Subscribe For Free Updates!

We'll not spam mate! We promise.

adrian ivashkov etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
adrian ivashkov etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ağustos 2013 Salı

Sevilen Erkek Karakterler


Maikalem'de görüp bayıldığım bu etkinliğe ben de katılmak istedim. Öncelikle sizi etkinlik sahibinin yazısına alalım.

İşte benim favori erkek karakterlerim;



1. Adrian Ivashkov

Çevremdekilerin, adını duymaktan bıktığı muhteşem karakter. Kendisi Vampir Akademisi Serisinde ve Kanbağı Serisinde bulunuyor.



2. Jericho Barrons

Hepimizin salyalarını akıttığı bad-boys aleminin alfası bana göre. O kadar kötü ve bencil ki. Ayrıca bizim alışık olduğumuzun tersine sevdiği için her şeyi yapan adamlardan da değil. Sevdiği birileri var mı? İnanın dört kitaptır anlayamadım. Karen Marie Moning'in yazdığı Ateş Serisinde bulunuyor bu karakter.
Bu seriyi okuyun, okutturun.



3. Jace Lightwood

Ölümcül Oyuncaklar Serisinin yakışıklısı. Bu seriyi de herkese tavsiye ederim. Yakında filmi vizyona girecek.



4. Travis Maddox

Açıklamaya gerek var mı? Kitabı okumadıysanız bile ne kadar muhteşem olduğunu işitmişsinizdir.



6 Ağustos 2013 Salı

Mavi Büyü- Richelle Mead| Kitap Yorumu



Vampir Akademisi benim vampirlerle tanıştığım ilk romandı. Dimitri için ayılıp bayılıyor, Rose'u hayranlıkla okuyordum. İlerleyen kitaplar da Adrian'a olan aşkım kabardı ve Dimitri'nin pabucu dama atıldı. Vampir Akademisi serisi bittiğinde elim hiç Kanbağı serisine gitmemişti. Yazar sanki daha güzel yazamazmış, o büyü bozulurmuş gibi geldi. Uzun bir süre almadım, görmezlikten geldim çıkan kitapları ve sonunda dayanamayıp ben de aldım. Bunları anlatma nedenim eğer benim gibi paranoyaklar varsa, ön yargılarını bırakıp bir kitapçıya koşsunlar. Sonuçta Adrian var, ne kadar kötü olabilir ki?!

Bu kitabı o kadar çok beğendim ki, bütün gece dönüp durdum yatakta aklım romandaydı. Dördüncü kitapta acaba neler olacak sorularıyla kafam meşguldü. Sonu beni çok güzel tatmin etti ama bir kaç sürprizle o sevincim yarım kaldı. Kitabı okurken verdiğim tepkiler genelde; ''Oha, nasıl yani? Ama yaaaa.'' şeklindeydi. Zaten kitap bir çok yönden beni şaşırttı. Bana göre serinin okuduğum en güzel kitabıydı. 

Kesinlikle herkese, Richelle Mead'in yazıdğı kitapların tümünü öneriyorum. Bu kadın mükemmel.


Bu yorum serinin diğer kitapları hakkında bolca spoiler içerir.


Kitap bittiğinde ben de resmen bitmiş oldum. Bildiğiniz üzere ikinci kitapta Sydney yüzünden yüreğimiz ağzımızda üçüncü kitabı bekledik. Sydney açısından hala gelişme yoktu -bi ara öyle güçlü şekilde tokatlamak istedim ki onu, anlatamam- , Adrian ise  hala mükemmel ve fazlasıyla romantikti. Of bana bir tane Adrian lazım. 

Bu kitapta daha güçlü bir Sydney görüyoruz, birden fazla olayı çözmesi lazım. Adrian konusunda olmasa da bir çok konuda kendini daha rahat hissediyor. Adrian'ın dediği gibi savaşçı bir tanrıça değil henüz ama  o yolda ilerlemeye başladı diyebiliriz. Bu kitapta dikkatimi çeken diğer bir unsur ise yazar, Adrian ve Sydney üzerine daha çok yoğunlaşmıştı. Bu benim için güzel bir şey olsa da yan karakterleri özlemedim değil. 

