Subscribe For Free Updates!

We'll not spam mate! We promise.

book etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
book etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mayıs 2014 Pazartesi

Kağıttan Kentler- John Green| Kitap Yorumu


Kitap: Kağıttan Kentler
Yazar: John Green
Tür:  Young Adult- Contemporary- Mystery
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Seri: -
Goodreads Puanı: 4.10



Kendini ararken kaybolmanın ve yeni bir başlangıçla hayat ile aşkı keşfetmenin hikâyesi...
Quentin Jacobsen tüm hayatını, maceraperestliğin kitabını yazmış Margo Roth Spiegelmanı uzaktan severek geçirmiştir. Bu yüzden Margo tıpkı bir ninja gibi giyinmiş halde penceresine tırmanıp zekice planladığı intikam savaşına onu davet edince Quentin, Margonun peşine düşer.
Genç kızla sabaha kadar ortalığı karıştırdıktan sonra okula giden Quentin, her zaman bilinmezlerle dolu olan Margonun artık tam bir gizeme dönüştüğünü keşfedecektir. Fakat kısa süre sonra ipuçları olduğunu ve bunların kendisi için bırakıldığını fark eder. Birbirinden bağımsızmış gibi görünen ipuçlarının peşinde inatla ilerlemesine rağmen Quentin, Margoya ne kadar yaklaşırsa, tanıdığını sandığı kızdan o kadar uzaklaştığını görecektir...
"Hem kahkaha attıracak kadar komik hem de gerçekten dokunaklı."
-Kliatt-
"Greenin kalemi hayret verici... Bir şeyin nasıl hissettirdiğini, göründüğünü, etkilediğini sayfa sayfa belgeliyor. Büyüleyici, zekice kurgulanmış ve fazlasıyla duygusal."
-School Library Journal-
"Green sadece sıradışı bir zekâya sahip değil, aynı zamanda derinlemesine düşünen ve duygusal biri. Ayrıca muhteşem üslubu, eğlenceli ve aydınlatıcı metinleriyle mükemmel bir uyum içinde."
-Booklist-
"Printz ödüllü Green ne yapması gerektiğini iyi biliyor; derin ve zeki bir oğlan ile bu oğlanın sevgisini, okurları tatmin edecek bir üslupla sunuyor: İçten ve gerçekten komik diyaloglar, iç içe geçmiş ancak inandırıcı bir gizem ve tadından yenmeyen yan karakterler."
-Kirkus Reviews-
"Keyifli, zekâ dolu diyaloglar ve insanı şaşırtacak derinlikte bir sezgi yeteneği... Gerçekten etkileyici bir kitap."
-VOYA-
(Tanıtım Bülteninden)




Çoğu kişinin aksine, ben çok büyük bir John Green hayranı değilim. Yazdığı kitapları okumak zevk veriyor ve bence çok güçlü bir kalemi var ama nedendir bilmiyorum en sevdiğim yazarlar arasına giremiyor bir türlü. Tabii böyle olması sevgili John Green'in çok da umrunda ya! Neyse, biz kitaba geçelim.

Bugüne kadar yazarın ülkemizde yalnızca 3 kitabı çıktı ve kuşkusuz her kitabı büyük ses getirdi. Ama bana göre yazarın diğer kitapları -Alaskanın Peşinde, Kağııtan Kentler- Aynı Yıldızın  Altında adlı kitabının gölgesinde kaldı ve hak ettikleri ilgiyi göremediler. Şunu kesinlikle söyleyebilirim ki Kağıttan Kentler'i Aynı Yıldızın Altında'dan çok daha fazla sevdim. Bu kitabında yarattığı karakterlerle ve yaptığı tespitlerle resmen gönlüme taht kurdu.

