriydi. Her gördüğüme zorla okutmaya çalışıyorum, hala okumayanınız varsa lütfen gidip okusun. Hemen! Şu satırları yazarken bile Barrons  diye salya akıtıyorum klavyeye.




                                                                             






Tatlı Bela- Ayaklı Bela- Jamie McGuire

Bu iki kitap neredeyse birbirinin aynısı olduğu için tek maddede yazdım. Çıktığı andan itibaren büyük ses getirmişti bu seri, herkes gibi ben de bayılarak okudum. Ayaklı Bela'dan istediğimi bulamasam da çok sevdiğim bir seri olarak kitaplığımda yerini aldı.



Çıplak Ölüm- Nora Roberts

Bu yıl polisiye adına okuduğum en iyi seri, Nora Roberts'ın Eve Dallas'ı oldu. Kesinlikle herkese tavsiye ediyorum. Karakterler ve kurgu müthiş. Okuyun, okutturun.




Zehir Ustası- Maria V. Snyder

Bu yıl kendi adıma keşfettiğim bir şey oldu, ben tarihi kurguları(böyle mi söyleniyor emin değilim) okumayı seviyormuşum. Zehir Ustası da bu türe ait okuduğum ilk roman oldu. Serinin üç kitabı da ülkemizde çıktı. Göz atmanızda fayda var.

                                                                        
 Gölge ve Kemik- Leigh Bardugo 

Yine severek okuduğum tarihi roman, devam kitabının çevrilmesini büyük bir merakla bekliyorum. Değişik bir konusu var kesinlikle. Bad-boy ihtiyacınızı karşılayacak güzel bir karakter de mevcuttur efendim. Okumanız konusunda ısrar ediyorum.

Bir Milyon Güneş- Beth Revis

Ben ölmeden üçüncü kitabı çıkarsa mutlu olacağım serinin ikinci kitabı. Kitabın konusunu unuttum neredeyse eyy yayınevi, çıkar artık serinin son kitabını.

Mekanik Melek- Cassandra Clare

Ölümcül Oyuncaklar'ın yan serisi. Çok severek okudum ilk kitabı, devam kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum.








Yakut Kırmızı- Kerstin Gier

Çoğu kitabın birbirine benzediği bugünlerde değişik konulu fantastik bir roman arayanlara tavsiyemdir, henüz
son kitabını okuyamadım. Umarım en kısa zamanda okuyabilirim.

Fırsatçı- Tarryn Fisher

Yılın son günlerinde okuduğum bu romana kelimenin tek anlamıyla bayıldım. Serinin devam kitapları ülkemizde ne zaman çıkar bilmiyorum ama ben en kısa zamanda ingilizce olarak okumayı planlıyorum. Umarım başarabilirim. Gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. Okuyun!

2 Aralık 2013 Pazartesi

Saplantı- Jennifer L. Armentrout| Kitap Yorumu


Kitap: Saplantı
Yazar: Jennifer L. Armentrout
Tür: Fantasy, Paronormal, Romance, New-Adult
Yayınevi: Dex Plus
Seri: Obsession



 Ukala, zorba ve tapılası bir adam. Korunmaya muhtaç, küfürbaz ve ateşli bir kadın.
Hunter acımasız bir katil. Devlet için kötü adamları öldüren bir uzaylı. Işığın çocukları Luxenleri yok etmek için doğmuş bir Arum. Yaptığı işten de çok memnun, ta ki, bir insanı korumak zorunda bırakılana dek.
Serena, en yakın arkadaşı, senatörün oğlunun doğaüstü bir varlık olduğunu söylediğinde, ona inanmamıştı. Kim inanır ki? Ne yazık ki sonrasında korkunç bir olaya şahit oldu.
Hunter ve Serena, ateş ve barut gibi… Bir arada olmaları çok tehlikeli…
Sonunda Hunter yapmaması gerekeni yapıyor. Hem de defalarca.
(Tanıtım Bülteninden)



Okuduğum ilk Jennifer L. Armentrout kitabı olan Saplantı, eğlenceli kurgusuyla size keyifli anlar yaşatacak bir roman. Bir çok yeri yüzümde koca bir sırıtmayla okudum ve Hunter'ın davranışları yüzünden bol bol göz devirdim. Serena bu koruyucu öküze gayet sabırlı davrandı, ben olsam çoktan kıçını tekmeliştim. Tabii başarabilirsem!