Serinin diğer kitabı için beklentim bir hayli yüksek umarım beklediğim gibi gelir kitap. Çünkü Mavi Büyü beklediğimden çok daha iyiydi. Daha durgun bir roman beklerken, gerilerek okuduğum sayfalar ve ağzımı açık bırakıcak sürprizler oldu. 

Herkese Adrian'lı günler diliyorum. Görüşmek üzere. :D







13 Haziran 2013 Perşembe

Favorilerim




Herkese merhaba, uzun zamandır aklımda olan bir konuyla karşınızdayım. Ara ara size genel olarak favorilerimi içeren yazılar hazırlamayı düşünüyorum. Bakalım bu aralar ben nelere takmış durumdayım.




İlk olarak bu aralar sürekli dilimde olan bir şarkıyı sizinle paylaşmak istiyorum. Phillip Phillips- Gone, Gone, Gone. Benim ruh halimi hemen değiştiren bir şarkı. Umarım siz de severseniz. :)
                        

Okulların kapanmasıyla ve takip ettiğim bütün dizilerin sezon finaline girmesiyle yeni bir dizi arayışına girmiştim, bir çok dizinin ilk bölümünü izleyip bıraktım ve sonunda yeni dizimi buldum. Ta ta ta taaaam işte karşınızda yeni dizim; Grimm. Özellikle Supernatural izleyen ve yeni sezon başlayana kadar ne yapacağını şaşırmış durumda olan arkadaşlara tavsiyemdir. Konusu ise şöyle;

Portland polisi Nick Burkhardt birçok korkunç olay yeri görmüş olmasına rağmen, görmeye başladığı tuhaf görüntülere hazırlıksız yakalanır; Nick görünüşte gayet normal olan insanların bir anda korkunç canavarlara dönüştüklerini görmektedir. Hayattaki tek akrabasının ziyaretiyle gerçeği öğrenen Nick doğaüstü yaratıkları görebilme yeteneğini ailesinden miras almıştır. Bir “Grimm” olarak, insanlarla mitolojik varlıklar arasındaki dengeyi korumakla görevlidir. Değişmiş “Büyük Kötü bir Kurt” en yakın dostu ve ortağı olur.

-wikipedia.org sitesinden alıntıdır.-





Diğer bir favorim ise Adrian Ivaskhov. Evet yanlış duymadınız şu sıralar Kan Bağı'nı okuyorum ve Adrian'a olan aşkım fena halde kabarmış durumda. Kitabın yorumu bir kaç güne burada olucak. O zamana kadar kitabın arka kapak yazısını paylaşmak istiyorum sizinle.

Kan Bağı-Richelle Mead
Sydneyin en son isteyeceği şey, vampirlerle arkadaşlık etmekle suçlanmak. Ve şimdi bir vampirle aynı odada!
"Sydneye yeniden dövme yap," dedi Stanton kararlı bir sesle. "Zoe konusunda kararımız belli değil, ona şimdiden dövme yapmayalım."
Gözlerim kardeşimin lekesiz ve solgun yanaklarına kaydı. Evet.
Orada bir zambak olmadıkça özgürdü. Dövme teninize bir kez işlendi mi, dönüşü yoktu. Artık Simyacılara aitsiniz demekti.

"Benzersiz ve baş döndürücü... Okurlar uzun süre bu serinin etkisinden kurtulamayacak." VOYA
"Büyüleyici..." Booklist
"Kesinlikle müthiş..." SLJ
"Alacakaranlıkın tahtının şüphesiz varisi." The Daily Beast


Şimdilik favorilerim böyle umarım okurken keyif almışsınızdır. Daha sonra görüşmek üzere hoşçakalın. :)

Haberci

Destek3

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...