Çok fazla spoiler vermeden kitabın konusuna değinirsek; Quentin Jacobsen kendi payına düşen bir mucize olduğuna inandığı, yan komşusu olan Margo Roth Spiegelman'a aşıktır. Margo havalı, lisenin en popüler kızıdır ve tahmin edeceğiniz üzere Quentin ise okulun ezik diye tabir edilen kişilerindendir. Buraya kadar her şey oldukça klişe gibi duruyor değil mi? Peki size, bir gece Margo'nun tıpkı bir ninja gibi Quentin'in penceresine tırmanıp titizlikle hesapladığı intikam planına davet ettiğini söylesem. Buradan sonra işler öyle bir gizemli hâl alıyor ki kitabı elinizden bırakamıyorsunuz.

''Margo gizemli olayları her zaman severdi. Ve daha sonra olan her şeyde, gizemli şeyleri belki de o kadar seviyordu ki onlardan biri haline geldi, diye düşünmekten kendimi alamadım.''
Quentin, sf.16

Kitap öyle güzel tespitlerle doluydu ki bir ara tüm cümlelerin altını çizeceğimi düşünmeye başlamıştım. Neyse ki sonradan kendimi kitabın gizemine kaptırdım ve bütün endişelerimden kurtuldum. Beni kitapta en çok etkileyen şeylerden biri Margo karakteriydi, diğer kitap karakterlerinden o kadar farklı ki okurken kendimi etkilenmekten alamadım. 
John Green sizi her kitabında farklı hikayeleriyle ve ilginç üslubuyla sarsan, okuyucuyu darmaduman etmekten çekinmeyen bir yazar. Yani kısaca, Kağıttan Kentler tam bir John Green kitabıydı. Her sayfasıyla sizi içine çeken ve mutlaka okunması gereken kitaplardan.

Size yalnızca Kağıttan Kentler'i tavsiye etmiyorum, eğer okumadıysanız üzerinde John Green yazan her kitabı okuyun. Pişman olmayacaksınız.



3 Mayıs 2014 Cumartesi

Ruhsuz- JODI MEADOWS| Kitap Yorumu


Kitap: Ruhsuz
Yazar: Jodi Meadows
Tür:  Young Adult- Fantasy
Yayınevi: Dex Kitap
Seri: Yeniruh (#1)
Goodreads Puanı: 3.78


Deneyimli Ruhlar Ve Ruhsuzlar
Binlerce yıldır, Sınır'da milyonlarca ruh yeniden, yeniden dünyaya geldi, her bir yeni yaşamda da geçmiş yaşamlarındaki anılarını ve deneyimlerini beraberinde getirdi. Ana ise bir Yeniruh: yani Ana doğduğunda bir başka ruh yok oldu. Kimse bunun sebebini bilmiyor ve bu, bir felaketin habercisi olabilir.
Ana'nın bir Yeniruh olmasından rahatsız olmayanlar da var.
Bunlardan biri olan Sam, yalnızca bir kez yaşayabilecek bir ruhu sevebilecek mi? Peki Ana'nın düşmanları, insanlar ve yaratıklar, onların birlikte olmalarına izin verecek mi?
Ana, varoluş sebebini açığa çıkarmak zorunda. Fakat onun bu arayışı, reenkarne olup olamayacağını öğrenmek için gittiği Kalp şehrini ve reenkarnasyon yasalarını sonsuza dek yok edebilir.
Jodi Meadows, insan ruhuna bambaşka bir bakış açısı getiren bu hikâyede fantazya ve macerayı birleştirirken, reenkarnasyon ve ruh kavramını sorgulamamızı sağlıyor.




Düşük beklentiyle başladığım kitapların bu denli iyi çıkmasını çok seviyorum. Kitabı beklediğimden daha uzun sürede bitirmiş olsam da zevk aldığım bir okuma süreci oldu. Kitabı niye böyle çok sevdiğimi açıklamadan önce kısaca konusuna değinmek istiyorum.