Aslında Jennifer L. Armentrout'a sebebini bilmediğim bir ön yargım var. Melez Sözleşmeleri serisinin ön okumasını okuduğum zaman acayip derecede Vampir Akademisine benzetmiştim ve benim için o an Jennifer L. Armentrout kitapları görmezlikten gelinecek kitaplar listesine girdi. Yine de yazara bir şans vermek istedim, sonuçta kadının her kitabı büyük bir bayram edasıyla kutlanıyor. Kitaba deli olmadım ama özgün kurgusuyla bana hoş vakit geçirtti. Yaklaşık bir gün gibi kısa sürede biten, okuması kolay bir kitap Saplantı. Eğer beklentinizi yüksek tutmazsanız zevk alarak okuyabilirsiniz. Ayrıca birkaç yerde gözüme çarpan mantık hataları çeviriden dolayı mı yoksa yazar elli kelime önce yazdıklarını unuttuğu için mi kaynaklandı bilmiyorum. Neyse ki kitaptan soğutacak kadar rahatsız edici değildi bu durum.

Belirttiğim gibi yazarın daha önce yayınlanmış hiçbir kitabını okumadım. Lux serisini okumadığım için alıp almamakta kararsızdım ama bağımsız okunabilecek bir kitap. Sanıyorum ki Lux serisinde anlatılan şeyleri bu kitapta kısa bir özet olarak okuyoruz. Genel olarak kitap karakterlerini sevdim, Serena'nın yaptıklarıyla düşünceleri tutarlıydı. Hunter ise gayet komik bir karakterdi. Her ne kadar Jennifer beni bu kitabıyla deli gibi etkilemese de akılda kalacak karakterler yaratmış. Serinin ikinci kitabına şans vereceğim gibi duruyor ama diğer serilerinden uzak durma kararım hâlâ geçerli.

 Yazımı bitirirken şunu da belirtmeliyim ki kitap yetişkinler için. İçinde bol bol küfür ve seks sahnesi geçiyor. Bu gibi durumlardan rahatsız olmuyorsanız bence bir şans verebilirsiniz, ben çook eğlendim!

Not: Jen hayranları beni taşlayabilirler ama inanın sevmek için çok uğraştım bu kitabı.


Alıntılar:

''En azından erkek türünün hangi gezegenden gelirse gelsin öküz olduğunu öğrenmiştim.''
                                                       ***
''Bütün bunlara dair ne düşüneceğimi bilemiyordum ancak o yatakta yatarken gözlerimi kapatmadım. Her zaman yaptığım şeyi yaptım.
Onu seyrettim.''
                                                         ***

''On an, kulağa ne kadar basmakalıp gelse de, dünya durdu adeta; sadece ikimiz vardık. Başka hiçbir şey yok ve ben onda kaybolmuştum.''
                                                         ***

''Bir biçimde, onu tanıdığım bu kısa süre içinde, Serena soğuk bedenime nüfuz etmeyi başarmıştı. Benim ışığımdı, benim sıcaklığımdı ve onu bırakmaya hazır değildim.''







Puanlama: 3.5/5


18 Kasım 2013 Pazartesi

Kapağı Yüzünden Almadığım Kitaplar #1

Yoğun bir vize döneminden merhaba! Sınavlar yüzünden ne bir şey yazabiliyorum ne de kitap okuyabiliyorum. Eh, durum böyle olunca da uzak kaldım blogumdan. Pegasus Yayınları'nın Sonbahar- Kış kitap katoluğuna bakarken, hakkında güzel yorumlar duyup da kapakları yüzünden bir türlü elimin gitmediği kitapları listelemek geldi aklıma. Hemen sıvadım kollarımı, kısa bir liste hazırladım sizin için. Her bir yazıda tek kitap yayınlamayı planlıyorum. İşte kapağı yüzünden bir türlü elimin gitmediği ilk kitap;

Meleğin Düşüşü- Susan EE









Kıyamet melekleri yeryüzüne inip tüm dünyayı yakıp yıktığından bu yana altı hafta geçti. Gündüzleri sokak çeteleri hüküm sürüyor, geceleri korkunun ta kendisi. Bir gün savaşçı melekler küçük bir kızı kaçırdılar, tekerlekli sandalyeye mahkum, aç biilaç halde, ufacık bir kızı. Kızın ablası, Penryn, kardeşini kurtarmak için elinden geleni ardına koymayacak. Buna, aslında düşmanı olan bir melekle bir anlaşma yapmak dahil olsa bile. Raff e, kanatları kesilmiş, gücünü yitirmiş bir melek. Binlerce yıl savaştıktan sonra şimdi hayatı, gencecik bir kızın ellerinde. Penryn ve Raff e, korkunun ve tuhaf yaratıkların hüküm sürdüğü bir dünyada bir başlarınalar, hayatta kalmak için de birbirlerine ihtiyaçları var. Her şeye rağmen sağ kalıp düşman meleklerin inine gitmeliler. Penryn burada kardeşini bulmayı umut ediyor. Raffe ise binlerce yıllık düşmanlarına karşı tek başına savaşıp kanatlarını ve eski gücünü yeniden kazanmayı.