Binlerce yıldır yaşayan hiçbir ruhun ölmediğini düşünün, bedenleri ölüyor ama belli bir süre sonra başka bedenlerde aynı ruhlar yeniden dünyaya geliyor. Her bir yeni yaşamlarında geçmişe dair anıları ve bilgileri de onlarla beraber geliyor. Hatta çok uzun yıllardan bahsettiğimiz için, geçmişlerini unutmamak için günlükler tutuyorlar. Bir gün yeniden doğması beklenen ruh yerine bambaşka bir ruh doğunca herkes şoka uğruyor ve bundan rahatsız oluyorlar. Böylelikle kitabımızın ana karakteri olan Ana ile tanışmış oluyoruz. Ana onu sevmeyen annesi ile sürgün hayatı yaşıyor ve yeterince büyüdüğünü düşündüğü an Kalp'e -şehir- doğru yol alıyor. Tek bir amacı var neden varolduğunu öğrenmek.


''Gerçekten ne düşündüğümü bilmek ister misin? Bence insanlar seni tanımaya değip değmeyeceğinden  emin değiller. Sabaha yok olacağını bildiğin halde, bir kelebekle arkadaş olup olmamaya karar vermek gibi bir şey bu.''
Sam, sayfa 62

Her yeni kitaba başladığımda yabancılık çeker, yazarın bize sunduğu dünyayı kavramakta zorlanırım. Yani benim için kitapların en sıkıntılı yeri başlarıdır. Ruhsuz'u okumaya başladığımda resmen sudan çıkmış balığa döndüm, kitap hakkında en ufak bir fikrim olmadığı için yazarın yarattığı dünya bana karmakarışık geldi. İlk 50 sayfayı atlattıktan sonra her şey yavaş yavaş yerine oturmaya başladı ve o andan itibaren kitaptan zevk almaya başladım.

Yukarıda kitabı neden bu kadar sevdiğimi açıklayacağımı söylemiştim, bu nedenlerden ilki Ana'nın tipik genç-yetişkin romanlarındaki karakterlerden oldukça farklı oluşuydu. Yazarın bize anlattığı Ana'yı kitabın sonuna kadar istikrarlı bir şekilde sunmasına bayıldım. Yaşadığı kafa karışıklıkları ve güvensizlekleri o kadar yerli yerindeydi ki yaptığı hareketlerden hiç rahatsızlık duymadım. Bir diğer sevdiğim unsur ise Ana ile beraber toplumun yapısını ve diğer şeyleri öğreniyor oluşumuzdu. Genellikle benim kafamın karıştığı yerlerde Ana'nın da kafası karışmıştı ve onunla beraber cevapları aramak çok hoşuma gitti. Kitapla ilgili diğer memnuniyetlerimi de hızlıca sayarsam damdan düşer gibi aşk yoktu ve aradığım tüm soruların cevaplarını kısmen de olsa buldum.



Kitapla ilgili illa olumsuz bir şey söylemem gerekirse oldukça yavaş tempolu bir kitap, evet son sayfalarda hareketlilik var ama aradığınız aksiyon dolu bir kitapsa size Ruhsuz'u öneremem. Ayrıca karakterlere değinmeyi pek sevmiyorum ama Sam'in mükemmel olmayışını -yazarların bize kusursuz erkek karakter sunmasından sıkılan bir ben olamam?- çok sevdim.

Böyle bir kitabın ülkemizde çok popüler olmamasına anlam veremedim, okuduğum çoğu genç-yetişkin romanından daha başarılıydı. Bir an önce devam kitabını edinmek istiyorum, eğer seri böyle devam ederse favorilerim arasında yerini alacak gibi duruyor. Ayrıca kitabın kapağına aşık oldum, müthiş görünüyor.

Sonuç olarak Ruhsuz, orijinal konusuyla ve tutarlı karakterleriyle gönül rahatlığıyla önerebileceğim romanlardan biri oldu. Kesinlikle tavsiye ediyorum.

Puanlama: 4/5


Not : Daha fazla spoiler vermek istemiyorum ama kitapta ejderhalar var!! 

21 Ocak 2014 Salı

Labirent: Ölümcül Kaçış- James Dashner| Kitap Yorumu


Kitap: Labirent: Ölümcül Kaçış
Yazar: James Dashner
Tür:  Young-Adult, Science Fiction, Dystopia
Yayınevi: Pegasus
Seri: The Maze Runner (#1)


Thomas bir asansörde uyandığında hatırlayabildiği tek şey ismidir. Ailesini, evini veya oraya nasıl geldiğini anımsamamaktadır. Zihni bomboştur. Asansörün kapıları açıldığında Thomas kendini Kayran isimli, devasa taş duvarlarla çevrili geniş bir alanda ve burada yaşayan çocukların arasında bulur. Tıpkı Thomas gibi Kayranlılar da oraya neden ve nasıl geldiklerini bilmemektedir. Tek bildikleri çevrelerini saran labirente çıkan taş kapıların her sabah açılıp her akşam kapandığı ve her otuz günde bir aralarına yeni bir çocuk katıldığıdır. Kimse Kayranda kalmak istemese de kurtulmak imkânsız görünmektedir. Yine de Thomasın içinde bir his, çıkış yolu bulabileceğini söylemektedir. Ama bunun için zihninin derinlerinde yatan sırları açığa çıkararak labirentin gizemini çözmesi gerekecektir.




Sevgili Pegasus, kitabı daha dün bitirmiş olmama rağmen ikinci kitap için yalvarıyorum sana. Hemen çıksın, yıllarca bekletme bizi zaten kalbim de dayanmaz. Demir Kral'da yaşadığım hayal kırıklığından sonra kitaba biraz temkinli yaklaşmıştım. İlk sayfalara şöyle bir göz atarken, kitabı okumaktan kendimi alamaz hale geldim ve kitabı bırakıp başka işlerle ilgilenirken bile aklım kitaptaydı. Bu benim için çok nadir olan birşeydir.

Kitabı okumaya başladığınız ilk andan, son ana kadar durmadan birşeyleri merak ederek okuyorsunuz. Her sayfada şaşırma ihtimaliniz yok belki ama bu unsur daha fazla sayfa okumanıza neden oluyor. Benim açımdan bakarsak, bir an önce sona gelip neler olduğunu öğrenmek istedim ve 24 saatten kısa bir sürede bitirdim. Peki, sonuç? Lanet ikinci kitabı istiyorum.

Labirent: Ölümcül Kaçış'ı okurken aklıma sık sık Açlık Oyunları serisi geldi. Konu olarak birbirine benzediklerinden değil, uzun zamandır Açlık Oyunları kadar zevk aldığım nadir distopik romanlardan biri olmasından dolayı. Karakterler, yaratılan dünya, kitabın sonlarına doğru ortaya çıkan gerçekler hepsi zevkten dört köşe olmama neden oldu.

Yazar okunması kolay bir kitap yazmış ve çeviri de çok hoşuma gitti. Pegasus kitabın kapağı, yazı puntoları ve kalitesiyle resmen gönlümde taht kurdu. Ben çok sevdim, Labirent: Ölümcül Kaçış'ı, kesinlikle tavsiye ediyorum. OKUYUN! lütfen.


Son olarak kitabın filmi de çok yakında vizyona giricek, başrolde Dylan O'Brien var.

Bütün lülekafalara buradan selam olsun! :D

5/5

23 Nisan 2013 Salı

#KitapManzaraları vol.1

Merhaba arkadaşlar güzel fotoğraf buldukça #KitapManzaraları başlığı altında bunları sizlerle paylaşacağım. Ben kitap okumak kadar insanların kitaplıklarını incelemeyi, internetten kitap fotoğraflarına bakmayı çok seviyorum. Umarım sizde sweviyorsunuzdur ve bu seriyi beğenirsiniz. :) Keyifli günler !










Çok güzeller değil mi? 








Ads Inside Post

Sitemize Hoşgeldiniz :)

Haberci

Destek3

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...