Bazı kitaplar vardır kapağı muhteşem olsa bile içeriği güzel olmaz, kabına aldanıp almış olursunuz. Bazı kitaplarda da bu durumun tam tersi  olabiliyor. Meleğin Düşüşü, o kitaplardan biri bence. Bir çok bloggerın çok severek okuduğu bu kitabı, sırf kapağı yüzünden okumak istemiyorum. Yayınevleri bu konuda biraz daha bilinçlense süper olur! Meleğin Düşüşü serisinin orijinal edisyonunu görmek ve seri hakkında daha çok bilgi almak isteyenler GR sayfasına alalım.


29 Ekim 2013 Salı

Bu Ay Neler Okudum?- Ekim 2013

Yazın ayda 11 kitap okuyan ben, bu ay yalnızca 4 kitap okumanın üzüntüsünü yaşıyor ve kendimi kınıyorum!
 Ama bu ay okuduğum bütün kitapları çok çok çok beğendim. İşte bu ay okuduğum kitaplar;



1. Zehir Ustası- Maria V. Snyder

2. 5. Kurban- Jane Casey

3. Beastly- Alex Flinn

4. Ölümsüz Ölüm- Nora Roberts





Kitapların gerçek fotoğraflarına bakmak isterseniz instagram hesabım; thpensieve. Siz bu ay neler okudunuz??

edit: Bayramımız kutlu olsun. Ne Mutlu Türküm Diyene!!

12 Ekim 2013 Cumartesi

Zehir Ustası- Maria V. Snyder | Kitap Yorumu




Zehir Ustası eylül ayında yaptığım alışverişte elime geçmişti-hala düzenlemeye üşendiğim için yayınlamadığım bir post daha-.  1-2 hafta sonra elime alabildim ve bir baktım kitap bitmiş, ben Büyü Ustası için yanıp tutuşuyorum. Malesef sömestra kadar alışveriş yapamayacağım için ikinci kitap bekleyecek. Ne yapalım ben de Zehir Ustasını tekrar okurum!

 Çoğu kişinin aksine Dex hayranı değilim ben, kitaplığımda fazla yoktur kitapları. Ama Zehir Ustası'nı okuduktan sonra  Dex'ten çıkan bütün kitapları merak etmeye başladım. Kitabın kapağını çok beğenmesem de konuyu biraz yansıtıyordu. Çeviri sorunsuzdu ve baskı hatasıyla karşılaşmadım hiç. 

 Yelena sorunlu geçmişi ve ürkekliğiyle okumaktan zevk aldığım bir karakter oldu. Çoğu karakteri okurken ''Neden böyle yapıyooosssuunnn!?'' diye çığlık çığlığa okurdum ama Yelena gayet tutarlıydı. Benim için saç baş yoldurmayan nadir karakterlerden biri oldu kendisi. Okurken en zevk aldığım olaylardan biri de Valek'in arkasına saklandığı kısımlardı. 
  Hazır Valek demişken. Onun o soğukkanlı katil hallerine bayıldım!! Bu aralar aşkını dile getiren ve hemen yelkenleri suya indiren karakterlerden hoşlanmıyorum. (Evet, iyice mazoşist oldum.) Valek beklentilerimin çoğunu karşıladı. 
  Janco ve Ari ise en sevdiğim yan karakterler olarak tarihe geçtiler sanırım. Onların geçtiği kısımları daha bir  severek okudum. 

Kitap beni bir çok yönden şaşırtırken, tahmin ettiğim yerler de oldu. Bazı yerlerde sıkılırken bazı yerlerde kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. Kitabın sonu hariç bir çok şeyi sevdim. Böyle karanlık başlayan bir kitabın sonunun da buna yakışır olmasını beklerdim. Serinin devam kitaplarını büyük bir merakla bekliyorum, en kısa zamanda almam lazım.

Puanlama;

4,5/5

1 Temmuz 2013 Pazartesi

Bu Ay Neler Okudum?- Haziran

Haziran ayı benim için pek verimli geçmedi açıkçası, yaşanan olaylar nedeniyle rahat rahat kitap okuyamadım. Ama bir çok yeni seriye başladım ve hepsini de çok sevdim. Temmuz ayında daha çok kitap okumak istiyorum, umarım yapabilirim. Yakında bu ay neler okuyacağımla ilgili bir yazı gelicek. Takipte kalın.

1. Percy Jackson ve Olimposlular/ Şimşek Hırsızı- Rick Rioardan

Bu seriye niye bu kadar geç başladım bilmiyorum ama kesinlikle bütün Rick Rioardan kitaplarını okumak istiyorum. Blogumda incelemesi yok fakat isterseniz yorum bırakmanız yeterlidir. Puan: 5/5

2.Elit- Kieara Cass

Yorumu burada.

3.Neredesin Bernadette?- Maria Semple

Okuyup, yorumlayamadığım bir kitap. Çok etkileyiciydi. Maria Semple, okunması gereken yazarlardan. Blogumda incelemesi mevcut değil, eğer incelememi isterseniz yorum bırakmanız yeterli. Puan: 4/5

4.Ozan Beedle'ın Hikayeler- J.K. Rowling

Okurken çok eğlendiğim ve niye bu kadar geç okuduğumu anlayamadığım kitap. Favori hikayem tabii ki Üç Kardeşin Hikayesi. Puan: 5/5

5.Kanbağı- Richelle Mead

Yorumu burada.


6.Çirkinler- Scott Wsterfeld

Yorumu burada.

7.Başka Bir Dünya:Üçlü İttifak- Maxime Chattam

Yorumu burada.

8.İntikam Ateşi- Karie Marie Moning

Yorumu burada.

27 Haziran 2013 Perşembe

Tag: Kitaptan Beyaz Perdeye

Vampirellanın Güncesi'nin yaptığı bu eğlenceli etkinliğe katılmak için sizi buraya alalım. Bu etkinlikte, film uyarlaması olsa da izlesek dediğimiz filmleri listeliyormuşuz. Bakalım benim listemde neler var;



1. Neredesin Bernadette?- Maria Semple

2. Kanbağı- Richelle Mead (Ah, Adrian!)

3. Evrenin Ötesi- Beth Revis

4.  Beni Seç- Kiera Cass (İmkansızı istiyorum sanırım.)

5. Başka Bir Dünya: Üçlü İttifak- Maxime Chattam


Ayrıca bu etkinliği yaparken fark ettiğim üzere, benim okuduğum çoğu kitabın filmi çıkıcak zaten. Bknz. Kemikler Şehri, Vampir Akademisi(Kar Kardeşleri olucak sanırım filmin adı, saçmalık!)

25 Haziran 2013 Salı

Başka Bir Dünya: Üçlü İttifak-Maxime Chattam/ Kitap Yorumu





Öncelikle belirtmek istediğim bir konu var, bu kitap bana deli gibi Yoklar romanını anımsattı. Hatta anımsatmayı bırakın kitapların birbirine ne kadar benzediğini düşünmekten kitabın sonuna kadar adapte olamadım konuya. Kitap bittiğinde kararımı vermiştim bu kitap Yoklar romanının daha karanlık  hali.

Bir çok yönden başka bir romana benzeyen bu romanın aslında daha zekice kurgulandığını, okuyucuyu tam bir ters köşeye yatırdığı zaman anlıyorsunuz. Kitabın sonunu belki tahmin edebilirsiniz ama olayların gidişatını tahmin etmek imkansız gibi bence. Yazar kesinlikle bu konuda çok başarılıydı. Dili akıcı ve anlaşılması kolay, hızlı okunan bir kitap.

Kitabın konusuna değinirsek, büyük bir fırtına sonucu bütün dünya değişiyor. Artık hayvanlar daha değişik, her yer bitki örtüsüyle kaplı ve göründüğü kadarıyla dünyada bir avuç insan kalmış. Bundan sonra yeni şartlara uyum sağlamalı ve hayatta kalmalıdırlar.

Şunu da söylemek istiyorum kitabın sonu cevaplar bakımından tatmin ediciydi aklımda bir kaç soru kaldı ama onları da serinin devam kitaplarında okuyacağız gibi duruyor. Okumak isteyenlere tavsiye ederim. Puan vermem gerekirse;


15 Haziran 2013 Cumartesi

Kitap Alışverişi

Herkese merhaba, yine dayanamayıp yaptığım bir kaç alışverişi sizlerle paylaşmak istiyorum. Her zaman olduğu gibi ''Bir daha uzun bir süre kitap almayacağım. GERÇEKTEN.'' diye söylenerek yaptım bu alışverişleri. Aldığım için memnunum ama artık kendimi durdurmam gerekiyor, kendime kitap almama konusunda söz verip yazıma geçiyorum. Keyifli okumalar. :)

1. Kayıp Sembol-Dan Brown

D&R'a uğradığım zaman %50 indirime girdiğini görüp, hemen kaptığım kitap. İlk Dan Brown kitabım oldu kendileri.

2.Elit-Kiera Cass

Çıktığını tesadüf eseri görüp almıştım. Yine bir gecede bitti. Yorumum için buraya alalım sizi.

3.Üçlü İttifak-Maxime Chattam

Dex etiketiyle çıkan bu kitabın konusu beni büyüledi. Migros kampanyasından aldım. 

4.Tanrı'nın Unutulan Çocukları-Craig Silvey

Okumaya ne zaman sıra gelir bilmiyorum ama bu kitabı aldığım için çok mutluyum.

5.Çirkinler-Scott Westerfeld

Uzun zamandır okumayı istediğim ve sonunda sahip olduğum kitap.



6.Ozan Beedle'ın Hikayeleri-J.K. Rowling

Yorumunu, yorumcadisi.blogspot.com 'da görüp hemen aldım bu kitabı da. :)

7.Şimşek Hırsızı-Rick Riordan

Uzun zamandır başlamak istediğim bir seriydi. Sonunda başlayabileceğim. :)

8.Altın Zambak-Richelle Mead

Kan Bağı'nın yorumu yarın burada olucak. Beklemede kalın !

9.Nerdesin Bernadette-Maria Semple

10.Karanlık Ateş-Karen Marie Moning


9 Haziran 2013 Pazar

Elit-Kiera Cass / Kitap Yorumu

Herkese merhaba, bu aralar yaşanan olaylar nedeniyle içimden ne bir şey okumak ne de bir şeyler yazmak geliyordu. Cuma günü artık kitap okuma kararı aldım çünkü herkes eyleme kitap okuyarak devam ediyor. Ve işte Elit ile karşınızdayım.

Elit bir önceki kitabı gibi 4 saatte okundu ve bitti. Kiera Cass çabuk okunan, insanı bol bol sinir eden bir kitap yazmış. America'yı bir ara omuzlarından tutup sarsmak istedim, bir insan bu kadar saf olamaz, olmamalı. Sen hala git sinirle kalk zararla otur, sonra ağla. Neyse. Spoiler vermeden ne söyleyebilirim inanın bilmiyorum. Ben çoğu seriye devam etmiyorum çünkü devam kitabı gelene kadar ilk kitabını unutuyorum. Ama Beni Seç öyle olmadı devam kitabını aynı merak ve heycanla okudum. Tavsiye ediyorum alın ve okuyun. Bol romantizmli ve heycanlı bir kitap arayanlara ilaç gibi geleceğine eminim.  Buradan sonrası ağır spoiler içerir.







Eveeet spoiler bölümüne geldim sonunda. Kitabı okurken madde madde not aldım aklımdan geçenleri. İşte başlıyoruz ;

Marlee: Yazarın beni en çok şaşırttığı nokta kesinlikle bu oldu. Marlee'nin kırbaçlanması ve devam eden 2 sayfayı ağzım açık okudum. Eh tabii sonra Maxon -biricik sevgilim.- yine bi güzellik yaptı. Bir de America anlasa şu çocuğu. Hala yapamam edemem ayaklarında. Öf.

Kriss: Allahım bir karakter nasıl hem bu kadar tatlı olup hem içten pazarlıklı olabilir ?

Celeste: Elime bir sopa verseler karşıma da Celeste'yi. Aha. İşte mutluluk diye buna derim ben.

Karakterler hakkında aldığım notlar böyleymiş. Kitabın tamamı için konuşursak ben asileri çok merak ediyorum. Amaçları ne? Kitaplarla ne yapıyorlar? Kral daha ne kadar böyle devam edicek? Maxon'ın yaşadıklarına ve bunları gizlemesine şok oldum. Gerçekten ne desem boş bu kitap için alıp okumanız lazım. Yorum yapamıyorum ! Son olarak söylemem gerekirse Elit geneliyle beni ilk kitaptan çok daha fazla memnun etti. Kısa bir yorum oldu ama inanın bu aralar yapabildiğimin en iyisi bu. Keyifli okumalar.


Ads Inside Post

Sitemize Hoşgeldiniz :)

Haberci

Destek3

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...